4 Kadın Tutsak Hapishanelerdeki yeni "yasak"ları anlatıyor

Bulunduğumuz hapishanede ‘gizli’ genelgenin içeriğine göre şekillenen bir yönelim mevcut. Son dönemde iki gün üst üste arama adı altında hücrelere girip yağmalıyorlar adeta, çek pas saplarının boylarının kısaltılmasından tutalım da peynir kutularımızdan, ekmek sepetlerimize ‘fazla’ denerek el koyuluyor ki bunların hepsi kantin yoluyla temin edilen ihtiyaçlar. Ve bunların ‘fazla’ olmasına biz değil artık hapishane idareleri karar verir oldu. Geçenlerde yemeklerden üç arkadaşımız zehirlendi, bir adli tutsak aynı gece kalp krizi geçirip yaşamını yitirdi.           

AYSEL KOÇ

KADIN KAPALI HAPİSHANESİ C-1

SİNCAN- ANKARA

***

 

Merhaba Adil,

İyi olmanızı diliyor, selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz. Bizlerde iyi sayılırız çünkü şu süreçte iyi olmak için epey efor sarf etmek gerekiyor.  Neyse ben şimdi başladım mı susmam şimdi, ilk mektupta sıkıcı konulara girmeyeyim. Öncelikle beni-bizi tanıtmam yerinde olacak sanırım.

İletişim adresinizi Erdal yoldaştan (Süsem) aldık. Sincan kadın kapalı hapishanesinde dört yoldaşız. İlk elden iletişimi kurmak için birimiz yazalım dedik.  Hapishanelere dönük yapmış olduğunuz çalışmaları vs. takip ediyoruz. Bu ve benzeri konular bizden de azade değil bu nedenle direk iletişimde olmayı istedik. Umarız sizin tarafınızdan da kabul görür.

Bizler (Sevinç Sönmez, Bahar Demir, Alev Yarar) uzun bir süredir farklı hapishanelerdeydik. Mayıs ayı itibariyle mahkememiz nedeniyle bir araya geldik. 2012 Kasım ayından beri davamız sürüyor,  Yargıtay’a gitti dosyamız usûl yönünden bozup tekrar ‘yargılamaya’ başladılar. Dosyamız bir hayli teferruatlı. Ağırlaştırılmış M.(müebbet) ile ‘yargılanıyoruz.’ Haziranın 28’in de Yargıtay sonrası ilk duruşmamız görülecek.

 Biraz da buralardan bahsedeyim diyeceğim ancak çok da yabacısı değilsiniz buralara.  Son dönemde birçok hapishanede olduğu gibi burada da kimi uygulamalar devreye girdi. Herkesin bildiği, söylediği gibi dışarıdaki baskı katliam furyasının firar gerekçe gösterilerek hapishanelerdeki uygulama metodu bunlar. Kuşkusuz her baskının karşısında olan bir direnç var! Bulunduğumuz hapishanede ‘gizli’ genelgenin içeriğine göre şekillenen bir yönelim mevcut. Son dönemde iki gün üst üste arama adı altında hücrelere girip yağmalıyorlar adeta, çek pas saplarının boylarının kısaltılmasından tutalım da peynir kutularımızdan, ekmek sepetlerimize ‘fazla’ denerek el konuluyor ki bunların hepsi kantin yoluyla temin edilen ihtiyaçlar. Ve bunların ‘fazla’ olmasına biz değil artık hapishane idareleri karar verir oldu. Geçenlerde yemeklerden üç arkadaşımız zehirlendi, bir adli tutsak aynı gece kalp krizi geçirip yaşamını yitirdi. Ancak olan bitenden dışarıyı yani duvarın öte tarafını haberdar etmek oldukça  güçleşti. Son dönemde yeni tutuklanıp gelen arkadaşlarımıza çıplak arama dayatılmakta, çıplak arama yaptırmayan eski tutsaklara ise ‘çıplak arama yapılmadığına dair’ evrak imzalatılmaya çalışılmakta. Hatta ülkenin har tarafını HES’lerle çeviren bu zihniyet, havalandırmanın yıkanmasını yasaklayarak, yıkandığı taktir de ‘cezaların’ devreye gireceğini anons etmekte. Zaten son genelgeyle birlikte leğen gibi temizlik amaçlı kullandığımız gereçler toplanarak temizlik sınırları aşağı çekildi!  Bir de üstüne su tehditleri geldi ki değmeyin keyfimize.

Elbette sorunlar sadece bunlarla bitmiyor. Şu anda bu hapishanede 80 siyasi kadın tutsak bulunmakta ve bunların bir çoğu son dönem tutsak düşen belediye görevlileridir. Şu anda arkadaşlar üç kişilik hücrelerde 6 kişi kalıyor. Ve biz 4 kişi, 7 kişilik olan Ağırlaştırılmış hücre bölümünde 4 kişi kalıyoruz. Geçtiğimiz günlerde de 3 arkadaşı yanımızdan aldılar. Bu şu demek aslında kimi arkadaşlarımız 6 kişi kalarak 3 kişilik hücrede biz yanımızda yer olmasına rağmen 4 kişi kalıyorsak bunun adı yalnızlaştırmaktır. Çeşitli atölyeleri farklı siyasetlerden arkadaşlarla kullanabileceğimizi söylememize, ısrarcı olmamıza rağmen biz ayrı olarak çıkartılıyoruz. Bu durumda yalnızlaştırma politikasının sistemli ve görünür durumda olduğunun kanıtıdır. Bulunduğumuz bu hücrelerde mutfak vs. yok. Doğal olarak sınırlı olan mutfak malzemelerimizi banyo ve tuvaletin bir olduğu ufacık, sağlıksız bir ortamda yıkıyoruz. Ve biz hala  tutukluyuz buna rağmen ağırlaştırılmış hücrelerde kalıyoruz. Ağırlaştırılmış tutsaklardan bir farkla kapılarımız açık!

İlk mektupta sizi sıkmayayım dedim ancak şu ufacık alanda insanın her gün karşılaştığı şeyler olunca yazmamak mektuplara işlememek işten bile değil. Biraz başınızı ağrıttım kusura bakmayın lütfen.

Sizler neler yapıyorsunuz? Hapishanelere dönük resim yorumlanması projeniz bitti son halini gördüm. Kimileri için ufak şeyler gibi görünse de aslında çok anlamlı. Herkes bu kadar duyarlı olsa! Gerçi bu biraz yaşanmışlık ve bu yaşanmışlıklara bağlı olarak yaşama bakış açısıyla alakalı olsa gerek saat gece yarını geçti. Oldukça da başınızı ağrıttım kusura bakmayın. Ben yavaştan sonlandırayım mektubumu. Yoldaşların Sevinç, Bahar ve Alev’in selamları var. Kendinize iyi bakın.

Çalışmalarınızda kolaylıklar diliyoruz

Sevgiler Saygılar

13 Haziran 2016