Engin Aydınalp'tan hem kartpostallarımıza hem de sergi kitapçığımıza dair eleştiri var

Tarih: 
Cumartesi, 12 Ocak, 2019

“Mektubunuzu aldım. Kartlarınız için çok teşekkür ediyorum. Birini duvara astım, herkes görsün diye; hem reklamınızı yapmış oluyorum J hem de Antakya’nın, dağın eteklerine serpilen evleriyle huzur buluyorum. (…) Diğerini Selahattin Demirtaş‘a gönderdim. (…) Eminim ki kartınıza (fotoğrafınıza) baktıkça Selahattin yoldaş da bizim gibi daha fazla ilham alacak ve daha çok bileyecektir mücadele azmini.”

ENGİN AYDINALP

T  TİPİ KAPALI CEZAEVİ BAFRA/SAMSUN

***

Adil Hocam Merhaba;

            Öncelikle selam ve saygılarımızı iletiyor, sağlık ve esenlikler diliyorum. Şemsettin yoldaşın da özel selamları var.

            Mektubunuzu aldım. Kartlarınız için çok teşekkür ediyorum. Birini duvara astım, herkes görsün diye; hem reklamınızı yapmış oluyorum J hem de Antakya’nın, dağın eteklerine serpilen evleriyle huzur buluyorum. Aslında gerçeği söylemek gerekirse huzur bulduğumuz; evler değil, evlerin büyük bir güvenle sırtının dayadıkları dağlar. Bir ucundan göstererek, sanki içimizdeki ateşi körüklemek istemişsiniz. Hani Hraçya Koçar‘ın ‘’Özlem ‘’ adlı romanında söylediği gibi  ‘’Özlem, tandır külü altındaki köz gibidir; söndü sanırsınız ama o hiç sönmez, kül altında yanmaya devam eder. ‘’

            Bizi on yıllarca içerde tutanlar herhalde bu gerçeği gözden kaçırdılar veya ateşin tümden söneceğine inandırdılar kendilerini; ama dağlar içimizde taşıdığımızı ve böyle sizin gibi değerli insanların çalışmalarında / eserlerinde bir ucundan gösterilenlerinde bile içimizdeki yangını nasıl harlandırdıklarını bilemediler. Duvara asmama hep ilham versin diyedir hocam. Dağlar güç verir, yaşama arzusu ve mücadele azmi verir insana.

            Diğerini Selahattin Demirtaş ‘a gönderdim. Halkımızın değerli bir neferi. Halka öncülük yapan insanları içeri atmakla veya ülke dışına çıkmak zorunda bırakmakla, mücadeleyi bitirdiklerini / bitirebileceklerini sanıyorlar. Aslında en büyük handikaplarının, en zayıf taraflarının da bu olduğunu bilmiyorlar herhalde. ‘’Sanmak ‘. ‘’  Muhterem  (!) ‘’ Düşünmeseniz yoktur ‘’ da diyordu. Sanarak bir gerçek yok edilebilir mi? ‘’ Dünya dönüyor ‘’ diyenleri engizisyon mahkemelerinde yargılayanlar, dünyanın dönüşünü durdurabildiler mi? Hala da dönüyor. ! Tarih kimi mahkûm etti? Selahattin Demirtaş‘ı mahkûm edenler, tarihin akışını değiştirebilirler mi? Eminim ki kartınıza (fotoğrafınıza)  baktıkça Selahattin yoldaş da bizim gibi daha fazla ilham alacak ve daha çok bileyecektir mücadele azmini.

Doğrusu Hocam, böyle bazen ‘’torpil ‘’ yapıp çalışmalarınızdan gönderseniz hiç ‘’yok ‘’ demeyiz. Fotoğraf makinesini elinize aldığınızda nasıl bir büyünün içine giriyorsunuz, nasıl bir dünya yaratıyorsunuz hafızanızda? Potansiyelinizi tetikleyen itki nedir, yeteneğinizi harekete geçirip müthiş bir görsele çeviren / dönüştüren nasıl bir ilham oluyor?  Objelere, doğaya nerden /hangi açıdan bakmaya e zorluyor sizi? Eski Yunanlar ‘da ışığın gözden çıktığına inanırlarmış; nasıl bir ışıktır böyle, yansıtıyorsunuz baktığınız bir şeye? Onlarla (baktığınız şeylerle ) bu kadar nasıl bütünleşebiliyorsunuz? ‘’Dışarıdan –içeriye –Köprü ‘’ çalışmanız gerçekten de çok etkilemişti beni. Sık sık alır bakarım. Fotoğraflara yönelik yorum - betimleme yapılabilir veya bir şeyler hayal edilebilir, arkadaşların değerlendirmeleri de güzeldi tabi ki ama fotoğraflar daha önce adınızı anmış olduğum objektiflerine yansıyan kareler, içerideki insanların hayallerini yansıtan kareler, içerdeki insanların hayallerini birçok şeyi bir araya getirecek canlandırmaları /görsele, bir sanat eserine çevirmeleri, her şeyden önemlisi de böylesine çarpıcı –yaratıcı bir fikri taşımaları, müthişti.

Tekrardan şahsınızda hepsini kutluyorum. Yüreklerine, emeklerine sağlık.

ENGİN AYDINLAP

T TİPİ KAPALI CEZAEVİ BAFRA/SAMSUN