Silivri

Silivri cezaevi bedensel sağlığa zararlıdır, ruhsal sağlığa zararlıdır...

"Silivri korkunç bir yer.  Devasa kampüse yaklaştıkça, her bir arama noktası ayrı bir eziyete dönüşüyor.  İnsanın sevdikleri ile arasına bundan daha büyük engeller, korkutucu, soğuk, mekanik, robotik, duygusuz bariyerler konulması sanki bilerek, planlanarak, tasarlayarak yapılmış. İnsanların barış, huzur, sağlık, güvenli, adaletli bir yaşam için beraberce oluşturduklarını sandığımız devlet denilen aygıt bu kadar mı mendebur hale getirilir? "

Silivri'de kadın tutsaklar 24 saat boyunca izleniyor

Ankara Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan Silivri Cezaevi'ne sürgün edilen Resmiye Vatansever ve Deniz Tepeli isimli kadın tutsaklar, tek kişilik hücrelere konuldu.

Gönderdikleri mektup ile sürgün sırasında karşılaştıkları muameleyi anlatan iki kadın tutsak, konuldukları hücrelerde havalandırmanın ve banyonun erkek gardiyanlar tarafından izlendiğini belirtti.

Silivri’den yansıyan “Tutsaksan, devrimciysen, kadınsan her türlü işkenceyi hak ediyorsun”

Fiziki müdahaleleri de erkek personel yapıyor. Ben iki kez bu şekilde saldırıya uğradım.. Hakkımızı aradığımızda gardiyanlar bize ‘biz devletiz, devlete ayıp olmaz’ vb. şeyler de söylüyorlar. Erkek personelle tartıştığımızda ‘kadınların bize gücü yetmez” diyorlar.

“Bu işyerinde işkence var”... İyi ki darbe olmadı memlekette...

 

“Bu işyerinde işkence var”

Bu söz belki de en çok Manisalı gençler davasından tanıdık gelir. 1996’da Manisa Emniyet Müdürlüğü’nün kapısına asılmıştı.

2016’da da hapishanelerden haber aldıkça sık sık bu sözü hatırlıyorum.

En çok da “Silivri’de işkence görenlerin inleme sesinden geceleri uyunmuyormuş” dendikçe. Çünkü OHAL en çok ‘içeride’ hissedildi.

Cezaevlerinin O’hali

"Sonbaharı beklerdik, yapraklar düşecek, rüzgarla savrulanlardan birkaçı da bizim havalandırmaya düşecek. Biz de kurutup mektuplara katacağız. sonbaharı, bir yaprağımız olur diye beklemek ne demektir, yazılmalı, anlatılmalı insanlığa."-Meral Çiçek-
 
 

Sayfalar