Hapishane, ölüm oruçları ve korona günleri

Bu yazı yayımlandığında Avukat Aytaç Ünsal ölüm oruçlarının 186, Avukat Ebru Timtik 217, müvekkilleri Özgür Karakaya ve Didem Akman 171. gününde olacaklar. Adil yargılanma hakkı istiyorlar. Derhal tahliye edilmeli ve adil yargılanma haklarının önü açılmalıdır. Kısa zamanda seslerine ses verilmez, adil yargılanma hakları tanınmazsa ölecekler. Topluma seslerini “Adalet ve vicdanlarınıza’’ sahip çıkın diyerek duyurmaya çalışıyorlar…

Bugün köşemi 27 Temmuz’da İzmir T Tipi 1. No’lu Hapishanesinden gelen, Özgür Karakaya’nın güzel bir fotoğraf makinesi çizimiyle başlayan mektubuna ayırıyorum.

“…Size bir proje önerisiyle geliyorum. Belki yakında böyle bir çalışmanız da olmuştur. … Aslında bir proje önerisinden çok korona günlerinde biz tutsakların fotoğraf bile çektiremiyor oluşuyla ilgili yazmayı düşünüyordum. Sevgili Avukatımız Aytaç Ünsal bu konuyla ilgili bir çizim oluşturarak basın emekçilerine göndermişti. Adaletin yok edildiği ülkemizde biz adalet direnişçilerinin mücadelesini, taleplerini konu alan bir çalışma olabilir mi? Olmalı mı? Önümüz bayram devam eden adli tatil süreci ve akabinde “1 Eylül Dünya Barış Günü’’ adaletin yok edildiği bir dünyada hangi barış kutlanacak? (…) Adil yargılanma için, iftiracılık müessesesinin ortadan kaldırılması, SEGBİS iptali, ağır müebbet hapis cezası uygulamasından vazgeçilmesi gibi bir dizi talepler için eriyor bedenlerimiz. Bu haklı ve meşru direnişte herkesin bir şeyler yapması gerektiğine inanıyorum…

 

Avukat Aytaç Ünsal'ın çizimi

 

Özgür Karakaya’nın gönderdiği fotoğraf.

 

(…) Size bir adet fotoğraf gönderiyorum. Direnişten kısa bir süre önce ocak ayı açık görüşünde çekilmişti. Yanımda oturan Haydar Yıldırım. (…) Sol baştaki Haydar Yıldırım’ın kayınvalidesi Kezban ana. Yanındaki anamız ise arkadaş görüşçüm, kızı da tutsak. Hukuksuzca bir senedir tutuklu. Daha bu ay ilk defa mahkemeye ‘çıktı!’ Koronovirüs bahanesiyle götürülmedi bile. Yanındaki Gülser ablamız ise tahliyesi sonrası ziyarete geldi. (…) Eser abimiz ise dolabı ecza dolabı olan bir hasta tutsak. En sona da Göksel abi kaldı. Gazi Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı. (…) Bir fotoğraf üzerine çok şey yazdım galiba, belki de az. Bu fotoğrafı çektirirken adaletsizliğe karşı direnme kararı almıştım. Sadece “nasıl’’ sorusunun cevabını vermemekle birlikte yargılandığım İstanbul 28. ACM’nin kararını da bekliyordum. Mahkeme günü geldiğinde ‘tekli ring’ denen tabutluk yüzünden mahkemeye gidemedim. Direnişe başladığım günse 7.5 yıl ceza verildiğini öğrendim. Bugün itibariyle 2 yıl 10 aydır tutukluyum. Dava halen istinaf aşamasında sonra Yargıtay süreci var. Daha önceden birçok kez tutuklandım. Toplamda 6 yılı buluyor tutsaklığım. Varsayalım ki ‘ceza’ verilse bile tahliye edilmem gerekiyor. ‘Ceza almadan, cezanın infazını’ yatıyorum bir bakıma.

Neyse işte bu fotoğrafı tarihe miras bırakmak için çekilmek istemiştim. Fotoğraf karesiyle sizler tarihe not düşerken, bizler de direnerek not düşüyoruz. Birlik beraberlik olduğunda AKP taleplerimizi kabul edecektir. Duyarlılığınızı bekliyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Sevgiyle-Dirençle Özgür Karakaya’’

 

 

KORONAVİRÜS VAR FOTOĞRAF ÇEKTİRMEK YASAK!

Gelelim, Özgür’ün mektubunda da bahsettiği, koronavirüs salgını gerekçesiyle fotoğraf çektirilmesine izin verilmeyen Av. Aytaç Ünsal’ın durumunu anlattığı kendi çizimi karikatüre.

Aytaç Ünsal’ın eşi Avukat Didem Baydar Ünsal, “ (…) cezaevi yetkililerinin salgını gerekçe göstererek fotoğraf çektirmesine izin vermemesi üzerine Ünsal’ın “kendisini karikatürize” ettiğini söylüyor.

Didem Baydar Ünsal eşinin durumuna ilişkin şunları anlattı: “Fotoğraf çekimine izin verilmiyor, ama bazen maskesiz, çok kalabalık gardiyan grupları ile hücrede aramalar yapılıyor. Aytaç’ın kasları, hücreleri adalet için günbegün ölüyor ama kimse onu göremiyor. Eskiden, Aytaç ile aramızda 30 kilo vardı, şimdi 7 kilo var.

Ben 160 boyunda 52 kiloyum, Aytaç 185 boyunda ve 59 kilo. Kendisi son durumunu yansıtmak için hapishanede kendisini çizdirdi. 20 Temmuz’da adli tatil başlıyor. Dosyamız, 1 Haziran’da Yargıtayda incelenmeye alınmıştı. Ve 2-3 hafta içinde karar verilmesi bekleniyordu ve 40 günü geçmesine rağmen bir karar verilmiş değil. Yetkililerden olumlu veya olumsuz herhangi bir sinyal alamadık. 23’e yakın baro başkanı acil tahliye talebiyle bugün Yargıtaya bir dilekçe gönderecek. Bu haksız cezaların adli tatil öncesi verilecek kararla bozularak tahliye edilmesini bekliyoruz.” Son gelişmelere göre ise Adli Tıp Kurumu cezaevinde kalamayacak durumda olduklarına ilişkin rapor verdi ancak mahkeme tahliye etmeyerek zorla hastaneye sevk etti.

 

Kaynak: Evrensel Gazetesi

İlişkili İçerik