Belediye Eşbaşkanı Baran cezaevinde yaşadıklarını anlattı

Pazar, 11 Kasım, 2018

Tutuklu Kulp Belediyesi Eşbaşkanı Sadiye Süer Baran, çıplak aramaların yapıldığı, koğuşlara baskınlar düzenlendiği, askeri nizamda sayımlar yapıldığı, kitap ve mektupların verilmediğini belirterek, ihlallere karşı idareye yaptıkları şikayetler sonucu kendilerine hücre cezası verildiğini kaydetti.

İçişleri Bakanlığı tarafından 5 Ocak 2017’de görevden alınarak yerine kayyum atanan Demokratik Bölgeler Partisi’nin (DBP) Kulp Belediyesi Eşbaşkanı Sadiye Süer Baran hakkında “örgüte üye olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla Diyarbakır 8’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan davada, 9 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Osmaniye 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan Baran, yaşadıkları hak ihlallerini avukatı Süleyman Kaya’ya gönderdiği mektupla anlattı.
 
‘ÇIPLAK ARAMA DAYATILDI’
 
Diyarbakır ve Hilvan’dan sonra Osmaniye cezaevine götürüldüğünü aktaran Baran, “Osmaniye cezaevine ayak basar basmaz neye uğradığımı şaşırdım. İşlemler bitirildikten sonra küçük bir odaya alınarak erkekler kapıda, kadın personel de içeride köşeye alındım. Daha sonra üzerime yürüyen kadın personeller soyunmamı istedi. Soyunmaya direnince erkeklere seslenip soyunmuyor dediler. Erkek personeller de ‘Soyunacak soyunmuyorum diye bir şey yok’ dediler. Soyunmaya mecbur bırakıldım. Sonra oturup kalkmamı istediler, buna da direnince doktorla tehdit edildim. Buraya getirilen bütün kadın arkadaşlar ilk olarak bu uygulamayla karşılaşmışlar” dedi.
 
‘HER GÜN PSİKOLOJİK BASKI’
 
Koğuşa götürülürken koridorda erkek gardiyanın bağırarak “bir PKK’lı geldi” demesinin olası bir linçe davetiye olduğunu belirten Baran, “Altı buçuk aydır buradayım, benden 3 ay önce gelen koğuş arkadaşlarım istisnasız her gün psikolojik baskı, sözlü taciz ve yer yer fiziki saldırıya varan uygulamalara maruz kalıyor” diye belirtti.
 
KEYFİ SORUŞTURMALAR
 
Kendilerine gelen kitap, mektup ve doğa fotoğraflarının sakıncalı görüldüğünü ve kendilerine verilmemesine rağmen, bir de haklarında soruşturmalar açıldığını belirten Baran, gazete kupürlerinin dahi yasak olduğunu, bazen iki gün üst üste aramalarla koğuşlarının dağıtıldığını ve çamaşır tellerinin bile sökülüp atıldığını aktardı.
 
‘SAYIMDA ASKERİ NİZAM DAYATILIYOR’
 
Bütün koğuşlarda yasak olmayan radyonun kendi koğuşunda yasak olduğunu belirten Baran, “Günde 3 defa ayakta sayım yapılıyor. Sabah saat 08.00, akşamüzeri saat 17.00 ve akşam saat 19.00’da, bizden askeri nizamda durmamız isteniyor. Bu durumu kabul etmeyince sandalyeyle bizleri hırpalayarak dışarı çıkarıyorlar. Bu şekilde günde iki defa zorla havalandırmaya çıkarılıyoruz. Akşamları da bu şekilde bizi kaldırıp sayıyorlar. Askeri nizam duruşunu kabul etmediğimiz zaman hakkımızda tutanaklar tutuluyor, hücre cezalarıyla görüş ve iletişim yasağı gibi cezalarla cezalandırılıyoruz” dedi.
 
‘HÜCREDE DARP EDİLDİM’
 
Askeri nizamda sayımı kabul etmediklerinde cezalarla karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Baran, “Sur dosyasından Helin Yapıcı’ya 62 gün hücre, 1 yıl görüş, TKP/ML davasından tutuklu Leyla Elma’ya ise 63 gün hücre, 1 yıl görüş yasağı verilmiş. Ben de geldiğimden beri iki defa hücreye alındım. 20 Haziran’da ilk alındığım hücrenin içi belki yıllarca yıkanmamıştı. Yüzlerce izmariti su ile saatlerce uğraştıktan sonra anca temizleyebildim. Erkek gardiyanlarca nevresimlerle pencereler kapatılarak tamamıyla havasız kaldım. Çay da yasak denilerek verilmedi. 25 Ekim’de ikinci defa hücreye alındım ve hücrenin dış tarafına monte edilmiş iki klima motorunun 24 saat sesine maruz kalmak zorunda bırakıldım. Hücrede bulaşıkları yıkayacak yer olmadığı için tabakta yemek almak istedim. Hücreye alınanların yemekleri tabakta verilir. Ama bana bulaşıkları tuvalette yıkarsın dediler bunu kabul etmeyince 3 gün boyunca yemek verilmedi. Akşam vardiyasında 28 Ekim’de sayım esnasında üzerime saldıran gardiyan beni hücrenin ortasına fırlatıp şiddet uyguladı. Sözlü ve fiziki şiddet sonrası hücrenin ortasında iki kadın gardiyan her biri bir kolumdan tutup ‘size öğreteceğiz ayakta durmayı’ deyip zorla dik durmamı sağladılar. Olaydan sonra vardiya sorumlusuyla görüşmek istedim. Vardiya sorumlusu gelerek aynı öfkeyle bağırarak ‘sen devletten büyük değilsin, devletin kurallarına uyacaksın. Kapatın şu mazgalı’ dedikten sonra kapıyı kapatıp gittiler” diye anlattı.
 
‘İŞKENCE EDİLİRKEN KAMERA KAPATILIR!’
 
Baran, başlarına gelebilecek herhangi bir şeyden idarenin sorumlu olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Sabah sayımında kameralarla geldiler bize şiddet uyguladıklarında kamera yok ama normal sayımlarda kameralarla geliyorlar. Yaşadıklarımıza dair defalarca şikayet dilekçeleri yazdım ama sonuçsuz kaldı. Sevk yazdık iyi halli olmadığımız yazıldı. 30 Ekim’de burada yaşananlara dair müdüre şikayette bulundum. İlk hücreye alınan ben oldum. İlk hücre cezasında 11 gün, ikincisinde ise 5 gün kaldım. Leyla ve Helin arkadaşlar hücreye alınacak onların yaşayacaklarından dolayı endişeliyim. Burada kontrolsüz bir öfke söz konusu. Burada başımıza bir şey gelirse özelde iki vardiya, sonra idare sorumludur. Bizler şu ana kadar askeri nizamda duruşu kabul etmedik, bundan sonra da asla kabul etmeyeceğiz. Bu tutum insanlık onuruna aykırı ve rencide edici bir tutumdur. Bunun için insanlık onurumuzu korumanın bedeli ne olursa olsun bu kararımızdan vazgeçmeyecek insanlık onurumuzu koruyacağız.”