Adil Okay’ın başına gelenler

Adil Okay. Hapis yatmış, işkence görmüş bir sanatçı. Bacağının biri sakatlanınca hastaneye girmiş. Hasta yatağından tekrar cezaevine alınmış. Tekrar çıkmış. Yine girmiş. Bu kez işkenceden kolu sakat kalmış. Dayanamamış cezaevinden kaçmış.

Darbe yılları. Aydınlar ve sanatçılar için bütün ülke açık cezaevi. İllegal yollardan yurt dışına kaçmış. Arkadaşları için dönmüş. Bu kez onlarla birlikte yine kaçmış.

Lübnan, Beyrut ve Kana’daki Filistin kamplarından İsrail’e karşı savaşmış.

1983’te Fransa’ya göç etmiş. Öykü ve şiir kitapları yayımlanmış, halen yayımlanmakta. Her ortamda, her koşulda aktif olmuş, üretken bir sanatçı. İnancını hiç kaybetmemiş. Mücadelesine hız kesmeden devam etmiş, halen ediyor.

Zaman aşımından yararlanıp ülkesine dönmüş.

Ödüller aldığı kitap çalışmaları Arapça ve Fransızcaya çevrilmiş.

Üç yıl önce küçük kızı Öykü ile birlikte Antakya’da görmüştüm.

Öykü, basına yansıyan bir balon vakasının sevimli kahramanıydı.

Biz balon hikâyesini unutmamıştık ama en azından Resmi makamların bu tirajı komik olayı kapattığını ama küçük Öykü’nün halen arada bir hapishanelere minicik balonlu mektuplar gönderdiğini (bildiğiniz sahici oyuncak balonlar) biliyorduk. Ve o minicik balonların artık sahiplerine yani mahpuslara verildiğini sanıyorduk. Yanılmışız.

Balonlar halen görevli engeline takılıyordu. Çok azı zarfın üzerindeki isimler ile buluşabiliyordu.

Geçtiğimiz günlerde Adil Okay’ın Karabük Hapishanesine yolladığı bir fotoğraf ve kartpostal için soruşturmaya alındığı haberini aldım.

Söz konusu fotoğraf şöyle: Arka planda küçük Öykü. Önde bir salyangoz.
Savcılığın iddiası; fotoğrafın bir “kroki” olduğu yönündeydi. Tabii ki; mahpusların kaçma planı için hazırlanmış bir kroki anlamında.

Şaka gibi değil mi?

Hayır hiç şaka değil. Durum çok ciddi. Kendi halinde yaşayan bütün işi barışa, huzura, demokrasiye ve sanata katkı sağlamak olan bir sanatçıya hatta onun küçücük kızına bile izin yok.

Kaynak: haber.sol.org.tr