ÇİÇEĞE AĞIT

Tarih: 
Pazar, 17 Temmuz, 2016

“Zamana, duvarlara; bilinçle, yazıyla meydan okuyanlara selam olsun...

Adını kitaba veren “Çiçeğe Ağıt” öyküsü gerçeğin kadim dillerde söylenmiş şarkısıdır... Nevzat Çapkın, ömrünü cezaevinde geçiren yazı emekçilerindendir. Hapishanenin duvarlarına, zulmüne aldırmaksızın durmadan üreten bir yazardır.”

Seyit OKTAY  E Tipi Cezaevi  C-12   SİİRT

“ÇİÇEĞE AĞIT”

Nevzat Çapkın’ın “Çiçeğe Ağıt” isimli yeni kitabı Ceylan Yayınları’ndan çıktı. Daha önce “Kevoka Spi”, “Modernizmin Mahşeri”, “İlahi Kanun ve Sosyoloji” ve “Toplumsal Ahlak” adlı kitapları farklı yeyınevlerinden yayınlandı.

Daha çok inceleme-araştırma ve deneme türünde çalışmalar yapan yazar, bu defa edebi bir eserle karşımıza çıkıyor. Öykü kitabı olarak çıkan “Çiçeğe Ağıt” aslında yaşanmışlıklara bir gönderme niteliğinde. Dokuz öyküden oluşan kitap okunmaya hakediyor.

Nevzat Çapkın farklı tarzlarda ama aynı minvalde söyler ağıdını.

Adını kitaba veren “Çiçeğe Ağıt” öyküsü gerçeğin kadim dillerde söylenmiş şarkısıdır. “Reyhan”da acıyı, kadın direnişini kendi makamınca söyler. “Yara” bilgece bir anlatımdır edebiyata dair. Sözün kıymetinin bilindiği bir divanda, alemi anlama çabasını güçlü vurgularla dile getirir. Edebiyatın dimağlarda hakettiği yeri bulması adına yapılmış bir muhabbettir.

Kara Lastik” öyküsü ise yoksulluktan, biçarelikten doğan bir kahramanlık hikayesidir. Doğduğu topraklara özlemin trajesidir. “Volta” tipik bir cezaevi anlatısı değildir. Öyküde bir varoluşsal sorgulama mevcuttur.  Ölümle yaşam gerçeği sorgulanır. Öyküde, mekanın varlıkla bağı deşifre edilir. “Hayaller Bahçesi Küçük Beden”de Demhat ve Baran’ın kardeşliğinin bir kurşunla nasıl sona erdiğini hikayeler.  Yoksulluğun ve Kürt oluşun nasıl hızla ölüme kapı araladığını ve bunun bir yazgı olarak belletilmesine dair sert bir eleştiri içerir.

Nevzat Çapkın, “Gülün Sırrı” adlı öyküsüyle adeta bir şiir yazar. Şiir-öyküdür aslında. Mehdi şahsında bir ülkenin, bir halkın alicenaplığını, barışseverliğini ortaya koyar. “Yeraltından Yankılanan Ses” öyküsünde ise diri diri toprağa gömülen Medine’nin hiç duyulmayan çığlıklarını, yaşlı bilgenin dilinden anlatır. Etkileyici, sarsıcı, bir kenti utandıracak kadar acı yüklüdür. Bir kız çocuğunun modern cahiliyeye kurban edilişinin öyküsüdür. Ve sonucu, “Kardeş Musa” öyküsüyle bağlar. Kabil’in kardeşi Habil’i öldürdüğü günden beri geçerli yasayı hikayeler. Aslında Kürtler ve Kürtler’e “kardeş” diye diye her şeylerini ellerinden alanların arasındaki ilişkinin metaforik anlatımıdır.

Nevzat Çapkın, ömrünü cezaevinde geçiren yazı emekçilerindendir. Anlam yüklü öykülerinden oluşan bu edebi çalışmasını mutlaka okuyun. Tadı dimağınızda kalacak güzel öykülerle bezelidir.

Zamana, duvarlara; bilinçle, yazıyla meydan okuyanlara selam olsun.