24 YILDIR ZİNDANDA OLAN RESUL BALTACI’DAN BERKİN ELVAN İÇİN BİR YAZI…

24 YILDIR ZİNDANDA OLAN RESUL BALTACI’DAN BERKİN ELVAN İÇİN BİR YAZI…

Resul Baltacı, 2 Nolu T Tipi Cezaevi  B-9, Şakran/Aliağa   - İZMİR   

269 GÜN

Berkin Elvan cenazesini büyük bir sahiplenme ile sonsuzluğa uğurladılar. Ülkenin birçok kentlerinde kitlesel bir duyarlılıkla Berkin için ayaktaydılar. Toplumun her rengi, her sesi, her inancı orada olduğu ve hep birlikte zulüme, adaletsizliğe seslendiler. Bu toplumsal bir duruş ve kutsal insani duyguların olduğu, açık bir şekilde yansıyordu. Sloganlar, pankartlar birbirini tamamlıyordu. Bir pankartta şunlar yazıyordu “Berkin Elvan’ı 14 yaşında vurdunuz 15 yaşına kadar komada kaldı, 16 kiloda öldü.” Tam 269 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra hayatını kaybeden Berkin.

Cervantes “En büyük felaket ölümdür” der. Çünkü ölüm acı ile buluşturur insanı ve insanın en yoğun yaşadığı duygu acı duygusudur. Alt-üst eder ve bazen doğrunun sınırına varımına yardımcı veriler sunar bize. Yani insanı kendine getirir, bilincin aktif halini senle buluşturur. Kabullenmediğimiz gerçeklerin ölümle ortaya çıkması bizi biz eden o acıdır.

Aslında o cenazedeki değerli topluluk, tek inanç, tek renk ve tek bir ideolojiye sahip olanlar değildiler. Ne olursa olsun zulme karşı direnen bütün halklar aynı dili konuşur. Aynı dilde şarkılar söyler. El ele tutuşup direniyorlar. Ezilenler, devrimciler, demokratlar, Kürtler, Aleviler, Türkmenler kısacası zulüme uğrayan herkesin direniş dili birdir. Biz Kürtler de uzun yıllardan beri hep direniş dilinde şarkılar söylüyoruz. Dağda, şehirde, sorguda, hapishanelerde, yurt dışında, meydanlarda direniyoruz. Birçok bedel verdik. Birçok Kürt çocuklarını hunharca katlettiler. Ceylanlar, Uğurlar, Enesler, Solinler ve daha yakın tarihte Roboski de 34 Kürt çocukların kanları kurumamış ve hepsinin ortak yanı adalet denilen şeyin yerine gelmemesidir. Etrafımızdaki soğuk, kirli yüzler, sağır kulaklar sesimizi duymadılar. Çünkü onlar direnişçi dilimizi bilmek istemiyorlar.

Bu bireysel acılar değildir. Toplumsal acı alışık olduğumuz bir acı. Çoğu zaman sıradan yaklaştığımız bazen ötelediğimiz bazen boş verdiğimiz bir acı, sıradan duygu ve düşüncelerle ele aldığımız bir gerçekliktir bazen. Oysa sıradanlık bireyi toplumdan çalan bir yitimdir. Bu anlamda Berkin Elvan birey olmanın toplumsal buluşmasıdır. Bizler iyi biliyoruz ki türlü türlü ölüm var. İnsan ölüme hep yakın yaşar. Bazıları ise hep içinde yaşar özellikle; ezilen, devrimci, demokrat olanlar ölüm ve öldürme yaşamın bir parçası olarak yanı başımızda duruyor. Fakat ölümün karanlık yüzü toplumsal bir duyarlılığa dönüşüyorsa, orada bir insanlık değeri, tarihi ve morali oluyor ve ölümde insanlık değerleri yaratılmıştır. Berkin toplumsal duyarlılığın adı oldu.

Berkin’i sahiplenme, özgürlüğe susamış hayallerini adım adım takibe alan bir özgür hayatta saygın, moral değeridir aynı zamanda. Bu toplumsal bilinç her tür despotları, her tür zulümü, adaletsizliği, bertaraf edecek güç ve kudrete sahiptir. Bu da demokratik, ekolojik, toplumcu, özgürlükçü ve hakikat projesiyle başaracağına olan güven, bilinç ve inancım tamdır. Berkin Elvan’ın ailesinin ana ve babasının, bütün sevenlerinin başları sağolsun. Acılarımız ortaktır...

Resul Baltacı

2 Nolu T Tipi Cezaevi  B-9

Şakran/Aliağa   - İZMİR