Recep Tayyip Erdoğan

Kırmızı valizi hep toplu durmalı insanın!

Can Dündar çok uzun zaman önce yazdığı bir şiirinde şöyle diyordu: "Bavulları hep toplu durmalı insanın.İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı. Haklılığın onuru yaşatır insanı. Susmanın utancı öldürür. O yüzden en sessiz gecelerde 'doğruydu, yaptım'la teselli bulmalı insan. Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli..."

"Başbakan Olan Yalan Söylemeye Başlıyor, Af İstiyoruz"

Hacettepe Ünv. Arş. Gör. Yağcıoğlu’nun cezaevindeki çocukların seçimlere dair görüşlerini aldığı araştırması çocukların milletvekillerinden beklentilerini de yansıtıyor: "Demirtaş ailemize moral versin, çocuk cezaevleri kapatılsın..."

Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Hizmet Bölümü Araştırma Görevlisi Sedat Yağcıoğlu 7 Haziran Genel Seçimi’ne yönelik olarak cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlü çocukların görüşlerini yansıtan bir araştırma gerçekleştirdi.

Gazetecileri Koruma Cemiyeti: Türkiye Gazeteciler İçin Açık Hapishane

Türkiye’de basına karşı artan kısıtlama ve sansür, Gazetecileri Koruma Cemiyeti (CPJ) tarafından dünya genelinde yayınlanan ‘‘Basına Karşı Saldırılar, 2015’’ raporunda geniş yer aldı. New York merkezli uluslararası kuruluş CPJ adına basındaki kısıtlamaları ve baskıları kaleme alan gazeteci Yavuz Baydar, Türkiye’nin gazeteciler için açık hava hapishanesine dönüştüğünü dile getirdi.

Şimdi Değilse Ne Zaman?

Erdoğan “Ergenekon davasında kandırıldık” dedi. Ardından Balyoz sanıklarına beraat geldi. Davalar siyasi olunca, mahkeme kararları da kaçınılmaz olarak siyasi oluyor. Varsın iktidar her sıkıştığında “Yargıya müdahale edemeyiz” desin!
 
Füsun Erdoğan Brüksel - BİA Haber Merkezi 03 Nisan 2015, Cuma 00:02
 
Türkiye gerilimli günlerden geçiyor.

Ve bütün bu karmaşanın, hızla değişen gündemin içinde bazı önemli meseleler arada kaynayıp gidiyor.

Mahmut Alınak: Ben Mehmud Avdo’yum

Ben devletin dedeme verdiği ALINAK soyadını ve Mahmut olarak değiştirdiği adımı altmış iki yıl boyunca üstünde iğreti bir elbise gibi taşıyan sözde özgür, ama özde esir Mehmud Avdo’yum.

Misak-ı Milli sınırları içinde işgal altında tutulan ve ezilen kardeş halklar Türkler, Kürtler, Kürt ve TürkAleviler, Çerkesler, Araplar, Lazlar, Ermeniler, Romanlar, Süryaniler, Ezidiler, Rumlar ve diğer esir halklarla aynı talihsiz kaderi paylaşan bir esirim.

Adalet Bakanı’nı cezaevine kapatmalı…

Bu yazıyı koyulduğum cezaevinin üstündeki ranzanın demir parmaklıklarla gölgelenmiş solgun ışığında yazıyorum. Yattığım ranzanın alaca karanlığında ne bir yazı yazılabilir, ne de bir şey okunabilir. Adeta ağız ağıza yattığımız otuz iki kişilik koğuşta ya da cezaevinin herhangi bir yerinde üstünde yazı yazılabilecek bir masa veya sehpa  yok. Dert değil, imkansızlıklarla boğuşmaya alışkınız. F tipinde olduğu gibi dizimizde de yazarız yazılarımızı. Mesele, buradaki bir mahpusun dahice bir tanımlamayla ; ‘ Azrail bile çaresiz kalır ’ dediği Türkiye Cezaevlerinin genel panoramasıdır.

"İhsan Dönmüş serbest bırakılsın!"

İHD İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu, kanser teşhisi konan İhsan Dönmüş'ün serbest bırakılmasını istedi.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, bu haftaki F Oturması eyleminde hasta mahpus İhsan Dönmüş'ün sağlık durumunu gündeme getirdi ve Dönmüş'ün serbest bırakılmasını istedi.

Galatasaray Lisesi önünde gerçekleştirilen eylemde, “Tedavi haktır engellenemez!”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek!” ve “ATK / TMŞ elini mahpuslardan çek” sloganları atıldı.

5 çocuğu 4 ayrı cezaevinde

Burhan Ekinci-Al Jazeera Türk

Hakkârili Ertunç ailesinin beş çocuğu var; beşi de PKK’ya destek suçundan cezaevinde. Baba Ahmet Ertunç, oğullarını görebilmek için Hakkâri, Van, Ankara ve Tekirdağ arasında mekik dokumak zorunda. Aljazeera, Baba Ertunç'un görüş günü yolculuğuna tanıklık etti.