Ağustos 2016 / Hapishaneler Raporu

Perşembe, 8 Eylül, 2016

“Raporda; tutuklu ve hükümlülerin işkence, onur kırıcı ve keyfi muamele, tıbbi bakıma erişim, başvuru ve şikayet hakkının engellenmesi, maddi koşullar, beslenme, havalandırma, hijyen, fiziki koşullar, dış dünya ile temas, avukat görüşü, aile görüşü, basın ve yayına erişim, sohbet ve diğer etkinlikler konularında yaşadıkları hak ihlalleri tespit edilmiştir. Öte yandan raporlamanın ana amacını OHAL uygulamalarının hapishanelere ne şekilde yansıdığının tespit edilebilmesi oluşturmaktadır”.

 

Çağdaş Hukukçular Derneği olarak, 40 yılı aşkın mücadele tarihimiz boyunca kişilerin en temel haklarından olan özgürlük haklarının sınırlandırıldığı hapishane ve gözaltı merkezlerini temel faaliyet alanlarından biri olarak el almaktayız. Bu çerçevede, hapishane ve diğer tutulma mekânlarından gelen her türlü hak ihlali karşısında duyarlı olmaya, ihlalleri tespit etmeye, en aza indirmeye çalışmaktayız. Tüm haklarından mahrum bırakılmış, dış dünya ile ilişkileri en aza indirilmiş, adeta nesneleştirilmiş kişilerin seslerini duyurmasına yardımcı olmanın önemi ve bunun hak ve özgürlük mücadelesine katkısı yadsınamaz. Hapishaneleri yakından takip etmek ve hak ihlallerini engellemeye çalışmak son derece önemlidir. Bu nedenle belirli aralıklarla hapishanelere ilişkin gözlem ve değerlendirme raporu yayınlamaktayız.

Kamuoyu ile paylaştığımız bu raporun ise özel bir öneminin bulunduğunu da ifade etmek gerekir. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlatılan kesintisiz ve sürekli operasyonlarla ülke genelinde yaklaşık yirmi bin tutuklama gerçekleştirilmiş, devam eden operasyonlarla beş binden fazla kişinin de halen gözaltında olduğu ve her an yeni operasyon ve gözaltıların olduğu bir süreçten geçmekteyiz. 20 Temmuz tarihi itibariyle ülke genelinde 90 gün süreyle OHAL ilan edilmiş ve OHAL kapsamında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle gözaltı süresi 30 güne çıkartılmış ve hapishanelerde pek çok temel hakkı askıya alan uygulamalar yürürlüğe konulmuştur. Devlet otoritesinin aldığı tutum ve ilan edilen OHAL çerçevesinde alınan kararların uygulanması ile tutuklu ve hükümlüler aleyhine önemli değişiklikler olmuştur.

Bu bağlamda her türlü keyfiyetin yaşandığı; tüm hak ve özgürlüklerin alabildiğine sınırlandığı, işkence ve kötü muamele iddialarının eksik olmadığı hapishaneler bu süreçte işkence çığlıklarının yükseldiği, güvence altında hiçbir hak ve özgürlüğün bulunmadığı, tam anlamıyla bir “toplama kampına” dönüştürülmüş durumdadır. Tutuklu ve hükümlülerin tüm hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılmasının kanuni gerekliliklerle değil – 12 Eylül günlerinde olduğu gibi – devlet otoritesini temsil eden mercilere verilen sınırsız yetkilerle söz konusu olduğu bir süreçten geçmekteyiz. Böyle bir süreçte, sınırlı olanaklar ile de olsa hapishanelerden yükselen çığlıkları halkımıza, basına ve kamuoyuna duyurmak amacıyla yayınlamış olduğumuz bu raporun önemi ortadadır.

Darbe soruşturmaları kapsamında 23 Temmuz tarihinde gözaltına alınan Gökhan Açıkoğlu isimli bir kişi tutulmakta olduğu İstanbul Emniyet Müdürlüğü TEM şube nezaretinde 5 Ağustos tarihinde hayatını kaybetmiştir. Gözaltında gerçekleşen bu ölüm gözaltı birimlerinin durumu, tutulma koşulları ve 30 günlük gözaltı süresinin yarattığı bir sonuçtur. Bu sonuç aynı zamanda çok daha izole ve hak ihlallerine daha açık olan hapishaneler açısından da dikkate alınmalıdır.

RAPORUN KONUSU :

Raporda; tutuklu ve hükümlülerin işkence, onur kırıcı ve keyfi muamele, tıbbi bakıma erişim, başvuru ve şikayet hakkının engellenmesi, maddi koşullar, beslenme, havalandırma, hijyen, fiziki koşullar, dış dünya ile temas, avukat görüşü, aile görüşü, basın ve yayına erişim, sohbet ve diğer etkinlikler konularında yaşadıkları hak ihlalleri tespit edilmiştir. Öte yandan raporlamanın ana amacını OHAL uygulamalarının hapishanelere ne şekilde yansıdığının tespit edilebilmesi oluşturmaktadır.

RAPORUN KAPSAMI :

Raporda, 20.07.2016 ve 18.08.2016 tarihleri arasında Buca Kırıklar 1 ve 2 No.lu Yüksek Güvenlikli F Tipi Hapishaneleri, Buca E Tip Kapalı Hapishane, Aliağa (Şakran) Hapishaneler Kampusu (Kadın Hapishanesi ve 4 No.lu T Tipi Hapishane), Menemen Hapishanesi’nde tutuklu ve hükümlü olan kişilerle yapılan görüşmeler ve hapishanelerden gelen mektuplar değerlendirilmiştir.

