Hapisteki yazar ve gazeteciler

Sevgili okurlarım, Uluslararası Yazarlar Birliği, PEN’in, 1981’de ilan ettiği “15 Kasım Hapisteki Yazarlar Günü”nde, Türkiye’deki meslek örgütleri İstanbul’da toplandılar ve tutuklu yazar ve gazetecilerin özgür bırakılması için çağrı yaptılar.

İktidar ise tam bir aymazlık içinde:

Hem bu çağrılara kulaklarını tıkıyor, hem de üç büyük kentteki seçim sonuçlarıyla artık saklanamaz hale gelen çöküşünü durdurmaya çalışıyor...

Böylece çöküşü durdurmak yerine, hızlandırıyor!

*  *  *

PEN Türkiye Merkezi Başkanı Zeynep Oral:

 “Eğer bir ülkede haksız yere hapiste yatan bir tek insan dahi varsa hiç ama hiçbir gazeteci, yazar özgür değildir.

Bu kadar çok insanın hapiste olması da bir gözdağı vermek anlamına geliyor.

Uluslararası PEN bu yıl beş aktivist, yazar ve gazeteciye dikkat çekti. Bunlar; Lydia Cacho, Stella Nyanzi, Shakthika Sathkumara, Galal El-Behairy ve Türkiye'den Nedim Türfent.

Nedim Türfent’in davası gerçekten akılları durduracak nitelikte. On dokuz tanık mahkemede işkence sonucu ifade verdiğini söylemesine rağmen Nedim hâlâ hapiste.

*  *  *

Türkiye Yazarlar Sendikası Başkanı Adnan Özyalçıner:

Her gazeteci, yazar düşünce üretmekte, açıklamakta özgürdür. Bu, anayasal bir haktır. Buna karşı ülkemizde gazeteci, yazarlar hapiste tutuluyorsa, bu anayasal bir suçtur. Asıl suçlular, anayasayı görmezden gelerek yok sayanlardır.

Bu trajikomik durum karşısında biz dışarıdaki yazar ve gazetecilerin yapacakları, her türlü baskı ve yolsuzluğa direnerek özgürlükçü demokrasi yolunu açmaktır.

*  *  *

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş:

Vatandaşın hangi haberi okuyacağına, yazarın hangi yazıyı yazacağına, yayıncının hangi kitabı yayınlayacağına iktidar karar veriyor.

Yazdıkları ve düşündükleri nedeniyle cezaevine giren gazetecilerin, yazarların da hangi gazeteyi, hangi kitabı okuyacağına, hangi televizyon kanalını seyredeceğine iktidar karar veriyor.

Önce eleştirel yayıncılık yapan gazetelerin habercilerine akreditasyon getirildi. Soru sormaları engellendi.

Sonra iktidar eliyle oluşturulan medyaya özel toplantılar düzenlenmeye başladı. Toplantılarda sorular önceden dağıtıldı. Soru sormak yasaklandı.

Sonra gazetecilik terör faaliyeti, gazeteciler terörist ilan edildi.

Şu anda 115 gazeteci cezaevinde. 10 bini aşkın gazeteci işsiz.

15 Temmuz darbe girişimden sonra FETÖ medyasına yönelik diye başlayan basın kartı iptalleri 12 Eylül döneminde eleştirel yazı yazan gazetecilere kadar uzandı.

Sonuçta tam 3 bin 810 gazetecinin basın kartı iptal edildi.

Meslektaşlarımızın önce basın kartları iptal edildi, sonra da ‘hapiste basın kartı olan kimse yok’ denildi.

Biz ülkede basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü üzerindeki baskıların kaldırılmasını, tutuklu meslektaşlarımızın özgür bırakılmasını istiyoruz.

*  *  *

Türkiye Yayıncılar Birliği Başkanı Kenan Kocatürk:

BM İnsan Haklarını Evrensel Beyannamesi her türlü fikrin yayılmasının bir hak olduğunu söylüyor.

Sadece ülkemizde değil, dünyanın pek çok yerinde benzer ihlal ve baskılar var.

Ama yine de enseyi karartmamak gerektiğini ve dayanışmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum.

*  *  *

HERKES İÇİN, HER ZAMAN, HER YERDE, ADALET!

 

Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi