23 YILLIK TUTSAK MEHMET GÖK’TEN MEKTUP VAR…

23 YILLIK TUTSAK MEHMET GÖK’TEN MEKTUP VAR…

“Evet Adil arkadaş biliyorsun cezaevi işte böyle bir şey. Bazen ürettiklerin dışarıda kayboluyor, bazen polis el koyuyor, bazen de dışarıya çıkaramıyorsun. Çalışmalarda sonuç almayınca boşa kürek sallamış oluyorsun,  çalışma şevkini de kırıyor.  (…)  Bizim cezaevinden biri adli davadan firar etti, olan bize oldu ondan sonra birçok hakkımız kısıtlandı. Elimizden tüm resim ve benzeri malzemeleri aldılar. Bu cezaevinde Atölye yok, Kütüphane yok, kolektif bir alan yok, spor sahası yok, yemekler çok kötü çıkıyor. Kısacası tüm haklardan mahrumuz…”

17 Şubat 2014

          Değerli Adil dost Merhaba

   Her şeyden önce selamlarımı ve saygılarımı iletiyorum. Benden haber alamadığını yazmışsın. Bu doğru, bu dönemde kimseye yazamadım. Neyse ki sonunda yazmaya karar verebildim. Bazen canım yazmak istemiyor, böylesi dönemler sık sık başıma geliyor. Epey arkadaştan ikaz ve serzenişler alınca beni biraz sarsmış olacak ki oturdum bir-iki günde onlarca mektup yazdım, karaladım desem daha doğru olur.

   Sana yazamamamın diğer bir nedeni de daha önce belirttiğim “KARANLIK İÇİNDE AYDINLIK YÜZLER, ÖLÜLERİMİZ KONUŞUYOR” adlı çalışmanı bir arkadaşla ortak çevirmiştik, bende dışarıya gönderdim. Bilgisayar yazılımı için, gönderdiğim genç ortalıkta yok galiba çıkış yapmış, o arkadaş gitmeden başka birine defteri vermiş, ben de uzun zamandır defter peşindeyim. İster yazılmış olsun ister olmasın geri getirmeye çalışıyorum, bir türlü sonuç alamadım. Bilgisayar çıktısı olarak sana göndermeyi düşünüyordum, olmadı. Bu benim için bir sorun halini aldı. Evet Adil arkadaş biliyorsun cezaevi işte böyle bir şey. Bazen ürettiklerin dışarıda kayboluyor, bazen polis el koyuyor, bazen de dışarıya çıkaramıyorsun. Çalışmalarda sonuç almayınca boşa kürek sallamış oluyorsun,  çalışma şevkini de kırıyor. Her şeye rağmen üretmeye devam, durmak ölmektir, paslanmaktır, düzenin istediği duruma gelmektir. Benim elimde ikinci bir nüsha olmadığı için farklı bir yönteme de giremedim elim kolum bağlı kaldım. Durum bu. Bu dönemde çeviri işi biraz yatmış. Ortadoğu da isyan hareketleriyle ilgili bir arayışım var fakat kaynak yok denecek kadar az. Ortaçağ İslam dönemine ilişki biraz kaynak topladım. Son birkaç yıllık döneme ilişkin hiçbir şey yok.

   Ben hala ayaktayım, sağlık sorunlarımı pek öne çıkarmaya çalışmıyorum. Çünkü insan hastalıkla uğraştıkça, insanın yakasına daha çok yapışıyor. Onun için uzak duramaya çalışıyorum. Böylesi daha iyi oluyor, kendimi daha zinde daha iyi hissediyorum. Kronik düzeyse birçok rahatsızlığım var. Daha iyi, daha konforlu nasıl rahat ederim çabası içindeyim. Şunu da biliyorum ki bu düzen intikam almak için çürütmek için elinden geleni yapıyor. Bende (bizde) buna karşı nasıl direnebilirim, bu aynı zamanda psikolojik bir mücadeledir de.

   Değerli dost şu an seçim atmosferindesiniz yoğunluk çok daha fazla, gerçi her zaman yoğunsunuz hele Mersin gibi gelişmekte olan bir şehrin sorunları çok fazla, onlara çözüm üretmek sizlere düşüyor, bu da kolay olmasa gerek.

   BİZİM BU CEZAEVİNDE BİRİ ADLİ DAVADAN FİRAR ETTİ, OLAN BİZE OLDU ONDAN SONRA BİRÇOK HAKKIMIZ KISITLANDI. ELİMİZDEN TÜM RESİM VE BENZERİ MALZEMELERİ ALDILAR. BU CEZAEVİNDE ATÖLYE YOK, KÜTÜPHANE YOK, KOLEKTİF BİR ALAN YOK, SPOR SAHASI YOK, YEMEKLER ÇOK KÖTÜ ÇIKIYOR. KISACASI TÜM HAKLARDAN MAHRUMUZ. Kendini oyalayacak, sosyalleşecek aktivitelerden de mahrum olunca, kendini kitaplara vermekten başka çare kalmıyor bir de tekdüze bir yaşam biçimine denk geliyor ki onunda kendine göre zorlukları var. Neyse ki bizim Rojava’nın verdiği moralle canlı, heyecanlı zamanı doldurabiliyoruz. Tartışmalar daha çok süreçle ilgili, seçim süreci, Rojava devrimi ve son Türkiye’deki gelişmeler ekseninde günü doldurmaya çalışıyoruz.

   Tüm Okay ailesine selam sevgi ve saygılarımla

     Newrozunuzu kutlarım. Newroz Piroz be

Mehmet GÖK    H-Tipi Cezaevi G-2    GAZİANTEP