YAPMIŞ OLDUĞUMUZ RAPORLAMA FAALİYETİ SONUCU ORTAYA ÇIKAN RAPORA ESAS HUSUSLAR ŞU ŞEKİLDEDİR:

A- SÜRGÜN VE SEVKLER

  • 15 Temmuz sonrası mevcut hapishane kapasitelerinin yeni tutuklama kararları nedeniyle yetmemesi nedeniyle, sürekli olarak sürgünler yaşanmakta ve hapishane yoğunluğu gerekçe gösterilerek mahpuslar sürgün edilmekle tehdit edilmektedir. Her türlü keyfi uygulamaya karşı tutuklu ve hükümlüler tarafından yapılan itirazlara karşılık olarak, sürgün ve sevkler, hapishane idareleri tarafından bir tehdit unsuru olarak kullanılmaktadır.

  • Ülkenin birçok yerinden yapılan sürgünler, tutuklu ve hükümlülerin ailelerinden çok uzak yerlere gitmelerine neden olmakta, bunun sonucu olarak da kişilerin ailelerinin görüşmeleri fiilen engellenmekte ve/veya zorlaştırılmaktadır. Ayrıca halen yargılamaları devam eden tutukluların, davalarının sürdüğü illerden çok uzak yerlere sürgün edilmeleri, yargılama süreçlerini olumsuz şekilde etkilemektedir.
    o Bir haftalık bir zaman diliminde, sadece Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nden 41 tutuklu ve hükümlünün Menemen ve Ödemiş Hapishanelerine sürgün edilmiş oldukları tarafımızca tespit edilmiştir. Sürgünlerin bir tehdit aracı olarak kullanıldığı da düşünüldüğünde, bu sayının sürekli olarak artıyor olması endişe vericidir.
    o 3 Ağustos 2016 tarihinde İzmir Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nden yeni açılan ve yapımı henüz tamamlanmamış olan Ödemiş T Tipi Hapishanesi’ne çok sayıda tutuklu ve hükümlü sürgün edilmiştir. Henüz inşaat artıklarının, çöp ve molozların bulunduğu koğuşlara yerleştirilen tutuklu ve hükümlülerden buraların temizlenmesi istenmiştir. Hiçbir eşya ve temizlik malzemesi kendilerine verilmemiş, tutuklu ve hükümlüler oldukça sağlıksız koşullar altında bırakılmıştır. Asgari yaşamın idamesi için gerekli olan masa, sandalye, tabak, kaşık, çatal gibi eşyaları verilmemiş, bunları yeniden kantinden satın almaya zorlanmışlardır. Sürgün edilen tutuklu ve hükümlülerin ailelerine bu duruma ilişkin bir bilgi idare tarafından verilmemiştir.

B- İŞKENCE, ONUR KIRICI VE KEYFİ MUAMELE

a. İŞKENCE VE ONUR KIRICI MUAMELELER

  • Ödemiş Hapishanesi’ne sürgün edilen tutuklu ve hükümlülere sayım sırasında askeri kışla kültürü – nizamı dayatılarak onlarca gardiyan tarafından faşist ve ırkçı sloganlar (Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez, Burası Türkiye, Türk’ün Gücünü Göreceksiniz) eşliğinde işkence yapılmıştır. Sayım sırasında yaşanan bu saldırıdan sonra, pek çok kişi ağır şekilde yaralanmıştır. Ancak buna rağmen, hastaneye götürülmeyen tutuklu ve hükümlüler, hapishane revirine dahi çıkarılmamışlardır. Bu tutumun idare tarafından işkence bulgularını gizleme, raporlama ve tedavinin engellenmesi amacıyla yapıldığı belirtilmektedir.

  • Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesinden Menemen Hapishanesi’ne sürgün edilen Yunus ÇİÇEK ve Hasan DELİKTAŞ’a girişte çıplak arama dayatması yapılmıştır. Bu onur kırıcı uygulamaya tepki gösterdikleri için, Hapishane 2. Müdürünün gözü önünde darp edilmişlerdir. Koğuşlarına götürülürken de, kendilerine ırkçı söylemler ve marşlarla tahrik etmeye yönelik psikolojik işkence uygulanmıştır.
    o Şakran Kadın Hapishanesi’nde tutulan 10 kadın mahpus, hapishanelerdeki sohbet hakkının uygulanmaması, ağırlaştırılmış müebbet 2 kadının havalandırma sorunu ve görüşçülere GBT dayatması yapılarak kısıtlama getirilmesi gibi genel sorunlar yüzünden, 10 Temmuz 2016 tarihinden bu yana hapishanede bir takım eylemler yapmaktadırlar. Taleplerin kabul edilmemesi nedeni ile havalandırmada ve revirde oturma eylemi de yapmışlardır.

