Bir gözaltı hikayesi

09 Ekim 2015

Bana yıllardır cezaevlerinden mektuplar gelmekte. Ben de bunların ya haber olarak yayınlanmasını sağlayamaya çalışırım ya da cuma günleri gazetemizde yer alan köşemde özetlerim. Şu anda Elbistan E Tipi Cezaevi’nde bulunan Sara Erol’un mektubunu -kendi yazdığı haliyle- burada sizlere aynen aktaracağım: Hizan ilçesinin merkezinde 11 Eylül 2015 günü saat 19:45 sularında gözaltına alındım. Alınırken beni zorla yere yatırdılar. İki özel harekat polisi kollarıma basarak bağırmamam için de ağzımı kapatmaya çalıştı. Ben susmayınca yerden toprak alıp, ağzıma toprak doldurdular. Bu arada halk geldi ve beni onların elinden kurtarmaya çalıştı. Ancak ellerinden alamadılar. Durmadan küfür ediyorlar ve bir yandan da beni yumrukluyorlardı.

Karakola götürüldüğümde yine yere yatırmaya çalıştılar. Ellerimi arkadan kelepçelemişlerdi. Dört-beş kişiydiler. Durmadan beni tekmeliyor ve küfür ediyorlardı. İçlerinden biri cep telefonuyla fotoğraflarımı çekiyordu. Giysilerim yırtılmıştı. “Seni ünlü yapacağız” diyordu. Çantamı açtılar. Ben, “kadın polis arasın” dedim ama eşyalarımı dağıttılar ve cinsel içerikli hakaretler etmeye devam ettiler.

Biri saçlarımdan tutup, yere vurmaya başladı. Sonra bir kadın polis geldi. Erkek polislerin içinde ince arama yapmak istedi. Ben kabul etmeyince, beni dövüp yere attılar. Üç saat kadar yerde oturdum. Bir doktor geldi ve beni muayene etmek istedi ama ben kabul etmedim. Polisler gelip, doktoru da küfür ve hakaretlerle içeriden çıkardılar.

Ben yalnızken bir polis geldi ve cinsel içerikli hakaretler etti. “Sen burada yalnızsın. Sana istediğimi yaparım”, “Bu akşam benimlesin” gibi şeyler söylüyordu. Niçin gözaltında olduğumu söylemiyorlardı. Ben avukatımı istedim ama görüştürmediler. Ailemle ve avukatımla görüşmek istedim ama görüştürmediler.

Yüzüm, gözüm kan içinde kalmıştı. İki gün sonra beni hastaneye götürdüler. Oradaki doktor bana darp raporu verdi. Hastaneden tekrar karakola götürdüklerinde, yine yere yatırıp dövdüler. Plastik kelepçeyle kollarımı arkadan bağladılar. Tekrar zırhlı araca bindirildim ve orada da dövmeye devam ettiler.

Beni helikoptere bindirdiklerinde nereye götüreceklerini bilmiyordum. Bunu sorduğumda, bir kadın özel harekat polisi saçlarımdan tutup kafamı helikopterin tabanına vurmaya başladı. Bitlis’e varana kadar biri kollarıma ve bacaklarıma basarken, biri de kafamı yere bastırıyordu. Bacaklarımda da plastik kelepçe vardı.

Bitlis’e vardığımızda beni helikopterden sürükleyerek çıkardılar. Bacaklarım uyuşmuştu. Kadın polis bacaklarımdaki kelepçeyi açamadı; pense getirip kestiler. Kadın polis saçımı tutup, kafamı defalarca yere vurdu. Ben “vurma” dedikçe, daha da hırslanıyordu. Burnumdan kan gelmeye başladı. Yüzüm gözüm şişmişti.

Bitlis’te hastaneye götürüldüm. Orada halen ellerim arkadan plastik kelepçeyle bağlıydı. Hastanedeki kadın doktora kollarımı hissetmediğimi söyleyip; kelepçeyi açtırmasını istedim. “Hayır” dedi. Dahası darp raporu da vermedi. Bitlis’te Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüm. Bir gün orada tutuldum. Orada da psikolojik işkence gördüm. Cinsel içerikli hakaretler edip, beni tecavüzle tehdit ediyorlardı.

Bir gün sonra, yeniden hastaneye götürüldüm. Bu sefer, bir başka doktor vardı ve beni muayene ederek, darp raporu verdi. Oradan götürüldüğüm savcılıkta hakkımda açılmış olan bir davadan dolayı tutuklama kararı olduğu söylendi. Daha sonra çıkarıldığım mahkemece gıyabımda verilen karar, vicahiye çevrildi. Tutuklandım.

Bilahire götürüldüğüm Bitlis E Tipi Cezaevi’nde de gardiyanların sözlü saldırılarına maruz kaldım. Yapmak istedikleri çıplak aramayı kabul etmeyince, bir kadın gardiyan beni tartakladı. Cezaevi doktoru darp edildiğime dair rapor yazdı. Orada kaldığım süre boyunca, küçücük bir hücrede tutuldum. Banyo yapamadım; havalandırmaya çıkarılmadım.

Beni, 18 Eylül 2015 sabahı Elbistan E Tipi Cezaevi’ne getirdiler. Bu arada, yüzümdeki şişlikler geçmediği için iki kez hastaneye gittim. Şu an yüzümün bir tarafı bu darbelerden kaynaklı olarak şiş durumda. Genç bir kadın olarak uğradığım şiddet ve hakaretlerden dolayı psikolojim bozuldu.

Her şeye rağmen erkek egemen sisteme ve onun şiddetine bir kadın olarak boyun eğmedim. Bu şiddeti her gün yaşayan binlerce kadın var ve ben onların hakları için mücadele etmeye devam edeceğim!..

Kaynak: www.ozgur-gundem.com

İlişkili İçerik