Gazeteci Bedri Adanır bir kez daha bulunduğu hapishaneden bianet’e yazdı.

AVUKAT AHMET ÖZMEN YORUMLUYOR “İnfaz Rejiminin Denetimli Serbestlik Açısından Eşitlenmesi Gerek”
Bulunduğu hapishaneden haber yapmaya devam eden gazeteci Bedri Adanır, denetimli serbestlik uygulamasındaki aksaklıklara dikkat çekti. Avukat Özmen de uygulamadaki eşitsizliği anlattı.

12 Ocak 2012’de Hapis Gazeteciler "Suç"larını Anlatıyor dizisi kapsamında, “İnadına Gazeteciyim” başlıklı yazısını yayınladığımız Adanır, geçen hafta bianet’e yolladığı faksında bu kez Diyarbakır D Tipi Cezaevinden sesleniyor.

Hapishanede de gazeteciliğe devam eden Adanır, denetimli serbestlik uygulamasındaki aksaklıkları anlattı: “Denetimli serbestlik uygulamasında oturmuş bir yaklaşım yok. Ayşe Düzkan, Füsun Üstel, Kadri Gürsel… Her birinde farklı durum var. Açlık grevinin ağırlığı altında bunu dert etmeyen, yani bir yıl fazla cezaevinde kalan çok sayıda kişi var. Bunlardan biri 76 yaşında…”

Bedri Adanır da 4 yıl 8 aylık hapis cezası Yargıtayca onanınca, 6 Şubat 2019’da tutuklandı. Daha önceden de tutuklu kalmış olduğu için, 17 ay daha hapishanede kalacak.

TIKLAYIN - Bedri Adanır: İnadına Gazeteciyim

“Mahpuslar temel haklardan eşit yararlanmalı”

Konuyla iligli görüşlerine başvurduğumuz Diyarbakır Barosu avukatı Ahmet Özmen, denetimli serbestlik, açık cezaevine geçme gibi uygulamalarda Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarla diğer suçlar arasında eşitsizlik olduğunu, infaz rejiminin eşit şekilde uygulanmasına yönelik düzenlemeler yapılması gerektiğini belirtti:

“İnfaz hukukunda, 1991’deki TMK ile birlikte Anayasa’nın eşitlik ilkesi ihlal edildi. Şartlı salıverilmede 2005 yılı öncesi hükümlü, cezasının 5’te 2’sini tamamlayıp tahliye olabiliyordu. 2005 sonrasında 2/3’ünü tamamlaması gerekti. Ama siyasi suçlarda, yani TMK kapsamındaki suçlarda hükümlünün cezasının 3/4’ü infaz edilmek durumunda.

TIKLAYIN- Bedri Adanır yazı ve haberleri burada

“Yargı sistemine denetimli serbestlik de eklenince bu eşitsizlik bu uygulamada da kendini gösterdi. TMK kapsamındaki suçlarda denetimli serbestlik uygulaması yok. Örgüt üyeliği veya yardım yataklık gibi suçlardan hükümlü birinin denetimli serbestlikten yararlanması mümkün değil. Propaganda suçu açısından bazı istisnai kararlar olsa da genelde bu yönde uygulanıyor.

“Açık cezaevine geçme meselesi de aynı şekilde uygulanıyor. Örneğin 27-28 yıldır cezaevinde olan mahkumlar, son iki yılları kalmasına rağmen o sürede dahi açık cezaevine geçme hakkına sahip değil. Bu da eşitsizlik oluşturuyor.

“İnfaz rejimlerinin tamamen eşitlenmesi gerekiyor. Açık cezaevine ayrılma, denetimli serbestlikten yararlanma, şartlı tahliye sürelerinin tüm suçlar açısından eşitlenmesi gerekiyor. Suçun cinsine bakılmaksızın eşit şekilde uygulanması gerekiyor. Mahpusların temel haklardan eşit şekilde yararlanmalı.”

Yargıtay’dan “denetimli serbestlik” kararı

Hürriyet gazetesinde Mesut Hasan Benli’nin 8 Haziran tarihli haberinde de denetimli serbestlik uygulamasına dair Yargıtay kararı yer aldı.

Habere göre “terör örgütü propagandasından” 1 yıl 3 ay hapis cezası verilen S.K. Silivri Cezaevinde bir süre kaldıktan sonra salıverilmesine bir yıldan az kaldığı gerekçesiyle denetimli serbestlikten yararlanarak açık cezaevine geçmek üzere başvuru yaptı. Cezaevi idaresi ise bu talebi “örgütten ayrıldığına dair herhangi bir beyanı bulunmadığı” gerekçesiyle reddetti.

İtiraz sürecinde bozma başvurusu yapan Adalet Bakanlığı, “Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği”ndeki şu hükmü hatırlatarak açık cezaevine geçişe karşı çıktı: “Terör ve örgütlü suçlardan hükümlü olup, mensup oldukları örgütten ayrıldıkları idare ve gözlem kurulu kararıyla tespit edilenlerin koşullu salıverilme tarihine bir yıldan az süre kalması…”

Yargıtay 1. Ceza Dairesi ise bakanlığın başvurusunu reddetti ve S.K.’nın “terör örgütü mensubu olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını” ifade ederek açık cezaevine geçişle ilgili Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin kararını doğru buldu.

Benli’ye konuşan hukukçular, kararın emsal olduğunu, “terör örgütü propagandasından” hapiste bulunanlar ile “terör örgütü üyeliğinden” hapiste olanların aynı kategoride değerlendirilmeyeceğini, Yargıtay kararıyla karışıklığın ortadan kalkması gerektiğini” belirtti.

Hapisten ödüller de aldı

Bedri Adanır 3 yılı aşkın tutukluluğu boyunca birçok ödül aldı: İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) insan hakları savunucusu ve yayıncı Ayşe Nur Zarakolu onuruna verdiği "Düşünce Özgürlüğü Ödülü" (2010), Türkiye Yayıncılar Birliği Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü (2011), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından Basın Özgürlüğü Ödülü (2012)

Adanır, cezaevlerindeki gazetecilerin gönderdiği yazılarla çıkan Tutuklu Gazete'nin de isim sahibiydi.

Denetimli serbestlik hakkında

 Denetimli serbestlik türleri şöyle:

“Adli kontrol, tedavi ve denetimli serbestlik, adli para cezası karşılığı kamuya yararlı çalışma, mükerrirlere özgü denetimli serbestlik, seçenek yaptırımlar, belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, hükmün açıklanmasını geri bırakılması, erteleme süresinde denetimli serbestlik, etkin pişmanlık, çocukların denetim altına alınması, konutta infaz, koşullu salıverilme sonrası denetimli serbestlik.”

Denetimli serbestlik, 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu’nda düzenleniyor.

İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğü resmi internet sitesinde hükümlülere uygulanan denetimli serbestlik şöyle tanımlanıyor:

“Doğrudan doğruya hapis cezası dışında alternatif yaptırıma mahkum edilen kişilerle, Koşullu salıverilen, cezası tamamen veya kısmen ertelenen ya da şartlı cezaya mahkum edilen kişilerin, düzenli olarak belirli bir merkezdeki kişilerin denetimi, gözetimi veya tedavisine tabi olarak belirlenen yaptırımlara tabi tutulması.” 

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği / Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi (CİSST/TCPS) tarafından Kasım 2018’de düzenlenen “Hapsetmenin Alternatifleri” konferansında konuşan Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü daire başkanı Fatih Güngör, 430 bin kişiye ait 614 bin denetimli serbestlik dosyası bulunduğunu açıklamıştı. (AS)