  • Mahpuslar, son olarak 23 Temmuz 2016 tarihinde 8 kadının bulunduğu havalandırmadan ayrılmayı reddedince yaklaşık 40 gardiyan tarafından saldırıya uğramışlardır. Sevda Kurban, Fatma Alan, Filiz Gencer, Sevgi Saymaz, Gamze Eroğlu başta olmak üzere havalandırmadaki tüm kadınlar yere yatılırmış ve tekmelenmişlerdir. Saldırıda mahpuslar çeşitli yerlerinden yaralanmıştır. Saldırıya 40 kadar gardiyan katılmıştır. İşkence gören mahpusların vücudundaki izler, görüşme yapan avukatlarca da tespit edilmiştir. Sevda Kurban’ın sırtında üç adet yumruk büyüklüğünde morluk, vücudunun başka bölümünde de küçük morluklar kabuk tutmuş yaralar görülmüştür. Sevda Kurban’ın anlatımına göre; diğer kadınlarda da benzer yaralar ve morluklar mevcuttur. Mahpuslar saldırıdan iki gün sonra (Pazartesi) suç duyurusu yapılmış ve revire çıkmak istemişlerdir. Ancak sadece Sevgi Saymaz ve Sevda Kurban revire çıkarılmıştır.

  • 26 Temmuz 2016 tarihinde Sevda Kurban revir dönüşü bir kez daha işkenceye maruz kalmıştır. Revir yerinden ayrılmamak istememesi nedeniyle iki gardiyan koluna girmiş ve Sevda Kurban’ı sürükleyerek zorla kaldığı koğuşa götürürken bir koridorun ortasında 2. Müdür Mahmut Davaroğlu’nun talimatı ile durmuşlardır. Mahmut Davaroğlu kadın gardiyanlara “bundan sonra kolundan çekmeyeceksiniz, saçlarından sürükleyerek götüreceksiniz” demiştir. Bu talimatı iki üç kez tekrarlaması nedeni ile kadın gardiyanlar Sevda Kurban’ın saçından sürükleyerek koğuşuna kadar getirmişler ve bu şekilde açıkça işkence yapmışlardır.

  • Şakran Kadın Hapishanesi’nde yaşanmakta olan sorunlara dikkat çekmek ve kimi taleplerinin karşılanması amacıyla kalmakta olduğu hücreyi ateşe veren Didem Akman isimli hükümlü ise idare tarafından her yeri yanmış hücrede tutulmaktadır. Hücredeki bütün eşyalar ve duvarlar yanmış olduğundan ve yangın sonrası itfaiye müdahalesi sonrası her yer köpüğe bulanmış olduğu halde ısrarla bu hücrede tutulan mahpus, sağlık sorunları yaşamaktadır. Hücrenin barınma koşulları taşımaması ve yangına bağlı olarak havasının solumaya uygun olmamasına rağmen bu koşullarda tutulması ceza olarak uygulanmaktadır. Birkaç gün boyunca kendisine yemek verilmemiştir. Didem Akman, yan hücreleri boş olmasına rağmen, hâlâ yanık olan hücrede tutulmaya devam edilmektedir. Didem Akman’a yapılan bu uygulamayı protesto etmek için havalandırmada oturma eylemi yapan diğer mahpuslar ise gardiyanlar sürüklenerek koğuşa ve hücreye götürülmektedirler.

  • Yine Şakran Kadın Hapishanesi’nde ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olarak tutulan Türkan Özen, yangın esnasında hücresinden çıkarılırken kendisine işkence yapılmıştır. Türkan Özen’in de bütün eşyaları itfaiye müdahalesi esnasında ıslanmıştır. Türkan Özen havalandırma girişi hücre içinden olmadığı için havalandırmaya çıkınca, orada oturma eylemi yaptığı için tekrar gardiyanların saldırısına uğramış, 3-4 defa sürüklenerek hücreye atılmıştır. 17 Ağustos 2016 tarihinde de gardiyanlar tarafından sol ayak bileğine tekme atılmış ve bilek kemiğinin üstünde şişlik olduğu görüşmemiz sırasında tespit edilmiştir. Türkan Özen, kendisinin sürekli darp edildiğini, darp esnasında kollarının çizildiğini beyan etmiştir. Darp nedeniyle hastaneye sevk istediği halde, halen tıbbi muayeneye erişim hakkı engellenmektedir. İşkence faili olan gardiyanlar, suçlarını gizlemek için “yaralandık” diyerek Türkan Özen hakkında suç duyurusunda bulunmuşlardır.

  • Şakran 4 No.lu T Tipi Hapishanesi’nde tutulan Serkan Şahin, 3 arkadaşı ile birlikte, sayım sırasında yemekhane ve havalandırmada olup, ayakta sayım vermedikleri gerekçesi ile darp edilmiş ve kedilerine 11 gün hücre cezası verilmiştir.
    o Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde tutulan Erdal Berk’e 15 Temmuz’dan iki hafta önce adliyede iken yaklaşık 50 kişilik jandarma tarafından saldırılarak darp edilmiştir. Erdal Berk’in hapishaneye getirildiğinde fiziksel anlamda durumunun çok kötü göründüğü, başvuru ve girişimleri sonucunda ancak aynı gün gece yarısı hastaneye sevk ettirilebildiği ve hastanede darp raporu düzenlendiği, Erdal Berk’in maruz kaldığı işkence nedeniyle sorumlular hakkında şikâyet dilekçesi verdiği, görüşme yapılan tutuklu ve hükümlülerce tarafımıza iletilmiştir.

  • Darbe girişiminden bir gün önce Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde Mehmet Fehmi Işık, Muzaffer Öner ve Fırat Çelebi’nin kaldığı hücreye baskın yapılmış ve bu kişiler çok kötü şekilde darp edilmiştir. Görüşme yapılan tutuklu ve hükümlüler, Yahya Serbastı isimli başgardiyanın tüm bu saldırıların sorumlularının başında geldiğini, darp edilen kişilerin Pazartesi günü revire çıktıkları ancak kendilerine darp raporu verilmediğini beyan etmişlerdir.

  • Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde tutulan Ahmet Sercan Arslan, hapishane koşullarını protesto etmek amacıyla kaldığı hücreyi ateşe vermiştir. Bu olaydan sonra süngerli odaya atılmış, ellerinden ve ayaklarından kelepçelenerek yaklaşık 8 saat süngerli odada tutulmuştur.

  • Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde, darbe girişimi sonrası sürgün edilen tutuklu ve hükümlülerin yerine, darbe suçlaması ile tutuklanan kişilerin yerleştirildiği, bu bölümlerden gece boyunca bağırma ve çığlık seslerinin geldiği bilgisi tarafımıza iletilmiştir.

b. KEYFİ MUAMELELER / ARAMALAR

  • OHAL sonrası, hücre ve koğuş aramalarının arttığı ve gece geç saatlerde baskın tarzında aramalar gerçekleştirildiği, tüm hapishanelerden iletilen ortak bir yakınmadır.
    o Aramalar rutin olarak aylık yapılırken, her gün yapılmaya başlanmıştır. Bu aramalar genellikle çok rahatsız edici ve tacize varan şekilde gerçekleştirilmekte olup, normal zamanlarda aramaya katılan gardiyan sayısı neredeyse beş katına çıkarılmıştır. Gardiyanların aramalar sırasında provokatif davranışlar sergilediği yönündeki yakınmalar da oldukça yaygındır.

  • Benzer şekilde, sayımlar sırasında da normal zamana kıyasla, gardiyanların davranışlarının değiştiği, saldırgan ve provokatif davranışlar sergiledikleri görüşme yapılan tutuklu ve hükümlülerce tarafımıza iletilmiştir.
    o Yakınları ile görüşmeye gelen ailelere de hapishane girişlerinde, onur kırıcı, insanlık dışı aramalar dayatılmaktadır.

  • Menemen Hapishanesinde koğuş aramalarına resmi polis, jandarma katılmaktadır. Tutuklu ve hükümlüler koğuş aramalarında tüm eşyaların yerlere atıldığını, bunun kendilerini tahrik etme amacıyla yapıldığını ifade etmektedirler. Gardiyanlar siyasi mahpuslara “böyle yürü, şöyle yürü” şeklinde, askeri nizam altında tutacak şekilde emirler vermektedirler. Cezalandırma amaçlı olarak su kesintileri yapılmaktadır. 15 Ağustos 2016 tarihinde tutuklu ve hükümlüler halay çektikleri gerekçesiyle haklarında soruşturma açılmış ve ertesi gün koğuşlarına su verilmemiştir.

  • Menemen Hapishanesinde ring aracıyla yapılan nakillerde rahatsız edecek kadar yüksek sesle ve sürekli olarak tutuklu ve hükümlülere İstiklal Marşı dinletilmektedir.
    o Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde, tutuklu ve hükümlülerin, keyfi ve hukuka aykırı uygulamaları nedeniyle kendisinden sürekli olarak yakındıkları Yahya Serbastı isimli başgardiyanın tarafından odalara ani baskınlar düzenledikleri belirtilmektedir. Hücre aramasına çok sayıda Jandarma Polis katılmış, tutuklu ve hükümlülerin bütün eşyaları didik didik aranmıştır.

  • Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde 8 Ağustos 2016 Pazartesi gecesi 24.00-01.00 saatlerinde hücrelere baskın yapılmıştır. Kendisi ile görüşülen Bahoz Tanhan, kendisiyle birlikte hücrede bulunan dört kişinin gardiyanlarca dışarı çıkartıldığını ve 2 şer 2 şer başka hücrelere dağıtıldıklarını belirtmiştir.

  • Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde, OHAL süreci ile birlikte çatılara yeniden kamera takılmaya başlandığı, (havalandırmalardaki kameralar, daha önce idare ile anlaşılarak, özel hayatın gizliliği nedeniyle bezle kapatılmış olmasına rağmen) bu kameraların üzerindeki bezlerin sökülmeye başlandığı, bir gün önce 2. Müdür’ün “siz ne kadar direnirseniz direnin, biz kameraları yeniden hayata geçireceğiz” dediği, görüşme yapılan tutuklu ve hükümlüler tarafından iletilmiştir. Havalandırmalara takılan kameralar konumları itibariyle tutuklu ve hükümlülerin kaldığı hücrelerin banyoları dahil her yeri görecek şekilde konumlandırılmış durumdadır. Bu durumun kendisi tutuklu ve hükümlülerin mahremiyet haklarını ağır şekilde ihlal etmektedir.
    o Kırıklar 2 No.’lu F tipi hapishanesinde tutulan Ufuk Keskin kronik şeker ve çölyak hastasıdır. Doktor raporu doğrultusunda diyet beslenmesi gerekirken iki haftadır kendisine diyet yemekler verilmemektedir. Sağlık sebebiyle hapishane idaresi tarafından verilmediği için kantinden almış olduğu bazı yiyecekler de kendisine verilmemeye başlanmıştır. Taşıdığı kronik rahatsızlıklarının her ikisi de diyet programına uyulmaması halinde ölümcül sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Ufuk Keskin kurum doktor ve müdürüne durum önem ve aciliyetini iletmiş olmasına rağmen kendisine hiçbir bilgi verilmemektedir.

