“Duvarları Delen Çizgiler”le buluşunca ne mi oldu?

 

 

 

Akşam geç vakitte haber verdi bir can arkadaşım. Hep haber veriyor böyle, haberdar ediyor sağolsun. “Kimselerin vakti yok ince şeyleri düşünmeye, oysa ağrımasa bilirmiydim yüreğimin yerini” diyor hani Şair, böyle zamanda düşünüyor arkadaşım. Düşünüyor sağolsun kırmızı gül güzelliğinde has bahçenin.

Bugün günlerden Pazar. “Duvarları Delen Çizgiler” resim sergisi vardı “Görülmüştür” Ekibi’nin Tohum Kültür Derneği’nde. Önce kahvaltı, sonra açılışı serginin. Gıyabında tanışan arkadaştık Adil Okay’la,içerideyken basından ilgiyle takip ediyorduk bu ekibin özverili çalışmasını. Gazeteci Hüseyin Aykol’u da öyle. Şimdi Adil konuşurken tanıdım, tanıştık yüz yüze, konuştuk. Sözün söze, sesin sese dokunuş güzelliği oldu. Adil Hataylı, Hatay’da doğmuş büyümüş, bense Hapishanesinde yattım Hatay’ın. Adil, Duvarları Delen Çizgiler’le, tutsakların özgür düşlerinin çizgileriyle buluşturdu bizi. Güzel, anlamlı ve değerli bir emek. Güzel bir sergi ve buluşma. İçerideyken mektup arkadaşım olan Barış İnan’ın da çizimleri vardı sergide. Hepsi bir başka güzellikte. Berran ana geldi aklıma, Barış’ın annesi. Mahpusluk günleri geçti gözlerimin önünden. “mektup günleri” geldi aklıma. İçeride hiç mektup beklemeyenin, “mektup beklemiyorum” diyenin bile “Mektupçu Gardiyan” kapının mazgalını açıp “Mektup” diye seslendiğinde yerinden kalkıp gözlerini mazgala dikip, okunan isimlere kulak kesilenler geldi gözlerimin önüne. Bundan olsa gerek Sergide çok duygulandım. Karınca misali çalışarak bizlerle buluşturanlara çok teşekkür ederim. Adil Okay’ın çağrısı “Sizin de bir Mektup Arkadaşınız olsun!” Bu çağrı önemli ve anlamlıdır. İçeridekinin dışarıdaki sesi olmak. Güne anlamını veren bu çağrıya yanıt olmak bir sorumluluk.

 

Sergiden sonra mezarlıkta yattığı yerde Şerif baba ile Meryem Ana’yı ziyaret ettim. Ve onlara komşu giden Aysel’imizi. Birbirlerinde tuz ekmekleri vardı bu dünyadan göçmeden önce. Şimdi göçtükleri yerde de paylaşırlar. Aysel’imiz Ben içeride duvarların öte yakasında iken mektuplar yazmıştı zaman zaman. Aysel’imize, beni Sergiden haberdar eden canım arkadaşım için Adil’e imzalattığım “Duvarları Delen Çizgiler”i götürüp gösterdim. Duvarları aşıp gelen mektuplarını anımsattım, teşekkürlerimi sundum bir kez daha. Sesim ruhunda yankılansın istedim. 

Arkadaşım yoktu, gelmemişti.” haber veren gelmemiş” demeye dilim varmadı. İçten içe duygu seline kapılan bir gün yaşadım sayesinde, sana da teşekkürler arkadaşım.

Günün akışı devam ediyor. Can TV ile dayanışma gecesi var Stuttgart’ta, gitmek istiyor gönlüm. Gitmeden bir arkadaşımı aradım, bir dost ziyaretine gidiyorlardı. Dayıyı aradım, Lokali açmaya söz vermişti, sözünde durup nöbete kalmıştı adeta. Tekti ama bekliyordu bir gelen olur diye. “Geliriz” diye söz verenler vardı geçen haftadan. Sözü test ediyordu bir anlamda. “iyi o zaman, sen bekle” dedim. Yola devam edip gittim geceye. Bir damla da benden olsun istedim dayanışmanın pınarına. Damladan deniz olur derler. 

Ne çok tanıdık vardı gecede. Yıllardır görmediğim, göremediğim dostlar gördüm. Gençlik az, orta yaş ağırlıklı bir insan kitlesi. Bir arkadaşım “genç az, kaygı verici. Ama bu yaşta insanların gelmesi, ilgili ve duyarlı olması da iyi” diyor. Evet diyerek onaylıyorum. Dayanışma inceliğini, dostluk bağlarını koruyan, paylaşanlar olmak ne güzel.

Görüp görüştüklerimle hoş beş edip geçtim salona. Arka sıralarda 30 yıldır tanış olup, saygın, sevgiyle beslenen dostluklar yaşadığımız bir arkadaşımın yanına ilişip oturdum tokalaşarak sessizce. Arada girip çıksak da uzun bir süre izleyip dinledik sanatçıları. İçli türküler, yanık türküler, klamlar dinledik güzel sesli. Kimi sevda türküsü, kimi kavga, kimi de ağıt gidenlerin ardından söylenen. Çoğu da Kürtçe. “Kürtçe anlıyormusun dedi yanımdaki arkadaşım”, “Senin kadar” dedim gülüştük. Aklıma Şener Şen ile Meltem Cumbul’un ‘Gönül Yarası’ adlı filmdeki Kürt sanatçı Aynur Doğan’ı dinlerken aralarında geçen diyalog geldi.

Sergide buluşmadığımız arkadaşımla mesajlaştık bu arada. Birkaç arkadaşıyla ön sıralardan izleyip dinliyormuş. Buna sevindim, arada görüşürüz nasıl olsa diyerek.

Kaynak: Avrupa Forum