Şevket Öznur için artık çok geç…

Hapishanelere, hapisteki ağır hastalara gönderdiğimiz mektuplardan biri, vefat haberiyle geri dönmüş bugün. Şevket Öznur yaşamıyor artık.

İnsan Hakları Derneği’nin ağır hasta mahpuslar listesinde, adının yanında kaldığı cezaevi (bir listede Sakarya L Tipi, diğerinde Ümraniye) yazıyor, durumu şöyle anlatılmış: “Hipertansiyona bağlı felç, diyabet, kronik kalp yetmezliği, dördüncü evre kronik böbrek yetmezliği, her iki ayak damarlarında %90′a varan tıkanıklık. Bir gözünü kaybetmiş tedavi edilmezse diğerini de kaybetmek üzere. Sürekli sakatlık raporu var. Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 26.04.2010 ile 10.06.2010 tarihli raporlarında T.C. Anayasasının 104/b maddesinde sözü geçen sürekli hastalık kapsamında değerlendirildiği bildirilmesine rağmen hala tutuluyor.”

Hepsi bu kadar. Şevket Öznur’un kim olduğunu, hayattan neler beklediğini öğrenmek, mektupla da olsa onu tanımak için artık çok geç. Adli Tıp Kurumu bile cezaevinde tutulmasının uygun olmadığını yazmışken, neden salıverilmediğini de bilemiyoruz. Tahliye edilse ne olurdu, artık anlamsız bir soru.

Ona önce Sakarya Cezaevi adresine mektup göndermiş, oradan iade gelince Ümraniye Cezaevi adresine yeniden yollamıştık. O cezaevinden iade edilen zarfın üstünde yazıyor, “vefat etmiştir.”

Şevket Öznur belki birinin sevgilisi, birinin babası, birinin kardeşiydi. Mutlaka birilerinin evladı, canıydı. Belki ciddi suçlar işleyip çok can da yakmıştı, bilemiyorum. Ama ne olursa olsun bir insanın, bu şekilde, cezaevinde, ailesinden, sevdiklerinden uzakta ölmesinde bir adaletsizlik, insanın içini çok acıtan bir yalnızlık, bir yanlışlık, bir insafsızlık var bence. İnsanlık dışı bir öfke var sanki, kimin öfkesi bilemiyorum. Artık kim olduğunu öğrenemeyeceğimiz bu insan neden tahliye edilmemiş, bundan kim sorumlu bilemiyorum, ama elbet var sorumluları.

Şevket Öznur’un öldüğüne dair hiçbir haber bulamadım internette. Hatta, Kıbrıs’ta onunla adaş olan bir akademisyen dışında, Şevket Öznur diye birinin yaşamış olduğuna dair bir bilgi de yok, isimleri ardarda sıralayan hasta mahpus listeleri dışında… Ne acı bir sahipsizlik! O listelerdeki diğer adları bekleyen son bu mudur?

 

Kaynak: http://hapistesaglik.wordpress.com/