  • Kırıklar 2 No.’lu F tipi hapishanesinde tutulan Erdal Berk’e İdareciler tarafından sürekli olarak bu “işleri sen yaptırıyorsun, sen talimat veriyorsun” (hücre yakma ve diğer eylemler vs) şeklinde baskı yapılmaktadır.

  • Kırıklar 2 No.’lu F tipi hapishanesinde tutulan Fırat İşgören ve Murat Yıldeniz Diyarbakır’dan sürgün edilmişlerdir. Ülkücüler ve eski emniyet görevlilerinin yoğun olarak tutuldukları bölümlere yerleştirilmişlerdir. İdareye, Savcılığa ve Bakanlığa yerlerinin değiştirilmesi için dilekçe ile başvuruda bulunmuşlaradır. Taleplerini reddetmiştir. Cezaevi idaresinin bilinçli olarak, kendilerini bu kişilerin arasına koyduklarını düşünmektedirler.

  • Fırat İşgören disiplin cezası olmadığı ve hapishaneye yeni sürgün gelmiş olduğu halde, iyi halli olunmadığı gerekçesi ile pek çok hakkının kullanımı idarece engellenmektedir. Bu durumu personel kendisine sözlü olarak iletmiştir. Mahpus hücrede tek başına kaldığı halde gardiyanların sayım sırasında sayımda içeri girip, pencereye kadar gittiklerini, bunun taciz amacıyla yapıldığını, sayımı ayakta vermeye zorlandığını, kabul etmeyince de kendisine “siz görürsünüz, cezalandırılacaksınız “ denilerek tehdit edildiğini görüşme sırasında iletmiştir .

  • Kırıklar 2 No.’lu F tipi hapishanesinde havalandırmaya, revire, telefon görüşüne çıkarken tutuklu ve hükümlülerin ayakkabıları her seferinde çıkartılarak, arama yapılmaktadır. Bu uygulama yaklaşık 1-1,5 aydır sürmektedir. Keyfiliğe varan bu dayatma mahpus Serkan Şahin tarafından kabul edilmeyince kendisine 3 ay telefon ile iletişimden men cezası verilmiştir.

  • Benzer şekilde Şakran 4 No.’lu T Tipi hapishanesinde de herhangi bir sebeple koğuş kapısından çıkıldığında ayakkabı araması dayatılmaktadır. Ayrıca tutuklu ve hükümlülerin her kapıdan çıkışta kimlik göstermeleri de istenmektedir. Tutuklu ve hükümlüler bu uygulamanın hapishane müdürleri değiştikten sonra başladığını belirtmişlerdir.

C- TIBBİ BAKIMA ERİŞİM

  • Kırıklar 1 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde hastane sevkleri ve revir talepleri neredeyse durmuş durumdadır. Özellikle 15 Temmuz’dan sonra “asker yok” denilerek hastane sevklerinin hiçbiri yapılmamaktadır. Sonrasında aralıklı olarak yapılsa da “yoğunluk”, “asker yokluğu” gibi gerekçelerle hastane sevkleri ya hiç yapılmamakta, ya da iki haftayı bulan gecikmelerle yapılabilmektedir.

  • Kırıklar 1 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde hapishane içindeki revire çıkma talepleri de çok geç karşılanmaktadır. Revire çıkma konusunda problemler yaşanmakta, hapishane doktorunun uyguladığı bir tür kota nedeniyle mahpusların doktora ulaşımında gecikmeler olmaktadır.

  • Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde tutuklu ve hükümlülerin revire çıkma talepleri “doktor yok” denilerek geri çevrilmektedir.

  • Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde tutulan Mahsun Sati, 8 Haziran 2016 tarihinde cerrahi müdahale yapılacak olmasına rağmen halen hastaneye götürülmemiştir.

  • Menemen Hapishanesinde görüşme yapılan tutuklu ve hükümlüler de hastaneye sevklerin yapılmadığını, sürekli olarak ertelemeler yaşandığını iletmektedirler.

D- BAŞVURU VE ŞİKÂYET HAKKININ ENGELLENMESİ / DİSİPLİN SORUŞTURMALARI

  • Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde görüşme yapılan tutuklu ve hükümlüler birçok kişi hakkında çok sayıda disiplin cezası bulunduğunu ve İnfaz Hâkimliği’ne yapılan itirazların da daha önceki uygulamaya kıyasla jet hızıyla (1-2 gün içinde) reddedildiğini, haklarında açılmış olan disiplin cezalarının sayısını bile artık takip etmekte zorlandıklarını beyan etmektedirler.

  • Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde idare tarafından dayatılan 10 kitap kısıtlaması ile ilgili olarak, tutuklu ve hükümlüler tarafından yaklaşık 4-5 ay önce Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunulmuştur. Ancak bu başvurularla ilgili Anayasa Mahkemesi’nden kendilerine herhangi bir yanıt gelmediği gibi başvurularının Anayasa Mahkemesi’ne gönderilip gönderilmediğinden de emin olamamaktadırlar.

  • Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde tutulan mahpuslar şikayet dilekçelerinin işleme alınmadığından yakınmaktadırlar. Dilekçelerdeki ifadeler nedeniyle “yönetici pozisyonundaki memura hakaret, hedef göstermek“ gerekçesi ile disiplin soruşturmaları başlatılmaktadır. Hatta tutuklu ve hükümlülere dışarıdan gelen mektuplardaki bazı ibareler nedeniyle dahi kendilerine disiplin cezası verilmektedir.

