Hapishane Çevrecileri

Şubat 2017’de, ABD’nin haftalık Workers World (İşçi Dünyası) dergisinde “Hapishane çevrecisi nedir?” başlıklı bir makalem yayınlandı. Hayatının üçte birini güneydoğu Pensilvanya’daki Mahanoy Eyalet Hapishanesinde geçirmiş olan Porto Rikolu mahkum Bry Arroyo üzerine yazmıştım. Arroyo’nun mücadelesi, hapishanenin kapılarının hemen önünde inşa edilecek büyük bir endüstriyel doğal gaz sıvılaştırma tesisi içindi.

 

Projeden haberdar olduğunda ilk önce tam olarak neyin planlandığını araştırdı. Hapishane kütüphanesini ziyaret etti ve ABD Çevre Koruma Ajansı tarafından yayımlanmış böyle bir tesisin çevresel etkisi hakkındaki resmi raporu okudu. Bireysel kaygısı gerçekler tarafından onaylandıktan sonra, planlanan inşaat hakkında mahkumlarla ve hatta gardiyanlarla konuştu. Doğal gazın sıvılaştırılması ve sıkıştırılması sürecinde, sadece karbondioksitin değil, aynı zamanda azot oksitler ve çevre yetkilileri tarafından kanserojen olarak sınıflandırılan tonlarca is (kurum) partikülünün salınacağını açıkladı. Sadece mahkumlar değil aynı zamanda hapishanenin yakınında yaşadıkları sürece gardiyanlar ve aileleri de bu çevre zehirlenmesinden kalıcı olarak etkileneceklerdi.

 

Arroya’nın girişimi kısa sürede inşaat projesine karşı ilk protesto mektuplarının yerel makamlara ulaşmasına neden oldu. İlk birkaç mektuptan sonra bir protesto seli oluştu, 900 protesto mektubu, gönderildi. Medyanın konuyu ele alması ve halkın uyarılması, bu büyük tesisin inşaat planının çöpe atılmasını sağladı. Arroyo kazandı! Daha sonra kendisine, tanıdığım ilk “hapishane çevrecisi” olduğunu söyledim. Arroyo daha sonra çevre mevzuatı konusundaki bilgilerini derinleştirmek için Çevresel Savunma Fonu adlı kâr amacı gütmeyen bir çevre kuruluşunun uzaktan öğretim kurslarına katıldı. Ayrıca, Pensilvanya Anayasası’nın 27. paragrafı 1. maddesinin “İnsanların havayı, saf suyu ve çevrenin doğal, tarihi ve estetik değerlerinin korunmasını talep etme hakkına sahip olduğu”nu öğrendi. Birkaç yıl önce Pittsburgh’daki Abolisyonist Hukuk Merkezi, eski bir zehirli atık deposu üzerine inşa edilmiş Pensilvanya Eyalet Hapishanesi hakkında bir rapor yayımladı. Bu hapishanede mahkum ve gardiyanlar arasında kanser hastalığı yaygın durumdaydı. Buna rağmen hapishane hâlâ kapatılmadı! Hapishaneler, toplumca olumsuz bulunan her şeyin atıldığı çöp kutuları olmaktan başka ne işe yarar? Onlar insan ruhunun, zihninin ve kavrayışının kirletildiği yerlerdir. Bu duvarların arkasındaki atmosfer tamamen baskı güçleri tarafından yönetilir. Bu basit gerçeği görmezden gelemeyiz. Bu yerler bu nedenle iyileştirilmez. Ve belki de bu yüzden birçok mahkum dışarda eski yaşamlarını bulamadıkları için serbest bırakıldıktan sonra da bu kurumlara geri döner.

 

Böylesi bir başarısızlık kaydı olan diğer herhangi bir kurum kaçınılmaz olarak sonsuza dek kapatılırdı. Ama sistematik olarak milyonlarca insanı mağdur eden cezaevleri kapatılmaz. Bu toplumsal gerçekliği kökten değiştirmek ancak kararlı kitlesel bir hareketle mümkündür.

 

Kaynak: Evrensel Gazetesi