Alanya L Tipi Hapishanesi’nde Siyasi Tutsaklara Hak İhlalleri

Antalya L Tipi Hapishanesi’nde siyasi tutsaklara yönelik hak ihlallerine her gün bir yenisi ekleniyor. İki kişilik odalarda on kişinin kalmaya mecbur bırakılması, havalandırma sürelerinin kısaltılması, gelen mektup, kitap ve dergilerin tutsaklara verilmemesi gibi yaşanan hak ihlallerinin gerekçesi ise Adalet Bakanlığı Genelgesi olarak gösteriliyor. Tutuklular, Adalet Bakanlığı genelgesini ve genelgeye bağlı olarak uygulamaya konulan baskı ve tecrit koşullarını protesto için Nisan-Mayıs aylarında açık ve kapalı ziyaretçi görüşüne çıkmama eylemi başlattı.

*****

Antalya’nın Alanya İlçesi’ndeki L Tipi Hapishanesi siyasi tutsaklar için sürgün yeri haline gelirken, baskı ve tecrit uygulamalar ile hak ihlallerinin de sistemli hale geldiği bir hapishane oldu.  Hapishanede 66 siyasi hükümlünün bulunduğunu ifade eden Av. Hasan Kul tutsakların, hapishanede son günlerde uygulamaya konulan Adalet Bakanlığı genelgesini ve genelgeye bağlı olarak uygulanan hak ihlallerine karşı Nisan-Mayıs aylarında açık ve kapalı ziyaretçi görüşüne çıkmama eylemi başlattığını aktardı.

Mersin Üniversitesi’nde 11 Aralık’ta ülkücü faşistlerin düzenlediği "Nihal Atsız anmasını" protesto eden ve ardından polisin evlere düzenlediği baskın sırasında gözaltına alınıp tutuklanan Öğrenci Kolektifleri’nden Eren Can Aybek’in görüşüne giden yakını da siyasi tutuklulara yönelik hapishane yönetiminin özel tutum almış olduğunu belirtti.

‘Tutuklular yerde battaniye üzerinde yatıyor’

Aybek’in yakını, Eren Can Aybek’in görüşçüsü olduğunu ve cezaevinde yaşananları kendisine anlattığını ifade etti. Nisanın ilk haftasından itibaren tutukluların koşulların düzeltilmesi için başlattığı görüşe çıkmama eylemi nedeniyle görüşe gidemediğini söylen Aybek’in yakını, cezaevinde 24 Mart’a kadar bir tane siyasi tutsakların kaldığı koğuş olduğunu aktardı. Aybek’in yakını, koğuşların 2 kişilik olmak üzere 5 odadan oluştuğunu ancak, her odada en az 7 kişinin kalmaya zorlandığını ve tutsakların yatak olmadığı için koğuş koridorlarında yere battaniye çarşaf sererek yattığını söyledi. Tutukluların şartların iyileştirilmesi için yönetime baskı yaptıklarını belirtirken, hem sonuç alamadıklarını hem de bütün var olan etkinliklerden men cezası aldıklarını ifade etti.

Aybek’in yakını yaşanan hak ihlallerine ilişkin ifadelerine şöyle devam etti: “Bahsettiğim koğuş E-10 koğuşuydu. Cezaevi yönetimi ısrarla yeni koğuş açmıyordu. Ama artık sürgünler o kadar arttı ki Isparta, Uşak gibi illerden 21 yeni tutuklu getirildi ve yeni koğuş açılmak zorunda kaldı. O koğuş da F-5 koğuşu. E-10 koğuşundan 4 kişi F-5’e alındı, böylece bir koğuşta 31, diğer koğuşta 21 kişi oldu. Geçtiğimiz hafta F-5 koğuşunda tuvaletteki kamerayı tutuklular boyamışlar izlenmek istemedikleri için. O koğuşta ki 21 kişi darp edilerek tek kişilik hücrelere alırken, tutuklulara gönderilen gazete, dergi ve mektuplara da el konuldu.”

Hak ihlalinin gerekçesi: Adalet Bakanlığı genelgesi

Tutukluların Avukatı Hasan Kul ise hapishanede yaşanan uygulamalara ilişkin bilgi verirken, tutsakların kötü muamele ve hak ihlallerine karşı bir süredir eylemde olduklarını kaydetti.

Hapishane yönetiminin uygulamaların gerekçesi olarak Adalet Bakanlığı genelgesini gösterdiğini ifade eden Kul, “Tutsaklar insan onuruna aykırı bu olumsuzlukları TBMM İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığı ve Sağlık Bakanlığı’na bir toplu dilekçeyle bildirdiler, ancak yaşam koşullarında her hangi bir iyileşme olmadı” dedi.

Adalet Bakanlığı’nın son genelgesine dayanarak koğuşlarda arama yapıldığını belirten Kul, kovalar, çekpaslar, leğenlerin dahi toplatıldığını ifade etti. Kul, bunların yerine yedi kişilik bir koğuşa bir çamaşır leğeni ve sapı 75 cm olan fırçalar verildiğini söyledi.

‘Kelepçeli muayene’

Koğuşlardaki kitap ve eski gazetelerin de bu aramalar sırasında toplatıldığını ve gazetelerin imha edildiğini söyleyen Kul cezaevinde yaşanan ihlallerini şöyle sıraladı: “Genelge uyarınca havalandırma süreleri iki saat kısaltıldı. Alanya gibi aşırı sıcakların yaşandığı bir kentte tutsaklar güneşin batımına iki saat kala koğuşlara alınarak ve kapılar kapatılıyor.

Tutsakların sevk talepleri aylardır karşılanmamaktadır. Hastaneye sevkler geciktirilmekte, sevk edilenler de kelepçeli muayene olmak zorunda bırakılıyor. İdareye teslim edilen ya da kargo ile gönderilen kitaplar, okunacak bahanesiyle aylarca idarede ya da emniyette tutulmakta ve tutsaklara verilmemektedir. Yine içeriden dışarıya yazılan ya da dışarıdan tutsaklara gönderilen mektuplar okunup, idare ya da yönetimle ilgili bir değerlendirilmeye rastlanırsa ya imha edilmekte ya da verilmiyor. Mektuplarda Kürtçe bir ibare varsa kesinlikle bu mektup iade edilmekte ya da yırtılıyor.

Cezaevinde sık sık su kesintileri yaşanmasına rağmen idare bu durumu çözmüyor. Koğuşlara haftada iki gün sıcak su verilmesiyle de tutsaklar ne çamaşır yıkayabiliyor ne de banyo yapabiliyor.”

Kul tutsakların koşulların düzeltilmesi için düzeltilmesi ve uygulanan tecride son verilmesi için hapishane yönetimine dilekçe yazarak taleplerini ileterek görüşme talep ettiğini belirtti. Ancak hapishane yönetimi ise görmezden gelerek herhangi bir düzenleme yapmadı.

Sendika.Org