Görülmüştür Ekibi'nden Adil Okay ile Açlık Grevleri hakkında söyleşi

"Evet, dışarıda AKP devletinin karanlığı gün be gün zifirileşiyor. Evet, her gün yeni bir hak ihlali, sansür, kapatma, karartma ile karşılaşıyoruz. Evet, korku ikliminde yaşıyoruz. Muhalif sesler sansür ve oto-sansür yoluyla kısılmaya çalışılıyor. Parti yöneticileri, belediye başkanları tutuklanarak demokratik muhalefet engellenmeye çalışılıyor. Tutuklanmayan, dışarıda olan milletvekillerinin açıklamalarını da adına basın denilen paçavralar yayınlamıyor. Ama içeride yani zindanda koşullar çok daha kötü. Özgürlüğünden mahrum bırakılan politik tutsaklar her geçen gün daha da daralan hücrelerde dik durmaya çalışıyorlar”

***

İZMİR - Cezaevlerinde yaşananların dışarıda şikâyet edilen koşullardan kat be kat daha kötü olduğunu söyleyen Görülmüştür ekibinden Adil Okay, “Dışarıdan içeriye o kadar çok mektup yazmalı ki zindan zebanileri ‘Bu insanlar sahipsiz değilmiş’ diye durup düşünmeli. Unutmayın tutsakların en önemli gıdası mektuptur” dedi.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü, bölge köylerinde devam eden ablukaların kaldırılması ve cezaevlerinde yaşanan ağır hak ihlallerine son verilmesi talebi ile siyasi tutukluların başlattığı açlık grevi 45’inci gününde devam ediyor. Tutukluların sağlık durumu her geçen gün kötüye giderken üzerlerindeki baskı da katmerleşerek devam ediyor. Uzun yıllardır cezaevlerinde olan başta hasta mahpuslar olmak üzere siyasi tutukluların durumuna dikkat çeken çalışmaları ile bilinen Görülmüştür ekibinden Adil Okay, cezaevlerinde yaşananların dışarıda şikâyet edilen koşullardan kat be kat daha kötü olduğunu söyledi.

‘ÜLKE YARI AÇIK CEZAEVİNE ÇEVRİLDİ’

AK Parti iktidarı ile birlikte ülkenin yarı açık cezaevine döndüğüne dikkat çeken Okay, “Evet, dışarıda AKP devletinin karanlığı gün be gün zifirileşiyor. Evet, her gün yeni bir hak ihlali, sansür, kapatma, karartma ile karşılaşıyoruz. Evet, korku ikliminde yaşıyoruz. Muhalif sesler sansür ve oto-sansür yoluyla kısılmaya çalışılıyor. Parti yöneticileri, belediye başkanları tutuklanarak demokratik muhalefet engellenmeye çalışılıyor. Tutuklanmayan, dışarıda olan milletvekillerinin açıklamalarını da adına basın denilen paçavralar yayınlamıyor. Ama içeride yani zindanda koşullar çok daha kötü. Özgürlüğünden mahrum bırakılan politik tutsaklar her geçen gün daha da daralan hücrelerde dik durmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

‘BİR ZAMANLAR İŞKENCEYE SIFIR TOLERANS DİYENLAR İŞKENCEYE YEŞİL IŞIK YAKTI’

Bir zamanlar “işkenceye sıfır tolerans” diyen AK Parti iktidarının şimdilerde “işkenceye yeşil ışık” yaktığını, tutukluların iradelerini kırmak için “her yol serbest” diyerek sanki gizli bir genelge varmış gibi “zindan zebanilerinin saldırıya geçtiğini” sözlerine ekleyen Okay, “İstisnai durumlar için öngörülen ‘çıplak arama’ şimdi tüm politik tutsaklara dayatılıyor. Doktor muayenesinde kelepçe çıkarılmıyor. Bu suça kimi doktorlar da Hipokrat yeminini unutarak ortak oluyor. Yasal kitaplar verilmiyor. Hücre baskınları talana dönüşüyor. Bebek anneden, anne bebekten koparılıyor. Hasta tutsaklar zor koşullarda diğer tutsakların yardımıyla hayatta kalmaya çalışıyor. Sayımlarda askeri nizam, tek sıra, komut dayatılıyor. Bunlara itiraz edenler de saldırıya uğruyor. Her gün yeni bir kaburga, kol, bacak kırılma olayı duyuluyor. Sürgünler hız kesmiyor. Tutsaklar aileleriyle görüşemesin diye fizana sürülüyor. Ring araçlarıyla hastaneye gitmek bile eziyet dönerken 500-1000 kilometre uzaklara sürgüne ring aracıyla tutsaklar taşınıyor” şeklinde konuştu.

‘ÜLKENİN DEMOKRATİKLEŞMESİ İÇİN ÖLÜME YATIYORLAR’

45 gündür devam eden açlık grevlerini de sadece cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri ile birlikte değerlendirmemek gerektiğini söyleyen Okay, tutuklular sadece yaşadığı hak ihlallerine karşı değil aynı zamanda demokratik bir ülke ve barış koşullarının sağlanması içinde bedenlerini ölüme yatırdıklarını vurgulayarak, dışarıda olan insanların onların sesini daha çok duyurması gerektiğini aksi takdirde geçmişte de yaşandığı gibi cezaevlerinin birer ölüm evine döneceğini ifade etti.

‘DIŞARIDA TAM BİR SESSİZLİK VAR’

Son yıllarda Türkiye cezaevlerinde kalan tutukluların 12 Eylül koşullarında olduğu gibi izole edilmiş halde, tecrit içinde tecridi yaşadığını sözlerine ekleyen Okay, “Ancak tutsaklar psikolojik ve fiziki şiddete uğruyorlar. Yasal talepleri yanıt bulmuyor. Dışarıda tam bir sessizlik var. Birkaç muhalif gazete, haber ajansı dışında onların sesini duyan yok. Bu sessizliğe tepki olarak açlık grevlerine katılım çoğalıyor. Tamam gündem yoğun, tamam referandum çalışmalarına bile zor imkan buluyor siyasi örgüt ve partiler. Ama kendine solcuyum, demokratım, yurtseverim diyen insan, içerideki tutsakları unutur mu? Onlara zaman ayırmaz mı? Bulundukları alanlarda, ilişkide oldukları kurumlarda bu konunun gündeme alınmasını talep edemez mi? Bu soruları herkesin kendisine sormasını sağlamalıyız diye düşünüyorum” diye belirtti.

‘TUTSAKLARIN EN ÖNEMLİ GIDASI MEKTUPTUR’

Tutuklular ile dayanışmanın büyütülmesi gerektiğini belirten Okay şöyle devam etti: “Bir zarf ve 1 TL 60 kuruşluk bir pul ile içeriye oksijen yollayabiliriz. Hatta o kadar çok mektup yazmalı ki, okuma komisyonları kilitlenmeli. Zindan zebanileri ‘Bu insanlar sahipsiz değilmiş’ diye durup düşünmeli. Unutmayın tutsakların en önemli gıdası mektuptur. Açlık grevinde olan insanların daha da hassas olduklarını düşünelim. Onları yalnız bırakmayalım. Başka ne yapılabilir diye hep beraber fikir üretelim.”

 

İlişkili İçerik