Erol Engin Hücre Cezalarını ve Kamera sorununu yazıyor

"Hücre ceza"m vardı. Bu seferlik 2 günlüktü. Daha sırada bekleyen çok arkadaşımız var, hücreye götürülmeyi bekleyenler. Burada son dönemlerde "hücre cezası" furyası başlattılar. Biz siyasi tutsaklarda da neredeyse hücre cezası verilmeyen kalmadı. Duymuşsunuzdur. Havalandırmalara kamera takıyorlar. Bizler de bunu kabul etmeyince kırıp yakma yönünde etkisizleştirme yönünde tavrımız var ve bunu da kamera takılınca hayata geçirdik.            

                                                                                                                                                      01.09.2014

Sevgili Öykü Merhaba

Sevgi ve özlem gözlerinden öpüyorum. Adil abime, Tülin ablama sevgi ve selam gönderiyor özlemle öpüyorum.

Gönderdiğiniz kartı aldım. Kartla birlikte resmini de aldım ve 1 adet boş kart vardı onu da aldım. Geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkür ediyorum sağolun.

"Hücre ceza"m vardı. Bu seferlik 2 günlüktü. Daha sırada bekleyen çok arkadaşımız var, hücreye götürülmeyi bekleyenler. Burada son dönemlerde "hücre cezası" furyası başlattılar. Biz siyasi tutsaklarda da nerdeyse hücre cezası verilmeyen kalmadı. Duymuşsunuzdur. Havalandırmalara kamera takıyorlar. Bizler de bunu kabul etmeyince kırıp yakma yönünde etkisizleştirme yönünde tavrımız var ve bunu da kamera takılınca hayata geçirdik. Bununla da yetinmiyor idare bir de "kamu malına zarar vermek"ten para cezaları veriyorlar. Bir süre kalabalık bir şekilde adliyeye gidip geliyorduk. Bizler için iyi olan yanı adliye de 20-30 kişilik olarak birbirimizi görüp hasret gidermek oluyor başka da iyi bir yanı olmuyor. Bana hücre cezası vermenin nedeni de çok komik diyeceğim ama onlar için öyle değil. "Havalandırmada kamerayı kıran arkadaşını idareye bildirmesi"ni, yani bizden arkadaşlarımızı, yoldaşlarımızı "ihbar" etmemizi istiyorlar. O dönemde bacağım sakat olduğundan dolayı bütün yük yoldaşımın üstüne kaldı. Artık bacak iyileşti bu sefer etkisiz hale getirmek bende. Gerçi mahkemede söyledik takarlarsa tekrardan kırarız. İdare diyor "bakanlığın emridir bizim elimizden bir şey gelmez". İlginçtir mahkeme salonunda kamera var. Hakime bana diyor "bak Erol burada da kameralar var ne olacak her yerde kamera var bizim için sorun olmuyor". Bende kendisine bu sizin sorununuz ??????? toplum yaratmak istiyor sistem sizde buna uyuyorsunuz taktırmamanız gerekiyor, burası mahremiyet yeridir, kabullenirseniz elbette sesiniz çıkmaz. Bize hak veriyorlar ama ardından da cezaları onaylıyorlar. Ne garip toplum yaratılıyor değil mi? Doğrudur diyecek söylediklerimize ardından kabullenip cezayı onaylayacak. Kamerayı etkisiz hale getirdiğimiz gün çamaşır leğeninde gazetelerden hamur yapmıştık kamera önünü kapatmak için. Çamaşır leğenini gazete hamuruyla alıp götürdüler "çamaşır leğenini amaç dışı kullanıyorsunuz". Al böylesi garip bir durum.

Öykü Can büyümüşsün. Daha önceki resimlerinde saçların akdenizin maviliğindeki güneşin sarısına benziyordu. Şimdi saçların galiba kestane rengini almış gözlerin Akdenizin zeytin karasına benziyor. Gülerken gamzende kendisini gösteriyor. Eylül ayında yeğenlerim gelecek görüşe onları sadece resimlerde görmüştüm. Gelirse kanlı-canlı görüp kucaklayıp öpücem gözlerinden. Seni resimden öpüyorum yeğenlerimi de kucaklayıp öpecem öykücük.

Tayyip 10 Ağustosta padişahlığını ilan etti artık ?????  yetmez. Tayyip’in padişahlığını, öyle ki her şeyi toz pembe anlatıyorlar. Suriye'de, Irak'da halkları diri diri kesip biçiyorlar sesleri çıkmıyor özellikle Ezidi halkına karşı yapılan soykırım katliamı Türk ???? tarafından seyretmekten başka yaptıkları hiçbir şey yok. Ülkemize katliamdan kurtulup gelenlere birde sınırda sorun çıkarıyorlar, utanmadan söylüyorlar kapılarımız açıktır Ezidilere. Ezidileri bu duruma getirenler ve başına İŞİD çetelerini salanlar sanki kendileri değilmiş havasını yaratıyorlar.. önce Suriye ve şimdi de Irak’ta azınlık milliyetlere dinlere, inançlara karşı yapılan soykırım katliamını sadece götürüp İŞİD çetelerine bağlamak da doğru değildir. Bu çeteleri, soysuzları halkların başına bela eden başta Emperyalistler olmak üzere onları yerli, bölgesel işbirlikçileri değimlidir. Çıkarlarına ters gelince hemen “müdahale ettik” demeye başladılar. Kundakdaki bebeleri, kadın, erkek, çocuk, yaşlı genç demeden insanların başını keserken sesleri çıkmıyordu. Özellikle Barzani bu konuda kendi halkını korumadı ve tam tersine başını çetelerin eline veren Barzaninin kendisi oldu. O kadar çok soykırıma uğrayan bir halkın önderliğini yapan Barzani kendi halkını elleriyle soysuz çetelere teslim etmiştir. Neyse ki bölgede halkların umudu olan ve halkların umudunu koruyanlar var ve bu sürece müdahale ettiler. Yoksa daha çok katliamlar olacaktı. Binlerce insan yerinden yurdundan oldular.

Umudu büyütmenin ve umut olduğumuzu göstermenin tam zamanıdır. Gazze de İsrail katilleri Filistin halkına soykırım uyguluyor ses yok. Irak’ta yine soysuz çeteler aynısını yapıyorlar. Suriye de yine çeteler Rojavaya karşı soykırım yapmak için elinden geleni ardına koymuyor. Bölgemiz öyle bir hale gelmiş ki adeta insanlık yok olmuş duruma getiriliyor.

Ah Öykü Can, abim, ablam haberleri izlemekten utanır duruma geliyoruz halklara yapılan katliamları gördükçe, umut bizi ama hala kendimize umut olamadık halkların umudunu nasıl büyütelimki. Oysa bu dönem umudu büyütüp dalbudak salacağı dönemdir. Toplumsal olarak toplum kendisini gösteremiyor. Gezi süreciyle uyuyan demir uyanışı oldu ama ardı gelmedi gelmesi gereken devin fırtınasıydı.

Sevgili Öykü, ablam, abim uğraşıp gidiyoruz hayatın akıntısıyla. Sıcak havaları geride bıraktık serin güzel günler gösteriyor kendisini. Yazı yaşayamadık bakalım sonbahar nasıl olacak.

Bu kısa sohbetin sonuna gelirken sevgi ve özlemle sıkıca kucaklıyor öpüyorum sizi.

 

Sevgilerimle saygılar

Erol Engin

Not: mektupla birlikte 1 adet resim var zarfta bilginiz olsun.