FATMA TOKMAK HASTANEYE KALDIRILDI

Perşembe, 8 Kasım, 2018
Mezopotamya ajansı'ndan aldığımız bilgiye göre Bakırköy Cezaevi’nde tutulan hasta tutuklu Fatma Tokmak, sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı. 
 
Fatma Tokmak hakkında bilgi veren Keskin, Tokmak’ın çok ağır hastalıkları bulunduğunu, İHD’nin ‘cezaevinde kalamaz’ listesinde yer aldığını belirtti.“Fatma yıllarca işkence gören bir kadın. Bu nedenle de hastalıkları giderek artıyor. Bir an önce serbest bırakılması gerekirken cezaevinde tutuluyor. Kendisi hakkında sağlıklı bilgiye sahip olamıyoruz. Çünkü, Tokmak hükümlü ve sadece oğlu onun görüşüne gidebiliyor.” diyen Keskin Yine de gün içerisinde avukatların Tokmak ile görüşmek için girişimlerde bulunacağını söyledi
 
***
 

Fatma Tokmak ve oğlu Azad'ın yaşadıkları trajedi hakkında defalarca yazıldı. Ben de iki defa yazmıştım. 2013 yılında yayınlanan, “Ben Çıkana Kadar Büyüme e mi… Görüş Günlerinde Büyüyen Çocuklar” adlı kitabımda yer alan en hazin yaşam öykülerinden biridir Fatma Tokmak’ın ve oğulcuğu Azad’ın yaşadıklarıydı.

Fatma Tokmak tüm kampanyalara rağmen tahliye edilmedi. Tutuklandığı sırada henüz 3 yaşında oğlu olan ve polislerin vücudunda sigara söndürdüğü oğlu Azad, değim yerindeyse hapishanede büyüdü. (Tüm yazdıklarım doktor raporlarıyla belgelenmiştir.) Aradan yıllar geçti, Fatma Tokmak tahliye oldu. Bir iş bulup oğluyla yaşama tutunmaya çalıştı. Baba zaten yoktu, Azad doğmadan 15 gün önce ölmüştü. Ancak bu özgürlük Fatma Tokmak’a çok görüldü. Mahkeme aynı davadan hiçbir delil olmadan Tokmak’ı müebbet hapse mahkum etti. Ve yeniden hapishane. Hukuk mücadelesi yıllar sürdü. Sonuç alınamadı. Zira Türkiye hapishaneleri delilsiz, mahkemesiz, hükümsüz yatırılan insanlarla doluydu. Bu kadar çileye dayanamayan Fatma Tokmak hapishanede hastalandı. Aradan yıllar geçti. “Bakırköy L Tipi Kapalı Kadın Cezaevi’nde tutulan ve kalp kapakçıkları iflas edenTokmak raporlarına rağmen tahliye edilmedi.Dün ise sağlık durumunun giderek ağırlaştığı ve hastaneye kaldırıldığı haberi geldi.

Fatma Tokmak için enson yazdığım yazının başında “gözyaşı pınarlarımız kurudu mu yoksa çok mu yabancılaştık insana- insanlığa” demiştim ya. Elbette ağlamak da insani bir duygu. Kitapla ilgili tanıtım toplantılarında, okuduğum bölümler insanları ağlattı. En son Karaburun Bilim Kongre’sinde sunumumu dinleyenler “onları ağlattığımı” ifade ettiler. Ama benim asıl amacım, kitabın önsözünde yazdığım ve sunumlarımda altını çizdiğim gibi ağlamak- ağlatmak değildi. Amacım öfkelendirmek, empati yaratmak ve itiraz seslerini çoğaltmaktı. Fatma Tokmak için, şu anda 402’si ağır, 1154 hasta tutsak için.

Ey insanlık neredesiniz! Bu insanların seslerini duyuyor musunuz? Sosyal paylaşım ağlarında “paylaş”mak, “beğen” tuşuna basmak önemli elbette ama yetmiyor. Bakınız hasta tutsaklardan Necman Öner’in kızı Hüzün Öner, yaptığı paylaşımda babası ameliyat olabildi diye ne demiş: “Babamı özlemek mi gölgesini görsem sarılırım… Allah şifa versin Hayatımın anlamı. “

Dikkat edin, Hüzün Öner, “Babam tahliye edildi, serbest bırakıldı, özgürce tedavi olacak” diye değil, tutsak olarak ameliyat edildiğine, edilebildiğine seviniyor. Oysa bu insanlar daha çok sevinci hak ediyor.

***

Dün açıklama yapan HDP milleyvekili Ayşe Acar Başaran, tedavi veya tahliye başvurularının birçok kez reddedildiğine değindi: “Hasta mahpuslar tabutlar içerisinde tahliye oluyor” diyen Başaran'ın açıklamasından kısa bir bölüm aktarayım.  “Karatay’ın ilerleyen yaşı ve ağırlaşan sağlık sorunları nedeniyle yapılan tüm tahliye başvuruları reddedilmiş, tedavi olma talepleri ise cezaevi yönetimi tarafından göz ardı edilmişti. “Tıpkı Koçer Özdal gibi, Burhan Karatay da, uzun tutukluluk süresi ve tanınmayan tedavi hakkı nedeniyle göz göre göre ölüme gönderildi. “Yasama çalışmaları, suç duyuruları, basın açıklamaları ve eylemler ile dikkat çekmeye çalıştığımız hasta mahpusların durumu görmezden gelindikçe, cezaevlerinden tabutlar çıkmaya devam edecektir. Hükümeti ve Adalet Bakanlığı’nı bu vicdansız tavırdan dönmeye çağırıyoruz. “Cezaevlerindeki mahpusların bedensel bütünlüğü, yaşam hakları bu devletin sorumluluğudur. Eğer yetkili isimler bu sorumluluğu yerine getiremiyorsa, mevcut görevlerini bırakmaları gerekir. “Tutukluların gerek ulusal gerekse uluslararası sözleşme ve yasalar ile tanınan hakları derhal uygulanmalı, cezaevlerinde bulunan tüm hasta mahpuslar derhal tahliye edilmeli." (Bia Haber Merkezi. 7 Kasım 2018)

***

Burada noktalıyorum. Yazıyı çok süsleyip –  edebi derinlik katacak takatim yok. Ama yeter… artık yeter. Bu ayıpla, bu utançla daha ne kadar yaşayacak bu ülke.

Peki ne yapmalı. Bu konuda duyarlı olan Demokratik Kitle Örgütleri’ne destek sunmaktan başlayabiliriz. Bu amaçla kurduğumuz web sitemiz www.gorulmustur.org ‘tan tüm bağlantıları- linkleri edinebilirsiniz.  Tüm hasta tutsakların hemen tahliye edilmeleri için daha çok ses çıkarmalıyız. Bunun için şu ana kadar yaptığımızdan fazlasını yapmamız gerektiği açık. Tam da yakın zaman önce kaybettiğimiz çağdaş destancılardan Arif Damar’ın “Dayanılmaz” adlı şiirinde betimlediği gibi:

 “Karşı koymazsak eğer

tehlikededir günlük ekmeğimiz

bacamızın tütmesi tehlikededir

evimiz, aşkımız, çocuğumuz

pencerede saksı

kitap sevgisi, insan sevgisi

tehlikededir…”