"Baba sen de benimle gel"... Hapisteki babaya sesleniş...

“Nora’m birkaç ay önce bir açık görüş sonrası, tam ayrılık vaktinde, “baba sen de benimle gel” dediğinde, sözcüklerin nasıl da anlamını yitirebileceğiyle, kızımın sözcüklerine eşlik eden o bakışlarda gördüğümde, yüzleşmiştim.”

Yusuf Demir.

Adil Heval Merhaba,

Gri gökyüzü bugün yine maviliğini kuşandı; ama sonbahar kendini hatırlatırcasına tatlı-sert bir esintiyi de içimize işlesin diye emaneti olarak bıraktı sanırım. Hazır yağmur dinmişken, kalemi-kağıdı elime alarak yollara düşme vaktidir dedim.

Gönderdiğin postayı (kitap, kart, çocuk hak.el kit.) bayram tatilinden bir gün önce aldım. Yanıt yazmayı, elime ulaştığına dair bilgi vermeyi, bayram tatili sonrasına bıraktım. Birkaç gündür de yağmuru bahane ettim kendimeJ

Öncelikle gönderdiklerin için çok teşekkür ederim. Güzel bir döneme denk geldi. Ekim ayı (19) Nora’nın doğum günü... Yeni yaşına “merhaba” diyecek. Bu anlamıyla güzel bir hediye oldu. Hemen, tatil biter bitmez, Nora’ma gönderdim. Bu sürede şiirleri ben de okudum. Dizelerde kendimden çokşey buldum. Bir babanın hasretini de, heyecanını da, umudunu da... Kızımdan da çok şey buldum. Belki şimdi ifade edemeyeceği, fakat eksikliklerini hissettikçe dile getireceği duygular...

Nora’m birkaç ay önce bir açık görüş sonrası, tam ayrılık vaktinde, “baba sen de benimle gel” dediğinde, sözcüklerin nasıl da anlamını yitirebileceğiyle, kızımın sözcüklerine eşlik eden o bakışlarda gördüğümde, yüzleşmiştim. Dediğim gibi, dizelerinde yaşamın deneyimlerini duyumsayarak ilerledim.

Çocuklarımıza dair sözcükler kurup, düşler büyüttüğümüz şu günlerde Kürt illerinde çocuklarımız katlediliyor. Zindanda olmak tam da böylesi anlarda kasvetli bir hava yaratıyor tutsak üzerinde...

Ece Ayhan’ın “devlet dersinde öldürülmüş çocuklar” şiirinden aklımda kalanları tekrarlıyorum. Çocuklarımıza ölümü reva gören bir sistem gerçekliği var karşımızda. Kıyıya vuran küçücük bir beden, birçok söylevi hamaset konuşmalarını, tecavüzcü ordularının nasıl desteklendiğini, “Kobane düştü düşecek” diye heyecanlanan pervasızları gözlerimin önünde canlandırıyor. T. Kürdistanı’ndan her gün çocuk ölümleri haberi yansıyor basına. Ağız dolusu gülme hakkı, oyunlarının yarım kaldığı değil; toplum mühendisliğinin en iğrenç yöntemleri kullanılarak yalan haberler eşliğinde “artık Kürt Anaları’nın” kendi dillerinde ağıtlar yakabildiği övünç dolu satırlarla aktarılıyor.

Her şeye rağmen dilimizde Nazım Usta’nın “güzel günler göreceğiz çocuklar” dizeleri var. Çocuklarımıza onurlu bir gelecek, özgür gelecek bırakma düşümüz her yeni güne umut ve coşkuyla “merhaba” dememizi salık veriyor...

Öykü’mün gözlerinden öpüyorum. Güzel günleri çocuklarımıza armağan edeceğimizin inancıyla...

Bu mektumubu burada sonlandırıyorum. Dünyalar güzeli kızım, “Işık”ım, Nora’mın yüreğimde yarattığı coşkunun ve o tarifsiz heyecanın sıcaklığıyla kucaklıyorum sizleri...

Umut ve dirençle...

30.09.2015

YUSUF DEMİR

1 No’lu F Tipi Hapishane C-84

TEKİRDAĞ