  • Şakran Kadın Hapishanesinde, yanmış hücrede keyfi olarak tutulmaya devam edilen Didem Akman’ın, yaşadığı sıkıntıları anlatmak için millettekileri ve gazetecilere yazılan mektuplarının tamamına idarece el konulmuştur. Tutuklu ve hükümlülerin, durumun vahametinin anlaşılabilmesi için mektupları yanık ve isli duvarlara sürmeleri gerekçe gösterilerek mektup yazan her bir tutuklu ve hükümlüye hücre cezaları ve iletişimden men cezaları verilmiştir

E- MADDİ KOŞULLAR

a. BESLENME

  • Kırıklar 1 ve 2 No.lu F Tipi Hapishanelerinde, 3 kişilik hücrelerde hücrelerde 5-6 kişi kalmasına rağmen hâlâ 3 kişilik yemek verilmektedir. Bu nedenle yemeklerin yetmemesi durumu söz konusudur. Hapishane idaresince, sayının artmasına bağlı olarak artan ihtiyaçların hiçbiri kabul edilmemektedir. Örneğin; 3 kişinin kullanımı için bile yetersiz olan küçük buzdolabından hücre sayısı 6’ya çıktığı halde bir tane daha alınmasına izin verilmemektedir.

  • Benzer şekilde Menemen Hapishanesi’nde de yemeğin kişi sayısından az getirildiği ve idarece tutuklu ve hükümlülere “yemek yok” denildiği ifade edilmektedir.

b. SAĞLIK / HİJYEN

  • Şakran 4 No.lu T Tipi Hapishanesi’nde tutulmakta olan Fırat Yıldeniz’in yakalandığı sırada almış olduğu kurşun yarası sebebiyle akciğerinin yarısı operasyonla alınmış durumdadır. Bu sebeple solunum güçlüğü çekmekte olan mahpus aynı zamanda astım hastasıdır. Sağlık kontrolü ve hücrede kalıp kalamayacağı hususunun tespiti için heyet raporu gerekmesine rağmen, hapishane doktoru hücrede kalabileceğine dair tek başına rapor düzenlemiştir. Bu rapora dayanılarak, ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olan Fırat Yıldeniz, hukuka aykırı bir şekilde tek kişilik hücrede tutulmaya devam edilmektedir.

  • Kırıklar 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde tutulan Savaş Özer, mide kanaması geçirmiş olmasına rağmen hastaneye sevk edilmememiştir.

  • Kırıklar 1 ve 2 No.lu F Tipi Hapishanelerinde, hücrelere haftada üç gün 1 – 1,5 saat süreyle su verilmektedir. Hücrelerin 3 kişilik olduğu dönemle aynı şekilde yürütülen bu uygulama, hücrede kalan kişi sayısı arttığı için ekstra sorun yaratmaktadır. 1,5 saatlik sürede 6 kişi banyo yapmak zorunda bırakılmakta, bu nedenle 6 kişi çok hızlı hareket etmeye çalışarak banyo ve hijyen sorununu kendi çabaları ile çözmeye çalışmaktadır.

  • Buca E Tipi Kapalı Hapishanesi’nde, derin dondurucunun bozulması nedeniyle, bu dolaplarda bulunan etler tutuklu ve hükümlülere verilen yemeklerde kullanılmıştır. Bu sebeple, gıda zehirlenmesi yaşanmıştır. Özellikle 17 No.lu koğuşta tutulan tutuklu ve hükümlülerin birçoğu rahatsızlanmıştır. Ancak buna rağmen hastaneye sevk edilmemişler, revir olanakları ile tedavi edilmeye çalışılmışlardır.

c. FİZİKİ KOŞULLAR

  • Kırıklar 1 ve 2 No.lu F Tipi Hapishanesi’nde, tutuklu ve hükümlüler 3 kişilik hücrelerde 5 ya da 6 kişi olarak kalmaktadırlar. Hücrelerde kalan kişi sayısı iki katına çıkmış olmasına rağmen yatak sayısı arttırılmamış, bu nedenle mahpuslar yerde yatmak zorunda bırakılmıştır. Yataklarla ilgili olarak mevcut 3 yatağa birer yatak daha eklemek üzere çalışma başlatılmış, hatta yer yer ranzaların kaynakları da yapılmış, ancak sonra bu çalışma durdurulmuştur. Tutuklu ve hükümlüler, şu anda eklenmek üzere getirilen yatak ranzalarının hapishane koridorlarında bekletildiğini ifade etmektedir.

  • Her hücrede bir küçük boy buzdolabı bulunmakta ve bu buzdolabı 5-6 kişiye yetmemektedir. Tutuklu ve hükümlülerin ikinci bir buzdolabı satın alma talepleri ise idare tarafından reddedilmektedir.

  • 3 kişilik hücrelerin alt katında bir buzdolabı ve iki büyük masa bulunmakta, üst katta ise üç yatak ve elbise dolabı bulunmaktadır. Hücrelerde 5-6 kişinin kalmaya başlamış olması sebebiyle, mahpuslar çok sıkışık bir alanda hareket etmekte dahi zorlandıklarını, yatak sayısı yetmediği için açıkta kalan kişilerin yerde yattığını ifade etmektedirler.

