“Cinsel işkence suçtur! Cinsel işkencenin OHAL’i olmaz!”

Salı, 11 Ekim, 2016

“İşkencenin meşrulaştırılmaya çalışıldığı, sürgünlerle binlerce tutsağa yer değişikliğinin dayatıldığı, tedavi-görüş-iletişim-kitap/dergi vd. hakların keyfi bir şekilde, art arda yayınlanan genelgelerle tırpalandığı yok edildiği hapishaneler, aynı zamanda toplumsal ikili cinsiyet sisteminin yarattığı tüm eşitsizlik ve aşağılamaların da hayata geçirildiği, derinleştirildiği alanlar oldu bu süreçte”.

 

İstanbul: Kadın ve LGBTİ’ler, tutsak kadın ve LGBTİ’lere dönük cinsel işkence ve baskıları protesto ederek “cinsel işkencenin ve cinsiyetçi uygulamaların takipçisi olacağımızı duyurmak istiyoruz. Cinsel işkence suçtur, OHAL ile bunu meşrulaştıramazlar! Cinsel işkencenin OHAL’i olmaz” dediler.

Bugün İstanbul İHD Derneği’nde bir araya gelen Demokratik Kadın Hareketi, İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği, Sosyalist Kadın Meclisleri ve Yeni Demokrat Kadın bir basın toplantısı düzenledi. Kurumlar adına açıklama yapan Rahime Karvar, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL’in en açık uygulamalarının yaşandığı yerlerin hapishaneler olduğuna dikkat çekerek, “İşkencenin meşrulaştırılmaya çalışıldığı, sürgünlerle binlerce tutsağa yer değişikliğinin dayatıldığı, tedavi-görüş-iletişim-kitap/dergi vd. hakların keyfi bir şekilde, art arda yayınlanan genelgelerle tırpalandığı yok edildiği hapishaneler, aynı zamanda toplumsal ikili cinsiyet sisteminin yarattığı tüm eşitsizlik ve aşağılamaların da hayata geçirildiği, derinleştirildiği alanlar oldu bu süreçte” dedi.

 

“LGBTİ tutsaklara tecrit içinde tecrit”

Eskişehir Hapishanesi’nin “Gözümüz üzerinizde” dedikleri bir yer olduğuna dikkat çeken Karvar, tutsak LGBTİ’lere “tecrit içinde tecrit” yaşatılan hapishanedeki uygulamaları Pembe Hayat Derneği’nden edindikleri bilgilerden doğru şu şekilde aktardı:

LGBTİ tutsaklar sürekli bir baskı altında, en ufak bir talep ya da şikayetlerinin günlerce küçük bir hücrede tutulmalarına ya da 4-5 saat ters kelepçe ile ayakta bekletilmelerine neden oluyor. Trans kadınlara sürekli ‘koçum’, ‘beyler’ şeklinde hitap edilirken, tutsakların kendi cinsel kimliklerini ifade edebilecekleri her türlü olanak ortadan kaldırılıyor, erkeklik üzerinden aşağılamaya maruz bırakılıyorlar. Yaşamsal ihtiyaçları karşılanmayan ya da ‘bir cımbıza 4 karton sigara rüşvet vererek erişme’ örneğinde olduğu gibi dayatmalara maruz kalan tutsakların görüşlerine de kısıtlama getiriliyor ve tüm tutuklulara 10 dakika olan telefon görüşme hakkı LGBTİ tutsaklar söz konusu olduğunda 5 dakikaya indiriliyor. Hormon ilaçlarının engellendiği hapishanede, reçeteli ve tutsakların yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli olan ilaçlar dahi verilmiyor. Bizler dile getirilmeyen ama daha önceki kimi LGBTİ tutsaklara dönük uygulamalardan biliyoruz ki, hapishaneler aynı zamanda trans kadınlara cinsel işkencenin kirli bir pazarlıkla uygulandığı alanlar olmaktadır.

 

“Silivri Hapishanesi, erkek aklının ürünü”

Silivri Hapishanelerinde kadınlara yönelik cinsel saldırılar olduğuna dikkat çekilen açıklamada ise hapishanede yaşananlar “erkek aklının ürünü” olarak tanımlandı ve şu bilgiler verildi:

Erkek tutsaklara göre dizayn edilen ve her metrekaresi erkek aklının ürünü olan Silivri Hapishaneleri Kampüsü’ne OHAL’in ardından sürgün sevklerle getirilen kadın tutsaklar, burada erkek gardiyanlar tarafından tacize uğramış ve uğramaya devam ediyorlar. Tutsakların bulunduğu hücrelerse kameralarla izlenecek şekilde inşa edilmiş durumda. Ayrıca Silivri 9 No’lu L Tipi Hapishane’de tutulan Sevcan Adıgüzel isimli tutsağa yönelik işkence sırasında erkek gardiyanlar tarafından cinsel tacizde bulunulduğu açıktan ifade edilen kimi yaşanan taciz örneklerinden biri… Kadın tutsakların tepkilerine ‘Biz devletiz, devlete ayıp olmaz’ şeklinde karşılık veren erkek gardiyanlar ve karşı hücredeki erkek tutsaklarla konuşmalarını ‘Erkeklerle konuşmayın’ diyerek engellemeye çalışan kadın gardiyanlarla Silivri Hapishanesi, gözümüzün üzerinde olduğu hapishanelerden biridir.

 

“Cinsiyetçi uygulamaların takipçisiyiz”

Bu uygulamalardan hiçbirinin OHAL ile başlamadığına ve OHAL ile sınırlı olmadığına dikkat çeken Karvar, “Bu yüzden zaten uygulanan, ama OHAL’le meşrulaştırılmaya, artırılmaya, buna karşı kadın ve LGBTİ’lerin sesinin kısılmaya çalışıldığı bir süreçte cinsel işkencenin ve cinsiyetçi uygulamaların takipçisi olacağımızı duyurmak istiyoruz. Cinsel işkence suçtur, OHAL ile bunu meşrulaştıramazlar! Cinsel işkencenin OHAL’i olmaz” sözleri ile açıklamayı sonlandırdı.