Hapishanelere Esinti Yollayalım!

Cumartesi, 14 Mayıs, 2016

"Adil Okay’ın yeni kitabı yıllardır çabasını verdiği, emek harcadığı, uğruna soruşturmalara maruz kaldığı hapishaneleri ve içindekileri toplum nezdinde görünür kılma çabasının yeni bir boyutu; öyle bir ülkede yaşıyoruz ki kimin yolunun bir gün düşeceği belirsiz hapishanelerle ilgili en azından bir “el kitabı”nız olsun istiyorsanız okumanız lazım."

SEYİT OKTAY

Siirt E Tipi Cezaevi

***

Adil Okay’ı ve en son Ütopya Yayınları’ndan çıkan “Hapishanelere Esinti Yollayalım” adlı kitabını en iyi yukarıda yine aynı kitaptan alıntılandığım cümle anlatmaktadır. Yıllardır neredeyse tüm ailesi ve dostlarıyla birlikte ayırım gözetmeden; çocuk, kadın, erkek, politik, adli hemen hemen tüm tutsaklara ulaşmaya, seslerini, acılarını, dertlerini ve tabiî ki maruz kaldıkları uygulamaları dışarıya, topluma ulaştırmaya çalışan devrimci, şair, yazar, aktivist ve tabiî ki dost ve insan Adil Okay! Kızı Öykü eşi Tülin de dâhil bütün “görülmüştür” ekibiyle birlikte canhıraş içeriyi dışarı, dışarıyı içeri kılma çabasını herkes biliyor. Yeni kitabı bu çabaların bir özeti, görünür bir parçası.

Hapishaneler ve içine kapatılanlar zaman unutulmaya mazhar yerinde salınmakta. Çoğu zaman ailelerimiz, içinde yer aldığımız politik çevreler dışında toplumda pek de önemsenen bir yere sahip değil. Bir ülkede özgürlük düzeyinin gelişkin olmasının en önemli ölçütlerinden biri de o ülkedeki hapishane ve tutsakların sayısının daha az olmasıyla bağlantılıdır. Bunu anlamayan toplumun başına gelecek her belaya hazır olması gerekir.

Adil Okay’ın yeni kitabı yıllardır çabasını verdiği, emek harcadığı, uğruna soruşturmalara maruz kaldığı hapishaneleri ve içindekileri toplum nezdinde görünür kılma çabasının yeni bir boyutu, öyle bir ülkede yaşıyoruz ki kimin yolunun bir gün düşeceği belirsiz hapishanelerle ilgili en azından bir “el kitabı”nız olsun istiyorsanız okumanız lazım.

Onlarca tutsağın kaleminden, emeğinden, çabasından haberdar olacaksınız. İçeriye alınmakla her şeyin bitmediğini görecek ve yıllara dayanan koca bir direniş külliyatının oluştuğunu öğreneceksiniz. Neredeyse bini aşkın insanın, her birinin tek tek, ayrı ayrı yirmi yılı aşkın- kimileri yirmi beşi buldu- süredir kesintisiz cezaevi yattığını hatırlayacaksınız. Hasta tutsakların adım adım ölüme terk edildiğinde fark edeceksiniz. O kadar çok şey var ki...

Bedenleri belki ama ruhları, yürekleri, düşünceleri aşkla, sevdayla, özgürlük tutkusuyla çarparak zamana direndiklerini, onları çevreleyen duvarların aşınıp yıkıldığını fakat kendilerinin zulmün her türlüsüne rağmen onurluca gözlerini umuda, şafağın ufuk kızıllığında parlayan özgürlüğe diktiklerini ta yüreğinizden duyumsayacaksınız.

 Mesele tutsak olmakta değil boyun eğmemekte! Yıllardır dertlerimizle hemhal olan, sesimizi, yazılarımızı, çizimlerimizi, düşlerimizi, elinin, dilinin, emeğinin yettiğince topluma ulaştırmaya çalışan Kekê Adil’e bir kez daha teşekkürler. Biz teşekkür edebiliriz ama dışarıdakilerin bundan daha fazlasını yapması gerekir. Ne yapmaları gerektiğini ise ancak Adil Okay’ın yeni kitabı “Hapishanelere Esinti Yollayalım” ı okuyarak öğrenebilirler. Vicdan bir toplumun ve insanın en büyük özgürlük asla vazgeçmeyeceği yaşama sebebi, umut yaşamın direnç noktasıysa, zamana o en güzel olanı kazımak gerekir. Ahmet Arif’in dediği gibi; “Tek başına/zindanda yatarken bile/Asla yalnız kalmamak...” ya da “Nerede olursan ol / içerde, dışarıda, derste, sırada / üstüne üstüne / Tükür yüzüne celladın / Fırsatçının, fesatçının, hayının...”

Hapishaneleri tanımak, tutsakları anlamak, maruz kaldıkları uygulamaları öğrenmek, dünyalarına nüfuz etmek istiyorsanız hiç beklemeden ve mutlaka Adil Okay’ı ve yeni kitabı “Hapishanelere Esinti Yollayalım”ı okuyun. Belki siz de esinti yollamak istersiniz.

Seyit Oktay

Kaynak: Özgür Gündem, www.ozgur-gundem.org