Hapishanelerde Düşman Ceza Hukuku Dayatılıyor

Perşembe, 11 Ekim, 2018

HDP’li Işık’tan tutuklu ailelerine: Hak ihlalleriyle ilgili bize ulaşın

Cezaevlerindeki hak ihlallerini, “düşman ceza hukuku” sözleriyle yorumlayan HDP Muş Milletvekili Mensur Işık, tutuklu ailelerine, “Aileler ve avukatları derhal bizlere ulaşsınlar. Ayrıntılı bir şekilde olayı bizlere aktarsınlar. Bizler de soruna çözüm bulmak ve görünür kılmak adına bir şeyler yapabilelim” diye çağrı yaptı. 

Olağanüstü Hal (OHAL) ile birlikte cezaevlerinde artan hak ihlalleri devam ediyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Mensur Işık, cezaevlerindeki doluluk oranını ve tutuklular üzerindeki kötü muamele hak ihlallerini değerlendirdi. 

 

'CEZAEVLERİNDEKİ DOLULUK ORANI YÜZDE 40’IN ÜZERİNDE’

 

7 Haziran 2015 seçimleri sonrası Türkiye cezaevlerindeki doluluk oranının kapasitesinin yüzde 40'ın üzerinde olduğunu ifade eden Işık, AKP ve MHP ittifakının, özellikle Kürtler, HDP’liler, muhalif ve demokrat kesimleri hedef aldığını söyledi. Işık, “Geliştirilmeye çalışılan sindirme ve baskı politikalarının sonucu, bugün cezaevleri tarihinin en çok siyasi tutuklusunun olduğu bir dönemi yaşıyor. Muş, Patnos, Van ve Diyarbakır’daki cezaevlerinin durumu buna en iyi örnektir" dedi. 

 

‘DÜŞMAN CEZA HUKUKU UYGULANIYOR’

 

Son 3 yıldır uygulanmaya konulan sindirme politikalarının cezaevlerinde geliştirilmeye çalışıldığına dikkat çeken Işık, “Tutuklanan arkadaşlarımıza, siyasetçilerimize ve muhalif kesimlere karşı yaklaşımlarda ciddi hak ihlalleri var. Tarihten günümüze kadar gelen bir kavram vardır: ‘Düşman ceza hukuku’. Cezaevlerindeki uygulamalar bizlere düşman ceza hukukunun uygulandığını göstermektedir. Bu uygulama, cezaevlerinden tutalım da adliye koridorlarına kadar bütün olarak hayatın her alanında uygulanmaktadır” şeklinde konuştu.

 

‘ÇAĞ DIŞI YÖNTEMLER DAYATILIYOR'

 

Erzurum, Bayburt cezaevi yöneticileri ve savcıları ile bir görüşme gerçekleştirdiğini, avukatlar aracılığıyla Van ve Patnos cezaevlerine dair bilgiler aldığını dile getiren Işık, edinilen bilgiler sonucunda hak ihlallerine dair bir rapor hazırladıklarını söyledi. Işık, tutuklular açısından yaşanan en önemli hak ihlallerini şöyle sıraladı: “Hak ihlallerinin en başında gelen, ayakta sayım denen çağ dışı bir zorlamanın dayatılmasıdır. İnsanları bir ip gibi hizaya çekmenin çabası içerisindeler. Kişinin; zihnine, hüviyetine ve cezaevi yaşam tarzına müdahale etmeye bu zorlamadan başlatmaktalar. Siyasi tutukluların hiçbiri, bu durumu asla kabul etmemektedir. Kabul etmedikleri zaman ise bu kez disiplin soruşturmaları ve cezalandırmalarla karşılaşmaktalar. Açık veya kapalı görüş yasağı, iletişim yasağı gibi kişiyi cezaevi koşullarında zorlayan bir takım cezalandırmalar uygulanmaktadır. Açık görüş zamanlarında tutuklu ailelerinin diğer tutuklularla veya diğer tutuklu aileleriyle selamlaşmasına dahi engeller çıkarılmaktadır. Hem tutuklular hem de tutuklu aileleri hakkında disiplin soruşturmaları başlatılmaktadır.” 

 

‘KÜRTÇE MEKTUPLAR VERİLMİYOR'

 

Tutukluların kaldığı koğuşlara “arama” adı altında günün belli belirsiz saatlerinde baskınlar yapıldığını ifade eden Işık, şöyle devam etti: "Baskınlar esnasında o odadaki bütün kitaplara asker ve gardiyanlar tarafından el konuluyor. Açıkçası insanlarımızın okumasından bile korkuyorlar. Tek tip insan yaratmak için dahi cezaevindeki siyasi tutsakların kitaplarına el konulmaktadır. Kısa bir süre önce Bayburt Cezaevi’nde odalar basılıyor ve tutukluların bütün kitaplarına el konuluyor. Tutsaklar birbirleri ve aileleriyle Kürtçe mektuplaşmak istiyorlar. Yazılan Kürtçe mektuplar verilmemekte, gönderilmemektedir. Gerekçe, Kürtçe tercüman olmaması eksikliği olarak açıklanmaktadır. Ama asıl nedeni bu değildir. Netice itibariyle zihinlerinde Kürtlere ve Kürt diline karşı bir düşmanlığı görmek mümkündür” diye konuştu. 

 

‘TEMEL İNSANİ KOŞULLAR GÖZ ÖNÜNDE TUTULMALI’

 

Türkiye halkları açısından demokrasi ve hukuktan başka yolun olmadığını vurgulayan Işık, cezaevlerine yönelik temel insani koşulların ve meşruiyetin göz önüne alınması gerektiğinin altını çizdi. Cezaevlerindeki ihlallere gerekçe olarak; genelge ve yönetmeliklerin gösterildiğini ifade Işık, “Genelge ve yönetmelikler ne olursa olsun Anayasa’nın temel hükümleri ve AİHM’in temel hükümlerine aykırı olamaz. Genelgeler ve yönetmelikler, sorunun çözümüne bir katkı sunmaz. Çünkü bu genelgeler evrensel değerlerle bağdaşmıyor" dedi.

 

‘HAK İHLALLERİNİ TEŞHİR EDECEĞİZ'

 

OHAL uygulamalarının fiili olarak devam ettiğine belirten Işık, “Cezaevlerinde bir ikisi dışında esas olarak bir değişiklik yok. Aslında her alanda bu durum söz konusudur. Bizim işimiz; bu gibi durumları daha fazla teşhir etmek ve görünür kılmaktır, kamuoyunu bilgisiz bırakmamaktır. AKP ve MHP ittifakının bütün Kürtlere, topluma, demokratlara ve muhaliflere uyguladığı bu ceberut anlayışı her gün görünür kılmak zorundayız. Hak ihlallerinin tümünü, gerek Adalet Bakanlığı gerek farklı basın ve medya kuruluşları aracılığıyla Türkiye kamuoyunun gündemine sokmaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. 

 

HDP’li siyasetçiler olarak cezaevlerindeki hak ihlallerinin takipçisi olmaya devam edeceklerini belirten Işık, “Bütün cezaevlerindeki hak ihlallerinden haberdar olmak için tutuklu aileleri ve avukatları derhal bizlere ulaşsınlar. Ayrıntılı bir şekilde olayı bizlere aktarsınlar. Bizler de soruna çözüm bulmak ve görünür kılmak adına bir şeyler yapabilelim” diyerek duyarlılık çağrısında bulundu.

 

Kaynak: Mezopotamya Ajansı