  • Hapishane idaresi, hücrelere sadece ve bir adet sanayi tipi (döner başlıklı olmayan-sabit) vantilatör alınmasına izin vermektedir. Bu nedenle, mahpuslar vantilatörün yalnızca önüne oturanı serinlettiğini, diğer kişilere bir faydasının olmadığını, sıcaklık sorununun, hücrede kalan kişi sayısının artması ile birlikte daha da büyüdüğünü belirtmektedirler.

  • Şakran Hapishaneler Kampüsünde, koğuş tipi olarak kabul edilen ve 14 kişinin kalabileceği şekilde tasarlanmış ünitelerde 20’den fazla kişi kalmaktadır. Mahpuslar buralarda da yine yerlerde yatmakta ve ihtiyaçların karşılanması konusunda sorunlar yaşanmaktadır. 4 No.lu T Tipi Hapishanesi’nde görüşülen tutuklu ve hükümlüler, 14 ranzalı yerde 20-21 kişinin tutulduğunu, yatak yetersizliği nedeniyle çoğu kişinin yerde yatmak ya da nöbetleşe yatmak zorunda kaldıklarını ifade etmişlerdir.

  • Yer sorunu Menemen Hapishanesi’nde de ciddi bir problemdir. 10 kişilik koğuşta 17 kişi kalmakta, yatak eksikliği nedeniyle bazı tutuklu ve hükümlüler yerlerde yatmak zorunda kalmaktadırlar.

F- YÖNETİM VE FAALİYETLER

a. DIŞ DÜNYA İLE TEMAS

Dış dünya ile temas; tutuklu ve hükümlülerin avukatları ile görüşmeleri, mevcut durumları ile ilgili olarak ilgili kurum ve kuruluşlarla iletişim kurmaları, aile ve yakınları ile iletişim kurmaları, mektuplaşma ve her türlü yazışma yapabilmeleri hakkını içerir.
Görüşme yaptığımız tutuklu ve hükümlülerin bu hakkın kullanımına dair karşılaştığı hak ihlalleri aşağıda başlıklar halinde aktarılmıştır.

i. AVUKAT VE KURUMLARLA İLETİŞİM

  • Görüşme yapılan bütün hapishanelerde; mektuplar ayları bulan periyotlarla gönderilmekte ve alınmaktadır. Özellikle 15 Temmuzdan sonra mektupla iletişim neredeyse durmuş durumdadır. Avukatlara, insan hakları kurumlarına ve uluslararası örgütlere gönderilen mektuplara “yönetici pozisyonundaki memura hakaret, hedef göstermek” gibi gerekçelerle el konulmakta, çoğu zaman mektup içeriğine göre soruşturmalar açılmaktadır.

  • İçinde “AKP” ya da “Tayyip” gibi kelimeler geçen her mektuba el konulmakta ve mektubu yazan kişiye disiplin cezası verilmektedir.

  • Avukatlara gönderilen mektuplarda, yalnızca vekaleti bulunan avukata kapalı zarf içinde mektup gönderilmesine izin verilmekte, vekaletname yoksa bu şekilde mektup gönderimine izin verilmemekte, bu mektuplar açılarak idare tarafından okunmakta ve zaman zaman el konulmaktadır.

  • Tutuklu ve hükümlülerin, bazı avukatlara kapalı zarfla mektup göndermek istediği, ancak bu mektuplara idare tarafından açılarak el konulduğu, el koyma kararının tebliğ edilmediği ve mektupların da kendilerine iade edilmediği bilgisi iletilmiştir.

  • Mektuplar gibi, birçok faksın da muhataplarına idare tarafından keyfi bir şekilde gönderilmediği beyan edilmektedir.

  • Avukatların yanı sıra, İnsan Hakları Heyeti, CPT gibi kurum ve kuruluşlara gönderilen mektuplar da “örgütten bahsediliyor, halkı galeyana getiriyor” gibi sübjektif gerekçelerle engellenmektedir.

ii. AİLE İLE İLETİŞİM

  • Görüşme yapılan tüm hapishanelerde; telefon görüşmeleri kimi zaman saatleri bulan gecikmelerle gerçekleştirilmektedir. Haftalık belli saatlerde yapılan telefon görüşmelerinin gecikmesi ve belirsizliği aileleri tedirgin etmekte, bu durumdan kaynaklı kimi zaman telefon görüşmelerinin yapılması mümkün olamamaktadır.

  • OHAL sonrası ziyaretçi görüşmelerinde kısıtlama ve sınırlama uygulanmaktadır. 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra mahpus görüşmeleri ile ilgili birinci derece akraba sınırlaması getirilmiş durumdadır.

b. BASIN, SÜRELİ VE SÜRESİ YAYINA ERİŞİM

  • Görüşme yapılan hapishanelerin tamamında pek çok günlük ve süreli yayınla beraber kimi yayınevlerinin yayınlarının tamamı “terör propagandası” ve gibi genel soyut gerekçelerle verilmemektedir.

  • 15 Temmuz 2016 gecesi başlayan darbe girişimi sonrası, ertesi gün (16 Temmuz 2016) televizyon yayını tamamen kesilmiş, hiçbir gazete verilmemiş, tutuklu ve hükümlülerin tepkisi üzerine ancak iki gün sonra yeniden verilmeye başlanmıştır.

