Sincan

Zeynep Avcı'nın Ekibimize yolladığı 8 Mart mesajı yeni ulaştı

Sevgili Gamze

Geç de olsa kartını aldım. Yazdığın için teşekkürler!

Bahar kapımızı çalmışken kadınlarımızın gülümseyen yüzüyle buralardan merhaba diyelim birlikte dedim.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz her daim ve "Hayır"larla yeni baharların, barışın kapısını açması dileğiyle,

umutla sevgiyle kalın.

Zeynep Jin, Jiyan, Azadi.

Zeynep

***

ve Zeynep Avcı'dan bir şiir:

ELLERİ CEBİNDE

"Kadın Tutsaklardan herkese, sesimizi duyan tüm güzel insanlara sevgiler"

“Temmuzdan bu yana çıkabildiğimiz tek yer havalandırma saatlerimiz! Buna rağmen gerilim hattı gibi yansıyor hava. Yaşananlara, “bizim cephede çok şey değişmedi” diyerek başlamak isterdim; fakat olmuyor, bilirsiniz. Doğrusunu söylemek gerekirse nasıl, ne kadar yazabilirim; onu da kestiremiyorum. Daha önce sizlere yazdıklarım ulaştı mı, ondan pek emin değilim; mektupların akıbetini pek bilemiyoruz da! Neredeyse mektup almak bile güçleşti. Yine de biz yazmaya devam edeceğiz.”

Zeynep Avcı

Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

Wernicke Korsakoff Hastası Tutsağa 15 Temmuz işkencesi

Wernicke Korsakoff hastası Mustafa Gök, tutulduğu Sincan F Tipi Cezaevinden 15 Temmuz darbe girişiminin ardından sürgün edildi.

Wernicke Korsakoff  hastası olan ve cezaevi koşullarında kalmasının uygun olmadığına dair 3 kez rapor verilen Mustafa Gök, tutulduğu Sincan F Tipi Cezaevinden 15 Temmuz darbe girişiminin ardından sürgün edildi. Gönderildiği Tekirdağ F Tipi Cezaevine eşyaları hâlâ gönderilmeyen, ilaçları verilmeyen Gök’ün yaşamını tek başına idame ettirmesi neredeyse imkansız. 

Silivri’den yansıyan “Tutsaksan, devrimciysen, kadınsan her türlü işkenceyi hak ediyorsun”

Fiziki müdahaleleri de erkek personel yapıyor. Ben iki kez bu şekilde saldırıya uğradım.. Hakkımızı aradığımızda gardiyanlar bize ‘biz devletiz, devlete ayıp olmaz’ vb. şeyler de söylüyorlar. Erkek personelle tartıştığımızda ‘kadınların bize gücü yetmez” diyorlar.

“Bu işyerinde işkence var”... İyi ki darbe olmadı memlekette...

 

“Bu işyerinde işkence var”

Bu söz belki de en çok Manisalı gençler davasından tanıdık gelir. 1996’da Manisa Emniyet Müdürlüğü’nün kapısına asılmıştı.

2016’da da hapishanelerden haber aldıkça sık sık bu sözü hatırlıyorum.

En çok da “Silivri’de işkence görenlerin inleme sesinden geceleri uyunmuyormuş” dendikçe. Çünkü OHAL en çok ‘içeride’ hissedildi.

"Oğlumu Tanıyamadım"

 "4 Ağustos tarihinde oğlum ve iki hücre arkadaşını ellerinden ve ayaklarından kelepçeleyerek çırılçıplak soyup süngerli odaya atmışlar. 4 saat bu süngerli odada en az altmış kişi gelip tekme, tokat, yumruk, cop gibi buldukları her araç ve yöntemle oğlum ve hücre arkadaşlarını döverek işkence etmişler."

Darbe girişiminin ardından Sincan Cezaevi’nde yer açmak için başka cezaevine nakledilen hükümlünün annesi, oğlunun yaşadıklarını Cumhuriyet’e anlattı.

Biz Kadınlar Birlikte Yürüdüğümüz Sürece Yaşam Anlamlı... Müebbetlik tutsak yazdı...

Çünkü buradan sana ulaşacak, kadınlara ulaşacak kelimelerle köprümüzü oluşturmak çok önemli. Heybemizde anlatılacak yığınla anlatamadığımız hikayelerimiz var. Şuna hep inanmışımdır, biz kadınlar birlikte yürüdüğümüz sürece yaşam anlamlı. Çünkü bizim yaşamak için, büyümek, güzeli yaratmak için çoook nedenimiz var….” -25 Temmuz 2016-

Zeynep Avcı 

Sayfalar