FELEMEZ ERDEM’İN MEKTUPLA YOLLADIĞI KURUTULMUŞ ÇİÇEĞE EL KOYDULAR

Tarih: 
Perşembe, 5 Nisan, 2018

Görülmüştür notu: Felemez Erdem'in mektubunda sözünü ettiği kurutulmuş çiçek zarftan çıkmadı. Son zamanlarda daha önce sorunsuz ulaşan bu tür küçük armağanlar hapishane okuma komisyonları tarafından zarflardan çıkarılıp imha edilmeye başlandı. takipçisi olacağız.

***

“Yeğenim Öykü'ye bir şiir ve bir demet çiçek gönderiyorum. Kendisine taze kır çiçekleri göndermek isterdim ama şu an elimde bu kurumuş çiçek var. Tohumlar kurudukça güçleniyor, tekrar toprağa düşüp ölüyor, öldükçe de çoğalıp sümbülleniyor...”

 

Felemez ERDEM

T-Tipi Kapalı cezaevi  B-12

Elbistan/K.MARAŞ

"varlıklı insan, çok şeyi olan değil; kişiliği çok zengin olan insandır." (Karl Marx)

            Merhaba Sevgili Adil Hoca.

 

            Öncelikle Newroz ateşi kadar sıcak selam, sevgi ve saygılarımı gönderiyor, onurlu yaşamınız da sağlık, mutluluk ve başarı dolu günler diliyorum. Newroz piroz be!..

            Göndermiş olduğunuz iki mektubunuzu aldım.  Sergide yer alan çekmek istediğim  fotoğrafı da aldım. İlginize ve çabanızdan dolayı teşekkürler. Bize gönderilen mektuplarınızın ve sıcak selamlarınızın; bizim için değeri yüksektir. Umarım sizlerde her yönüyle iyi ve sağlığınız yerindedir.

            Değerli Hoca, yeni bir yıla, yeni bir bahara girdik. Her ne kadar bizler dört duvar arasında zindanda ise de, umutluyuz, moralliyiz. Bahar, insanı kendine hayran bırakılan güzelliğini yaşamak ne güzel değil mi? Uzaktan rüzgarın bize getiren çiçek yaprakları ve kokusunu tüm sevgileri buluşturuyor. Akdenizde ve ... gelen rüzgar ve yağmurlar, baharı içimize çekiyoruz. Baharı, mevsimleri, kendine has kokularını, dağların tertemiz havasını ciğerimize çekmek çok isterdik. Maalesef dağlarımız bombalanıyor, çocuklar, kadınlar ve doğadaki tüm canlılar zarar görüyor, yok oluyor. İşte buna üzülüyoruz. Doğanızdaki tüm çiçekler ve tüm canlılar ilk baharla birlikte dansederek baharı kutlanmak istercesine Toprağın kendini yenilenesi yaşamın bahar tadında tarifsiz bir güzellikle devam edilmesine en büyük arzumuz. Ama doğanın güzelliğini bilmeyen tahripkar zihniyet sonucu kan, göz yaşı ve acı dolu bir baharındayız.

            Her mevsimin kendine göre bir güzelliği var. Her şey kendi deminde yaşadığında daha çok anlam bulur. İnsan düşünmeden edemiyor. Yani insan kadar doğayı tahrip eden, kirleten başka bir canlı var mı? İnsanın girmediğin yerler ne kadar canlıdır, güzeldir değil mi? Ama günümüzde insanın girmediği ve kirletmediği yer yok gibidir.

            Doğadaki her şey birbirine o kadar uyumludur ki, zamanı her anı bir gelişme, değişme tanık oluyor. Hiçbir insan icadı bu müthiş sisteme uyum sağlamaz. Herhalde mevsimlerin bu döngüsünün temel yönü kışın o harika kar manzarasına, sonbaharın o sarıdan kırmızıya, kahverengiye, turuncuya çalan renklerinin insanı büyüyen ahengine, yaz mevsiminin ise kendisi gibi insanların da yüreğini sıcak tutan havasına, meyvelerin - cennet meyvesi olan zeytin ağaçlarına hayran kalmamak mümkün mü?

            Ancak çok ince bir farkla da olsa bahar mevsiminin tüm canlılardan yarattığı etkinin her zaman daha farklı olduğu düşünüyorum. Benimki kişisel bir fikir olabilir. Çünkü ben bir koçer (yörük) ailesinde bahar mevsiminde en güzel yaylalardan birinde doğduğum için de olabilir.

            Her mevsimin kendine has yanları var. En çok özlediğim ilk baharın en yüksek dağların zirvesine çıkıp yürümektir. Çünkü dağların kucağında yaşarken doğal yaşam ile arada hiçbir engel yok. Sen burada doğanın bir parçası olarak yaşıyorsun ve bir müddet sonra bütün hayatın o doğal akış içerisinde doğanın dönüşüne göre şekilleniyor. Sen doğaya zarar vermezsen doğa da sana zarar vermez. Çünkü biz doğanın bir parçasıyız. Biz doğayı sevmezsek ona zarar verirsek o da bizden intikam alır...

            Bunun dışında biz de iyiyiz. Yani iyi olmaya çalışıyoruz. Zindan sorunları devam ediyor. Zaten hiçbir zaman zindan sorunu bitmemiş.

            Sevgili yeğenim Öykü'ye bir kaç manzaralı tablo yapmışım. Yakında gönderirim. Daha önce de gönderdiğim iki tabloda gelecek Alp dağlar . tabloları yapmak istiyorum, umarım beğenecek.

            Yılmaz kilim arkadaşa da selamlarımı gönderiyorum.

            Yeğenim Öykü'ye bir şiir ve bir demet çiçek gönderiyorum. Kendisine taze kır çiçekleri göndermek isterdim ama şu an elimde bu kurumuş çiçek var. Tohumlar kurudukça güçleniyor, tekrar toprağa düşüp ölüyor, öldükçe de çoğalıp sümbülleniyor...

 

            Sevgi ve saygılarımlar

 

            Felemez

 

            Not. Bir yazı çalışmam var. Zamanımı iyi değerlendirmeye çalışıyorum.  30 yıla göre az zaman var. O güne kadar yaşadığımız herşeyi  yazmak istiyorum...

 

            Felemez ERDEM

            T-Tipi Kapalı cezaevi  B-12

            Elbistan/K.MARAŞ