12 Eylül tutsaklarının aileleri anlatıyor

Ya kaybolan hayatlar

Oya ARMUTÇU / ANKARA

Mahkûmlardan Tahir Canan’ın oğlu İlhan Canan, “Her şeyden önce ona sarılmak istiyoruz. 32 yıllık özlem var” derken, 30 yıldır cezaevindeki Muzaffer Öztürk’ün eşi Özgül Öztürk ise “Yaşanmamış hayatların hesabını kim verecek” diye sordu. Aileler, şunları anlattı:

Muzaffer Öztürk’ün İstanbul’da yaşayan eşi Özgül Öztürk: Biz 12 Eylül öncesi cezaevine girdik, 20’li yaşlardaydık. Ben mimarlık okuyacaktım olmadı, o kapılar cezaevinden çıkınca yüzüme kapandı. O da yapı sanat elektrik bölümü mezunuydu. Özgür bir yaşamımız olsaydı, Muzaffer belki sanatçı olacaktı. Geleceğimiz elimizden alındı. 18-19 yaşında çocuklar delilsiz, ‘devleti yıkacak’ diye hapislerde çürütüldü. 78 kuşağı yok edildi. 1980’de askeri mahkemeden ceza aldı 1991’de bırakıldı. Örgüt üyeliği suçlamasıyla infazı yakıldı, yeniden cezaevine girdi. O cezaevine girdiğinde kızımız daha 6 aylıktı. Kızım şimdi 21 yaşında teknik üniversitede okuyor. Babasız büyüdü. Baba onun için yabancı birisi. Meclis’ten yasa çıkınca çocuk inanmadı.

BEDELİ KİM ÖDEYECEK

Muzaffer’in yaşadıklarının yanında bizim yaşadıklarımız birşey değil. Babam öğretmendi, bize sahip çıktı. Ama Muzaffer kızını göremedi, annesi camda ‘Oğlum gelecek’ diye beklerken öldü. Biz bu travmaları yaşadık. Bu yasa Meclis’ten çıkınca önce çok sevindim, hep acıdan üzüntüden ağlardım ilk defa sevinçten ağladım. Ama sonra düşündüm. Ben 56 yaşındayım, Muzaffer 57 yaşında. Hayata neresinden başlayacak, kızıyla ilişkilerini nasıl kuracak? Biz cezaevinde yaşadık. Yaşanmamış hayatımızın bedelini kim ödeyecek?

Önce sarılacağız

Tahir Canan’ın oğlu İlhan Canan: Annem bir türlü inanamadı. Çok heyecanlı. Hep tedirginliğimiz var acaba bu kez çıkacak mı diye. Gidip babamı o kapıdan bir alalım, sarılalım. Ne yapacağımız beraber planlayacağız. Denizi çok sever, tatile çıkmayı istiyoruz. Sinemaya gitmeyi, birlikte yiyip içmeyi, her şeyden önce ona sarılmak istiyoruz. 32 yıllık özlem var.

Sıfırdan başlayacak

Hasan Erdemli’nin babası Mustafa Erdemli: Oğlum 30 yıldır cezaevinde. Çok mutluyum ama inanamıyorum. Benim çocuğumu 3-4 defa saldılar, daha sonra içeri aldılar. Bir çocuk gazete sattı diye bu kadar yıl mahpus kalır m? Kolejde okurken aldılar, hayatı cezaevinde geçti. Şimdi ne yapacak? 80 yaşındayım. Beraber yaşamak için Fethiye’ye gelmiştik, 1994’te iş kurmuştu burada. Ama
hayata bu yaşında sıfırdan başlamak zorunda.

Lütuf değil, hak

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba: “Bu bir lütuf değil haktı. Tahir Canan’ın oğlu İlhan Canan, aileleri büyük çaba gösterdi. 2011’de ailelerle yasal düzenleme istedik. Ancak 4. Yargı Paketi ile bu sağlanabildi. 12 Eylül döneminin bir hukuksuzluğu dört partinin imza verdiği önergeyle ortadan kalktı. Emeği olan herkese teşekkür ediyorum. Türkiye bir hukuk garabetinden daha kurtuldu. Sarp Kuray da 12 Eylül öncesi suçlarından içerde. Ama o unutuldu.”

83 yaşındayım, 2 felçle oğlum için ölmedim

30 yıldır cezaevindeki Hasan Gülbahar’ın annesi Dursun Gülhabar: Çok mutluyum, çok heyecanlıyım. 83 yaşındayım. İki kez felç geçirdim ölmedim. Oğlum için yaşadım. Onun için biraz daha yaşamak istiyorum. Bir anne olarak, CHP milletvekili Veli Ağbaba başta, emeği geçen herkese Meclis’e minnettarım.

Kardeşi Sema Gülbahar: Ağabeyim cezaevine girdiğinde ben 12 yaşındaydım, şimdi 45 yaşında bir anneyim. Oğlum 19 yaşında, dayısını cezaevi dışında hiç görmedi. Bayramlarımız, yılbaşımız hep cezaevinde geçti. Onsuz bir nesil büyüdü. Biz Mersin’de oturuyoruz. Bana telefonda hep ‘Balkona çık benim için bir nefes al’ derdi. Dışarı çıksın balkonda beraber oturacağız. 30 yılın özlemini gideceğiz. Onunla sahilde yürümek, denize girmek, sarılıp uyumak istiyorum.

Hürriyet Gazetesi- 14 Nisan 2013