5 çocuğu 4 ayrı cezaevinde

Burhan Ekinci-Al Jazeera Türk

Hakkârili Ertunç ailesinin beş çocuğu var; beşi de PKK’ya destek suçundan cezaevinde. Baba Ahmet Ertunç, oğullarını görebilmek için Hakkâri, Van, Ankara ve Tekirdağ arasında mekik dokumak zorunda. Aljazeera, Baba Ertunç'un görüş günü yolculuğuna tanıklık etti.

“Bu sofrada yedi kişiydik. Şimdi sadece eşimle kaldık..." Ahmet Ertunç, beş yıldır eşiyle yaşadıkları acıları işte böyle özetliyor. Beş çocuğu peş peşe tutuklanmış, şimdi dört ayrı cezaevindeler. Ailenin öyküsüne ve yaşadıklarına yakından tanıklık etmek için baba Ahmet Ertunç ile Hakkâri’den yola çıkarak, çocuklarının kaldığı cezaevlerini dolaştık. Tekirdağ’a kadar uzanan dört günlük yolcuğun sonucunda, baba sadece bir oğlunu ziyaret edebildi.

Türkiye’de, Kürt sorununun çözümsüzlüğünün ve 30 yıllık çatışmalı sürecin yarattığı acı ve travmalar binlerce aileyi mağdur etti. Bu ailelerden biri de Hakkârili Ertunç ailesi. Aile, Hakkâri merkeze beş dakika uzaklıktaki Bulak Mahallesi’nde derme çatma bir evde yaşıyor. Topraklı evin görüntüsü, ailenin yaşadığı ekonomik sıkıntının kanıtı. Ahmet ile Şermin Ertunç 29 yıllık evliler. Ahmet Ertunç, 1997’de işçi olarak başladığı belediyeden 2008’de emekli oldu, eşi ev hanımı.

‘Aylardır çocuklarımı görmedim’

Beş erkek çocukları kentteki gençlerin çoğu gibi işsizdi. Bulabildiklerinde günübirlik işlerde çalışıyorlardı. Evlerinde sohbet ettiğimiz anne Şermin Ertunç, yine de çocuklarıyla birlikte mutlu olduklarını söylüyor. Baba Ertunç eşiyle yaptıkları kahvaltı sırasında eski günlerini hüzünle, özlemle anıyor:

"Bu sofrada yedi kişiydik. Mutluyduk. Şimdi sadece ikimiz kaldık. Beş yıldır sevinç yerine eşimle gözyaşları içinde kahvaltı yapıyoruz."

Anne, Ankara ve Tekirdağ’daki cezaevlerinde kalan üç oğlunu aylardır görememekten yakınıyor: “Gitmek masraflı. Durumumuz el vermiyor..." Sohbetimizde en çok 14 yaşındaki Ferhat’ın ismini zikrediyor. Ferhat en küçük oğlu, Ankara'da yatıyor. Onu yedi aydır göremediğini hatırlatarak, “Hakkâri’de de çocuk cezaevi var. Buradan alıp götürdüler” diyor.

Anne Şermin Ertunç, beş oğlunun da Hakkari'ye sevkedilmesini istiyor.

Hakkâri’den başlayan yolculuk

Baba Ahmet Ertunç ile Tekirdağ’a kadar uzanacak olan yolcuğumuz için Hakkâri’den güneşli bir pazartesi sabahı yola çıkıyoruz. Yol boyunca bize öyküsünü ve hayatlarını derinden etkileyen çocuklarının tutuklanmasını anlatıyor. Sohbet boyunca "Çözüm süreciyle barış gelse de biz de çocuklarımıza kavuşsak” sözünü sık sık tekrarlıyor.

Ertunç ailesinin yaşadığı acıların başlangıcı 2009 yılına dayanıyor. Kürt sorununun çözümünde umutların yeşerdiği, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Tahran’a giderken uçakta, “Kürt sorununda iyi şeyler olacak” açıklamasını yaptığı, PKK’nın ateşkes kararı aldığı, Devlet ile Kandil’in Oslo’da görüşmeler yürüttüğü yıl... 2009 aynı zamanda KCK operasyonlarının başladığı, birçok Kürt siyasetçinin gözaltına alınarak tutuklandığı yıldı. Yedi kişilik Ertunç ailesinin hayatını değiştiren olaylar zincirinin ilk halkasını da işte bu operasyonlar oluşturdu.

