Biz Kadınlar Birlikte Yürüdüğümüz Sürece Yaşam Anlamlı... Müebbetlik tutsak yazdı...

Tarih: 
Perşembe, 11 Ağustos, 2016

Çünkü buradan sana ulaşacak, kadınlara ulaşacak kelimelerle köprümüzü oluşturmak çok önemli. Heybemizde anlatılacak yığınla anlatamadığımız hikayelerimiz var. Şuna hep inanmışımdır, biz kadınlar birlikte yürüdüğümüz sürece yaşam anlamlı. Çünkü bizim yaşamak için, büyümek, güzeli yaratmak için çoook nedenimiz var….” -25 Temmuz 2016-

Zeynep Avcı 

Kadın Kapalı Hapishane C- 4 

Sincan - ANKARA

***

Sevgili Tülin Ablacığım bizim nesil de ‘sonunda’ yaşadı ‘darbe’yi. (...) O savaş uçaklarının çatıya sıfır uçtuklarında, içindeki askerleri, ağır silahları gördüğümde irkildim, elbette cesur, soğukkanlıydı-k-m. Yine de yaşanacakları gördüklerimiz özetliyordu. İlerleyen saatlerde hatta dakikalarda canlı yayınlarda izlediğimiz görüntüler, duyduğumuz, patlayan bombaların sesi dehşetti. Elbette biz devrimciler, Kürtler aylardır, yıllardır o dehşeti, savaşın, yıkımın acısını yaşayıp gördük, yine de yaşananlar sol yanımızı derinden etkiledi. Şimdi de darbeye darbe ile karşılık verenleri izliyoruz ne yazık ki. "Korkaktan daha zalim kimse yoktur", derdi ninem eski bir hikâyeyi çocukluğumda anlatırken. Şimdi yerli yerine oturuyor.

Darbeyi bizim nesil yaşasın istemezdik, bunu cezaevinde karşılamak isi gerçekten başkaymış. İnsan neyi nasıl anlatacağını bilemiyor aslında. Bu pazartesi sabahı dışarıda olduğu gibi içeride de ‘OHAL’ ilan edildi:-) Nereden başlamalıyım emin değilim gerçi. Darbeyi tüm gece oturup izliyorduk, arada 'balkona' çıkıp diğer hücrelerdeki arkadaşlarla yorumlar yapıyorduk. Her birimiz izlediği haberi birbirine aktarıyor, en yeni gelişmeyi veren sınırlı sayıdaki kanalımız da aynı programı, görüntüyü izletiyordu. Sabah yedi sonrası, en azından yarım saat de olsa dinlenmek için sessizlik olsa da uzaklardan gelen patlama sesleriyle kapılar pencereler titriyordu. Ona doğru tüm kanallar kesildi. Sorduğumuzda da ‘arıza’ olduğu belirtildi. Radyolarımızı açsak da fayda etmedi. İki gün boyunca radyodan takip ettik yaşananları, görüntüsüz, dış dünyayla iletişimimizin kesileceğine ilk işaret olarak saymalıydık. Dışarının tedirginliği, havası ertesi günü cezaevinin voltasına yansıyordu, biz de olasılıkları düşündük, biraz da uygulamaları bekliyorduk. Cuma günü adli tarafta sürgünler yaşandı ve halen yaşandığı da araç hareketliliğinden anlaşılıyor. Bizler de bekliyoruz her türlü sürgünü ama nasıl, ne zaman olur veya olur mu bilemiyorum. Pazartesi havalandırmada bulunan karşı koğuşlardaki arkadaşlar faaliyetler için hazırlanmış bekliyorlardı, tabi biz de (hafta içi dokuzda alınıyor herkes). Karşı taraftan bir arkadaş ‘bizi sohbete almayacaklarını, iptal edildiğini’ belirtince, butona basıp durumu anlamaya çalıştık. Gardiyan ‘tüm etkinlikler iptal edildi’ dedi. (….)

Şimdilik içteki tüm iletişim araçlarımız anlayacağın Tülin Abla, kesildi. Diğer koğuşlarda bulunan hiçbir arkadaşın bir başka arkadaşı görme, duyma imkanı kalmadı. Hemen yan taraftaki arkadaşların sesini duysak da konuşmalarımız avazımızın yettiği kadar. Burada bulunan bir çok arkadaş da yeni tutuklu, Kürdistan’dan getirildi sürgünlerle, çoğu siyasetçi, hatta müebbetlikler dışındaki arkadaşlar legal siyasetten tutuklanan arkadaşlar. Ağırlaştırılmış müebbetlikler olarak zaten iletişimimiz yoktu, bu ‘karar’la birlikte tüm iletişim kesilmiş bulunuyor. Yan taraftaki, ya da başka bir koğuşta bulunan arkadaşın hastalansa duymayacaksın. Öyle anlaşılıyor ki dışardaki ‘OHAL’ içeriye de bu şekilde yansıyıp tutsakların dış dünyayla, birbirleriyle iletişimi kesilecek. Kampüs içinde bulunan diğer cezaevlerinde ‘darbecilerin’ getirilmesiyle sürgünler, özel uygulamalar çoktan başladı. Hatta duyduğumuz kadarıyla geç saatlere kadar işkence de uygulanıyor yeni tutsaklara. Yaptıkları darbe de olsa, görevlerindeyken katliam da yapsalar bir insana karşı yapılan (bu koşullarda) işkenceyi, zulmü kabul etmek mümkün değil. Bu durum, açıkçası kaygı da veriyor. Şu anda yeni tutuklanıp gelenlere özel bir uygulama yapıldığını basından takip ediyoruz, tek tip ve işkence yapıldığını da, diğer arkadaşlarımıza, yani henüz sürgün olmayanlara da ayakta sayım dayatılıyor. Ülkenin gündemini basına verilenler belirlese de gerçekler yaşamımızda, bunun da bilinmesi gerektiğini düşünüyoruz. Sesimiz olmanızı istiyorum.

Sevgili Tülin abla farkındayım, mektubuna yeterli cevabı veremedim, pek de elimde olmayan nedenlerden ötürü. Fakat sana düzenli yazmak istediğimi bilmeni istiyorum. Çünkü buradan sana ulaşacak, kadınlara ulaşacak kelimelerle köprümüzü oluşturmak çok önemli. Heybemizde anlatılacak yığınla anlatamadığımız hikayelerimiz var. Şuna hep inanmışımdır, biz kadınlar birlikte yürüdüğümüz sürece yaşam anlamlı. Çünkü bizim yaşamak için, büyümek, güzeli yaratmak için çoook nedenimiz var. (…)

Kendine her zaman iyi bakmanı ve hep yanın(ız)da olduğumu bilmeni istiyorum. Öykü'müzü de seni de sımsıkı kucaklıyor öpüyorum. Ayrıca gönderdiğin kartları da aldım. Teşekkür ederim.

Görüşmek üzere, umutla, sevgiyle...

Zeynep Avcı