  • Hakkında toplatma kararı olmasa bile, içinde herhangi bir şekilde “Kürt”, “PKK” ya da herhangi bir siyasi literatür olan tüm kitaplara idare tarafından el konulmakta, örneğin; ARAM yayınlarının tamamının tutuklu ve hükümlülere verilmesi yasaklanmıştır.

  • Benzer şekilde Özgür Gündem, Azadiya Welat, Evrense ve Birgün gazeteleri tutuklu ve hükümlülere verilmemektedir. Atılım Gazetesi ise bayi tarafından getirilmemektedir.

  • Tutuklu ve hükümlülere 10’dan fazla kitap verilmemekte, başka hapishaneden “görüldüsü” olan ve hakkında herhangi bir toplatma kararı bulunmayan kitaplar dahi verilmemektedir. Örneğin “Batman Dergisi “ de verilmeyen yayınlar arasındadır.

c. SOHBET VE DİĞER ETKİNLİKLER

  • Sohbet hakkı 15 Temmuz 2016 sonrası bütün hafta boyunca iptal edilmiştir. Ne zaman yeniden başlayacağı da belirsizdir.

  • Yine iç etkinlikler de tamamen iptal edilmiş durumdadır. (spor, sohbet, kütüphane vs tüm etkinlikler)

  • Tutuklu ve hükümlülerin berbere çıkmaları dahi engellenmektedir.

G- AVUKAT GÖRÜŞ ODALARI / OHAL UYGULAMASI

OHAL ilanı ile birlikte hapishanelerde bulunan avukat görüş mahallerine özel bir tertibat kurulmak suretiyle sesli ve görüntülü kayıt uygulaması başlatılmıştır. Yine görülmeye giden avukatların evrakları incelenmekte ve görüşme sırasında tutulan notların tamamı kontrol edilmekte ve çoğu zaman bu notların tamamının fotokopisi alınmaktadır.

Bu uygulamalar dorudan savunma hakkının kısıtlanması hatta ortadan kaldırılması anlamına gelmektedir. Avukat müvekkil mahremiyeti tamamen ortadan kaldırılmıştır.

OHAL kapsamında görüş saatleri yönünden de kısıtlamalar getirilmiştir. Tutuklularla 24 saat esasına göre, herhangi bir saat ve süre kısıtlaması olmaksızın avukat görüşü yapılması uygulaması kaldırılmış ve avukat görüşmeleri mesai saatleri ile sınırlandırılmıştır.
Savunma hakkı, avukat müvekkil mahremiyeti, masumiyet karinesi gibi evrensel hukuk ilkeleri rastgele yapılmış düzenlemeler olmayıp, tarihsel temelleri olan ve içerdikleri anlam, korudukları menfaatler açısından yüksek öneme sahip ilkelerdir. OHAL uygulamaları kapsamında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnameler ve OHAL ilan edilmiş olunmasının rahatlığı içinde hareket eden Adalet Bakanlığı’nın iç ve gizli genelgeleri ile ortadan kaldırılan/engellenmek istenen bu hakları korumak ve savunmak bizler açısından tarihi bir görevdir.

Tutuklu/hükümlüler ve avukatların ağır bedeller ödeyerek, toplumsal bir mücadele sonucunda, elde etmiş oldukları haklarının OHAL ve KHK’lar eliyle yok sayılmasına, ortadan kaldırılmasına müsaade etmeyeceğimiz, bu uygulamalara karşı mücadele edeceğimiz bilinmelidir.

SONUÇ :

Türkiye hapishaneleri öteden beri pek çok hak ihlalinin yaşandığı, hapishane duvarları ardında, hapishane idarecileri ve gardiyanlar tarafından işlenen pek çok suçun soruşturulmadığı, suç faillerinin yargı tarafından korunduğu yerler olmuşlardır. Çağdaş Hukukçular Derneği kurulduğu günden bu yana hapishanelerde işlenen suçlar, tutuklu ve hükümlülere yönelen hak ihlallerinin ve hapishanelerde yaşanan pek çok sorunun çözümü konusunda çalışmalar yürütmeyi ve hapishane sorunlarını ülke gündemine taşımayı ana çalışma alanlarından biri olarak belirlemiştir.

Yaşanmakta olan pek çok sorunun üzerine, 20 Temmuz 2016 tarihi itibariyle ilan edilmiş olan OHAL ile pek çok ağır ihlal ve sorun baş göstermiştir. Tutuklu ve hükümlülerin yoğun şekilde sürgün edilmeleri, hapishane içi etkinliklerin tamamen ortadan kaldırılması, tutuklu ve hükümlülerin dış dünya ile iletişimlerinin neredeyse sıfıra indirilmiş olması, tutuklu hükümlü yakınlarının hapishane görüşleri sırasında yaşadıkları baskının ağırlaştırılması, tıbbi bakıma erişim ve tedavi hakkının sübjektif gerekçelerle ve insanların hayatlarına mal olacak nitelikte ihmallerle engellenmesi öncelikle sayılabilecek ihlallerdendir.

Yine görüşmeler yapmış olduğumuz hapishanelerin tamamında uygulamaya konulduğunu gördüğümüz, tutuklu ve hükümlülerin “askeri-kışla kültürü – nizamı” olarak tanımladığı ve özellikle 12 Eylül darbesi ile özdeşleşmiş kimi uygulamaların yeniden hayata geçirilmiş olması kabul edilemez uygulamalardandır.

18.08.2016

İlişkili İçerik