Baba Ertunç’un anlatımlarına göre, ilk gözaltı 21 Kasım 2009’da yaşandı. O gece evine düzenlenen baskında en büyük oğlu 27 yaşındaki Fırat Ertunç gözaltına alındı, Van’da çıkarıldığı özel yetkili mahkeme tarafından tutuklanarak, aynı kentteki cezaevine konuldu. Suçlama KCK adına Hakkâri’de faaliyet yürütmekti. Yargılama sonucu Fırat yerel mahkemece yedi yıl 11 ay cezaya çarptırıldı. Cezası Yargıtay tarafından onandı. Bu ceza KCK davalarında verilen ve onanan ilk cezaydı.

Cezası bayramda bitiyor

Ahmet Ertunç bunları anlatırken, biz de Fırat’ın şu an kaldığı Van Gürpınar K1 Kapalı Cezaevi’nin önüne ulaşmıştık. Açık görüş günü değildi, o nedenle baba, oğluyla kapalı görüşebilmek için cezaevinin demir kapısını çalıyor. Kapıyı jandarma görevlisi açıyor, sivil bir memur gelip babanın talebini dinliyor. Verilen yanıt: “Açık görüş günü çarşamba. O gün gelirseniz görüşebilirsiniz.

Hakkâri’ye yakın olduğu için ailenin her ay görüşüne gidebildiği Fırat’ın cezası Ramazan Bayramı’nın üçüncü günü sona eriyor.

Ahmet Ertunç aynı gün Van F Tipi Kapalı Cezaevi’ne uğruyor. Ali 25 yaşında. 1 Kasım 2012’de gözaltına alındı, ardından da tutuklandı. Gözaltına alındığı yer yine evleri. Davası sürüyor. Babanın söylediğine göre suçlama 'PKK’ya yardım ve yataklık'. Cezaevinin önü yağışlı. Baba oğluyla görüşmek isteğini iletiyor. Yanıt yine olumsuz. Gerekçe ise farklı: "Ali’nin bir aylık disiplin cezası sürüyor."

18 saatlik otobüs yolculuğu

Cezaevini hüzünlü bir ifadeyle terk eden Hakkârili baba yeni bir yolculuğa doğru yola çıkıyor. 18 saatlik uzun ve yorucu bir otobüs yolcuğunun ardından Ankara’ya varıyor. Ahmet Ertunç’un yeni durağı Sincan Cezaevi. Ferhat’ın açık görüş günü. 10 ay önce yine evlerine yapılan baskında gözaltına alınan Ferhat’ın yargılaması Hakkâri’de sürüyor. Suçlama PKK’nın gençlik yapılanması olarak bilinen Yurtsever Demokratik Gençlik Hareketi (YDGH) üyesi olmak, toplumsal olaylara katılmak. Hakkâri Cezaevi’nde bir ay kalan Ferhat, daha sonra Ankara’ya sevkedilmiş.

‘Hakkı evde top oynamak’

Baba Ankara’ya gönderildikten sonra Ferhat’ı ilk kez görecek. Bir gardiyanın kendisine ne yapacağı konusunda bilgi vermesinden sonra cezaevine giriyor. Yaklaşık bir buçuk saat sonra çıktığında yüzünde sevinçle karışık bir hüzün vardı. Telefonla eşini arıyor, görüşmeyle ilgili bilgiler veriyor. Görüşmenin nasıl geçtiğini sorduğumuzda şunları anlatıyor:

Beni görünce şaşırdı, duygusallaştı, ağladı. Elimi öpecekken, şaşırdı, boynuma sarıldı, yüzümü öptü. Annesini görmeyince üzüldü tabii... Memlekette olsaydı, hiç olmazsa annesi haftada bir gidip görecekti. İçi rahat ederdi. Daha 14 yaşında bir çocuk. Hakkı evde top oynamak, okula gitmek, başka bir şey değil, cezaevi hiç değil.”

