3 AYDA 3 HAPİSHANEYE SÜRGÜN EDİLEN GAZETECİ ALAYUMAT’TAN MEKTUP VAR

Tarih: 
Pazartesi, 20 Kasım, 2017

“Burada çok bir şeye ihtiyacımız yok ancak ekmek ve sudan bile daha değerli olan kitaba çok fazla ihtiyacımız var.  "Görülmüştür" ekibi olarak sizden (takipçilerinizden) bize kitap göndermenizi istiyoruz. (Roman, öykü-şiir, sanat-teori-bilim-felsefe ve edebiyat kuramı) ile  ilgili ne kadar kitap gönderebilirseniz o kadar mutlu oluruz.”

Erdoğan Alayumat

T Tipi Kapalı Cezaevi A/ 25

Bafra - Samsun

***

Merhaba Adil Abeyy

Öncelikle durumunun nasıl olduğunu merak diyorum. Çalışmalar nasıl gidiyor. Özellikle görülmüştür çalışmaları nasıl gidiyor? Katılamadığım serginin nasıl geçtiğini yazarsan sevinirim. Umarım iyi geçmiştir. Gönderdiğin kitaplar elime geçmedi. Sadece Hatay’dayken ‘ sürgün  edilirken gönderdiğin kitapları verdiler. Ancak Tarsus’a geldiğimde kitaplara el koydular. Israrla istememe rağmen vermediler. Tarsus cezaevinden Bafra’ya sürgün edilirken de kitapları istedim, fakat "yasaklı" kitaplar olduğu bahane edilerek verilmedi. Kitaplar için buradan da girişimlerde bulunmaya devam edicem.

Gönderdiğin kartpostallar ve mektup elime geçti. Bunlar için çok teşekkür ediyorum. Mektubuna çok geç cevap verdiğim için beni maruz görmeni istiyorum. Geç cevap vermemin sebebi tamamen cezaevinin fiziki koşullarında dolayıdır. Sana kısa da olsa yaşadığım süreci anlatmak istiyorum:

 Senin de takip ettiğin kadarıyla nasıl gözaltına alınıp tutuklandığımı başından takip etmişsindir. Ancak Hatay cezaevine götürüldüğümde burada tam tecrit koşulları yaşatıldı. 11 gün hücrede tutuldum. Ve hiçbir hakkım verilmedi. Dışarı ile bağlantım tamamen kesildi. (mektup, telefon, görüş) haklarım elimden alındı. Burdan kaynaklı sıkıntılı günler geçirdiğimi söyleyebilirim. Tarsus’a sürgün edildikten sonra da bu sıkıntılar devam etti. Uzun süre gazete okuyamadım ki bu bir gazeteci için en büyük işkencedir. Sadece ana-akım medyanın haberlerini radyodan dinlemek zorunda kaldım. Uzunca bir süre bunun üzerine haklarımızın verilmesi için epey bir uğraş  vermek zorunda kaldık. Bunun sonucunda istediğimiz gazeteleri alabildik. Tabi bunun içinde bir bedel ödemek zorunda kaldık. Ancak kazanım bile verdiğimiz bedele değer. Arada 10 günlük kısa bir süre geçtikten sonra ise Bafra'ya sürgün edildim. Gerekçesi seninde tahmin edebileceğin gibi komik bir gerekçeydi. Yani "güvenlik" gerekçesi ile ben ve gazeteci arkadaşım Serkan Erdoğan ile birlikte Bafra’ya sürgün edildik. Tarsus’ta yaşadığımız her şey sıfırlanmış gibi sanki. Yaklaşık 15 gündür gazete okuyamıyoruz. Bunun için çabalarımız devam ediyoruz.

Mektubunda hızıma yetişemediğini söylemiştin Adil Abe. Gerçekten sürecin bu kadar hızlı ilerleyeceğini ben bile düşünemedim. 3 ayda 3 cezaevi değiştirdim. Halen bu duruma şaşırıyorum. Yani anlayacağın gibi ben bile kendi hızıma yetişemiyorum. Bende çok bahsettim umarım başını şişirmişimdir. Seninde durumun nasıl, dışarıda havalar nasıl? Yeni çalışmalar var mı? Bu çalışmalarınız nelerdir? Diyeceksin ki "röportaj" mı istiyorsun. Gazeteciliğin alışkanlıklarından biri işte. İşi hep soru sormaktır. Burda bile seni rahat bırakmıyorum :)  

Burada çok bir şeye ihtiyacımız yok ancak ekmek ve sudan bile daha değerli olan kitaba çok fazla ihtiyacımız var.  "Görülmüştür" ekibi olarak sizden bize kitap göndermenizi istiyoruz. (Roman, öykü-şiir, sanat-teori-bilim-felsefe ve edebiyat kuramı) ile  ilgili ne kadar kitap gönderebilirseniz o kadar mutlu oluruz. Satırlarıma son vermeden önce senin şahsında tüm görülmüştür ekibinde bulunan arkadaşları sevgi ile kucaklıyorum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

ERDOĞAN ALAYUMAT

30.10.2017