Dr. Ünal: Çakıcı'ya veriliyorsa hasta tutsaklar koğuşta bile tutulmamalı

Çarşamba, 4 Temmuz, 2018

TTB Aile Hekimliği Kolu Sekreteri Dr. Filiz Ünal, organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'ya “süresiz sağlık izni” raporu veren sağlık kurulundaki bütün doktorlara soruşturma açılması gerektiğini söyledi. Ünal, Çakıcı'ya böyle bir rapor veriliyorsa, gerçek hasta tutsakların koğuşta bile tutulmaması gerektiğini de ifade etti.

 

Kırıkkale'nin Keskin ilçesindeki T Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'ya verilen “süresiz sağlık izni” raporuna dair tartışmalar gündemdeki yerini koruyor. Tedavi gördüğü Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi'nce hazırlanıp, Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen raporda, değişik türde 16 hastalığının bulunduğu, bu hastalıklardan 6'sının ölümcül düzeyde olduğu belirtilen Çakıcı için "Hastalıklarından dolayı hayatını kaybetme olasılığı yüksektir. Bu nedenle akrabaları ve yakın arkadaşları ile haftanın 7 günü saat 09.00 ile 20.00 arasında hem sağlığı hem morali açısından aynı zamanda helalleşme açısından sürekli bu zaman dilimleri arasında kendi istediği isimlerle kişi ve sayı adeti koymadan kendisi için bu ziyaretler hastalıkların kontrol edilebilmesi ve morali açısından hastayı yeniden hayata bağlayabilir" denildi.

 

Çakıcı’ya verilen bu raporu incelemeye alan Türk Tabipleri Birliği (TTB), konuya dair dün yaptıkları açıklamada, söz konusu “belge”nin şekil ve içerik itibariyle tıbbi bir rapordan uzak olduğunu vurgulayarak, Sağlık Bakanlığı’nı konuyu aydınlığa kavuşturma çağrısında bulundu.

 

Bakanlıktan henüz bu çağrıya yanıt gelmezken TTB Aile Hekimliği Kolu Sekreteri ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Hasta Mahpuslarla İlgili Danışma Kurulu Üyesi Dr. Filiz Ünal, konuya dair değerlendirmelerde bulundu.

 

'İLK DEFA BÖYLE BİR ŞEYLE KARŞILAŞTIK’ 

 

Dr. Ünal, Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi’nin doktor heyeti imzasıyla Çakırı’ya verilen “süresiz sağlık izni raporu” adlı belgenin rapor niteliği taşımadığını ve bu belgenin bir doktor heyeti tarafından düzenlenmiş olabileceğine inanmak istemediklerini ifade etti. 

 

Hazırlanan raporun dili, mantığı ve talebinin hekimler tarafından yazılacak nitelikte olmadığını belirten Ünal, ilk defa böyle bir şeyle karşılaştıklarını paylaştı. Ünal, "Raporun hiçbir cümlesi kabul edilebilir değil. Hukuken hekimler böyle cümle kuramazlar. Yani 'günün şu kadar saati, dördüncü derece akrabasına kadar görüşsün, bununda manevi bir desteği vardır' şeklinde bir rapor olmaz. Örneğin; biz hekimler olarak yakınları ile ‘helalleşsin’ diyemeyiz. ‘Yakınlarıyla hastanede bakımı uygundur’ diyebiliriz. Biz hekimler olarak bilimsel çerçevede bir durum raporu hazırlarız ve kişinin daha kolay sağlık hizmetine erişmesi için durum tespitine, bilimsel kriterlere uygun, hekimlik değerleriyle hastanın neye ihtiyacı varsa bir sonuç yazarız” dedi.

 

HENÜZ YANIT VEREN OLMADI!

 

TTB olarak raporun gerçek olup, olmadığı konusunda bilgi istediklerini, ancak henüz resmi hiçbir kurumdan bilgi alamadıklarını aktaran Ünal, "Başsavcı ve başhekimin görevden alındığı söyleniyor. Ama bu kişilerin görevden alındıklarına dair resmi evrak yok elimizde. Görevden alındığı söylenen kişiler henüz makamlarında olduğu söyleniyor.  Biz bu raporun gerçekten bir hekim heyeti tarafından düzenlenmiş olabileceğine ihtimal vermiyoruz” ifadelerini kullandı.

 

‘KURULDAKİ BÜTÜN HEKİMLERE SORUŞTURMA AÇMAK GEREKİR’

 

Raporun prosedür gereği Adli Tıp Kurumu’na gideceğini ve orada netlik kazanacağını ifade eden Ünal, şunları söyledi: "Birçok arkadaşımız özellikle adli tıpçılar bu raporun şaka mahiyetinde açıklandığını düşünüyor. Zaten biz hasta mahpuslarla ilgili ne rapor yazarsak yazalım bu Adli Tıp Kurumu’na gider. Kurum uygunluğunu veya kişinin 'terminal dönemdedir, yakınlarını görmesinde yarar vardır' diyebilir. ATK bunu en son belirler. Eğer hasta mahpusun cezaevi dışına çıkarılmasını uygun görürse de bunu Cumhurbaşkanı’na önerir. Rapor eğer doğruysa bu bir felaket demektir. O kuruldaki bütün hekimlerle ilgili soruşturma açmak gerekir.” 

 

‘O ZAMAN HASTA MAHPUSLARI KOĞUŞTA TUTMAMALARI GEREKİYOR’

 

Ünal, cezaevlerinde binin üzerinde hasta tutuklunun olduğunu da hatırlattı. 

 

İnsan hakları açısından böyle raporların verilmesinin, verdikleri diğer raporların ciddiyetini ortadan kaldıracağını söyleyen Dr. Ünal, “Çok daha fazla ihtiyacı olan hasta mahpuslarla ilgili tuttuğumuz tutanaklar var. Durumu gittikçe kötüye giden hasta mahpuslar var. Bu kişilerin yalnız başına koğuşta hayatını idame ettirmesi güç ve yardıma ihtiyaçları var. O zaman bu hasta mahpusları koğuşta tutmamaları gerekiyor" diye konuştu.