İki kardeş aynı koğuşta

Ahmet Ertunç yine otogarda... Bu kez Tekirdağ yolcusu. Murat ve Recep, Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nde. İki kardeş şimdi aynı koğuştalar. Van ve Muş’un ardından Tekirdağ’a sevk edilmişler. Babanın anlatımına göre Murat’ın cezası kesinleşti, Recep’in dosyası Yargıtay’da. Murat 26 yaşında. 29 Ağustos 2010’da gözaltına alındı. Gözaltı yeri yine aynı, evleri. Suçlama ve aldığı ceza ağır; PKK örgüt üyeliği, örgüt adına patlayıcı madde temin etmek ve bulundurmak; cezası 26 yıl.

Recep ise 21 yaşında. Evinde gözaltına alınmayan tek kardeş o. 2010’da yakalandı. PKK örgüt üyeliğinden sekiz ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Yargılama sonucu altı yıl üç ay ceza alınca hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Ekim 2013’te o zaman Muş’taki cezaevinde bulunan ağabeyi Murat’ı ziyaretinin ardından çıkışta gözaltına alındı, sonra da tutuklandı. 

Ahmet Ertunç, Ankara'dan sonra Tekirdağ'a gitti. İki oğlunu göremeden döndü.

Savcıdan izin talebi

Hakkârili baba hafta içinde çocuklarının görüş gününün olmadığından haberdar. Ama bir şans savcılıktan izin alabileceğini düşünerek Tekirdağ Adliyesi’ne uğruyor. Cezaevi savcılığıyla yaptığı görüşmeden aldığı yanıttan hiç memnun değil:

Ankara’ya gelmişken, Tekirdağ’a da uğrayayım dedim. İki oğlum burada. Görüş günü olmadığını iyi biliyordum. Savcıya giderim, bu kadar yol gelmişim, bana izin verir diye düşündüm. Maalesef izin vermedi savcı. Gerekçe siyasidirler. ‘Kimseye izin vermiyoruz’ dedi. Görüş günü gelmemi istedi.”

‘Seslerini duyamıyor, yüzlerini göremiyorum’

Ahmet Ertunç Tekirdağ’a ilk kez geldiğini, dokuz aydır çocuklarını göremediğini anlatıyor. Görüş için savcıdan izin alamayınca Tekirdağ F Tipi Kapalı Cezaevi’ne uğruyor. Amacı çocuklarının kaldığı cezaevini görmek. Baba Ertunç'un elinden tel örgülerin arasından cezaevinin içindeki yapılara bakıp iç geçirmekten başka bir şey gelmiyor. İki oğluna bu kadar yakınken onları göremeyip geri dönmek zoruna gidiyor:

İki oğlum şu an burada. Ama maalesef görüşemiyorum. Ne seslerini duyabiliyor, ne de yüzlerini görebiliyorum. Burada kalmak için maddi durumum el vermiyor. Bu kadar yolculuktan sonra geri döneceğim.”

Başbakan’a sevk çağrısı

Ahmet Ertunç’un talebi tüm çocuklarının Hakkâri’ye sevk edilmesi. Talebiyle ilgili Adalet Bakanlığı ve savcılığa dilekçeyle başvurduğunu ama bir sonuç elde edemediğini söylüyor, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerine yardımcı olmasını istiyor: "Başbakan'ın yaşadıklarımızı görmesi gerekiyor. Hakkâri’de de cezaevi var. Niye Tekirdağ’a getiriyorlar. Hakkâri’deki gardiyan Türkiye Cumhuriyeti’nin değil mi? Yoksa biz ayrı devlette mi yaşıyoruz? Ne gereği var, çocuklarımızı Hakkâri’den buraya getiriyorlar. Talebim beş çocuğumun bir yere getirilmesi. Hakkâri’ye ya da hiç olmaza Van’a sevk etsinler. Bu kadar sıkıntı çekmeyiz, yollarda rezil olmayız. Bazı insanlar çocuk derdini bilmiyor olabilir ama Başbakan bir çocuk büyütmenin ne olduğunu biliyor. Düşünmesi gerekiyor.

53 yaşındaki baba Ahmet Ertunç otobüsle direkt gidildiğinde 32 saat süren yolculuğunda beş oğlundan sadece birini görebildi. En son 2011’de çocukları Van Cezaevi’ndeyken onlarla bir araya gelebildi. O ziyarette çektirdikleri fotoğraf tek tesellisi. Otobüs Hakkâri’ye doğru hareket ediyor. Hayali barışın gelmesiyle eski günlerdeki gibi çocuklarıyla aynı sofraya yeniden sevinç içinde oturabilmek.

Kaynak: Al Jazeera