25 Yıldır Tutsak Olan Felemez Erdem'den Yeni Bir Şiir ve Bir resim

Sevgili Adil Hoca, sevgili yeğenim Öykü ve tüm "Görülmüştür" ailesine. Sizinle kısa bir şiir paylaşmak istiyorum. Bir de yeğenim Öykü'nün iki fotoğrafını çizdim. Umarım beğenir. Küçük Öykü'müz şimdi büyümüş. Uzun süredir atölyeye çıkmıyoruz. Yoksa kendisine yağlı boyadan bir tablo yapardım. (...) İnsanlar en zor ve acı dolu günlerinde yoğunlaşıyor.

Felemez Erdem

E Tipi Kapalı Hapishane B- 12

Elbistan / K. Maraş

***

DÜNYAYA AÇTIN GÖZLERİNİ

 

Haykırışlarla yoğrulur yüreğin

Duygularında bir büyük isyan

Sancılanıyor tüm bedenim

Susuzluktan çatlamış toprağında

Bakardı geçen yağmursuz bulutlara

Ve kadere bağlamıştı umudunu

Cennet bahçesinin güzelliklerini

Dikenli teller, zehirli otlar

Sarmıştı çirkince

Kurutup parçalarcasına

Duvarlar yükselirdi

Dört yürek arasında

İsimler yankılanır kulağında

Ve gözleri gülümser

güzel yüzlü resimler

saklıdır gözyaşlarımda

"Gülperipur, İsmail, Şerkî..."

Daha kızıl atar kalbim

Öfke yüklü çığlıklar ki

"Me ne bese ruhani rejim”

Size bakar aşkla

İnsanla, sevgiyle, umutla...

 

Karneye bağlamış bedenler

Dolaşır bu sokaklarda

Bir yudum hayat için

Bir nefes aşk, bir sevgi

Bir umut bekledim, bir barış,

Günlerce, yıllarca

Hasretle, sabırla

Nesilden nesile

Karanlık içinde bir ışık aradım.

Karanlık sonsuz olamaz" dedim

Nice mumlar yanıp sönmüştü

Söndürmüşlerdi nice çıraları

boğmuşlardı karanlıklara

Duymaz olmuştum

Gözlerim defnedilmiş

Güneş görmez kuytuluklara

Cellatlarımı beklerken zemheri soğukta

 

Bir avuç "ateş" dilendim

Ama ısınamazdım ki

Buzlarımı çözemezdi asla

Başkalarının yangınları bile

Aşktan başka silahım yok benim

Ülkemiz aşkı, insanların aşkı

Bize yeter de artar derdim

 

Buzları Kava'nın balyozuyla

Kıracağız o günü beklerdim.

Gerilerden gelen Koçgiri'nin sesi bu

yankılanan

Şeyh Sait'in Seyid'in nefesiydi

Duyumsanan

Çarçıra'nın tutuştu çırası

yeniden

Kasım'ın 27'si o gün

Dağıldı sisler, kara bulutlar

Benim güneşim, benim ateşimdi bu

Benim bedenimdi ısınan

Benim ışığım

AX ışık ve özgürlük ne güzel!

Düşmanı ve çirkinliği yakan ateş

Isıtırdı toprağımızı

Yeşil tepeleri

Ve meyvenin merhaba dediği

o nazlı tomurcukları

Bu yüzden sevdik güneşi

Kana kana içtik

Oydu çatlamış dudaklarımıza derman

 

Yarasalar ki sevmez ışığı

Kapandılar güneşin üstüne

Ama durur muydu canlar

Onlar ki o güneşle

Umutlanmıştı, sevdalanmıştı

Şahlanmış, kanatlanmıştı

                Deli Maviliklere

ve güneşi bakmadıkları zaman yanlarında

Yandım, ateş oldular

Güneş oldular

Yine Ehriman'ın çeteleri yakar bizi ısıtır

Yine inançla

Yine aşkla

 

Anladı ki o kan emici yarasalar

Mazlum'un kibriti yanacak hep

Aydınlatacak pusulasını kaybeden

Gezginlerin yolunu

Güç verecek ceng yorgunu

Baş eğmez kahramanlara

bir boşlukla yankılandı haykırışları

"Güneşimizi karartamazsını"

Hesapsızca

Öncesiz ve sonrasız

Tüm zamanlara duyurdu sesini

O boşluklar o seslerle yankılandı

O bedenlerle aydınlandı karanlık

Yeniden, kanla... canla

Kendini yarattı...

 

"Kimsin sen?"

"Kimsiz sen?" diye yürüdüler

Ölümün üstüne

Kapitalist- ölüm tüccarı zalımın

kralın, şahın

Envai çeşit canavarların

"Heyhat! DAİŞ çetelerin

Karıncalar gibi aslan avında"

Dediler

o yüreğini kuşanmış

                ahir zaman melekleri

Tutuşup dizildiler

Güneşe aydınlığa siper olup

Halaya durdurdular ateşi

Alevlerin arasından

Özgürlük diye haykırdılar

Ehriman'ın kalbine hançer

Zafer işaretleri

Tüm insanlık için ışık oldular!..

 

Felemez Erdem

E Tipi Kapalı Hapishane B- 12

Elbistan / K. Maraş