Hasta tutsaklardan Ergül Çiçekler yazdı: Mektuplarımız neden kaybedilir!

Tarih: 
Salı, 30 Ekim, 2018

Sevgili Adil                             07/09/2018

 

            Merhabalar. Kartını aldım yolladığın Arif Kılıç'ın fotoğrafı gerçekten güzeldi, fotoğraf çekmekle fotoğraf sanatçılığı arasındaki farkı hemen görüyor insan.

            "Arkası Yarın" adlı gönderdiğin romanla ilgili yazdığım mektup sana ulaşmadı demek. Neyse ki devlet artık çok disiplinli ya her şeyi kayıt ediyor. Bizim kaybolan mektupların hepsinin bir yerde bir kopyası olduğunu bilmek güzel. Devrimden sonra gidip alırız onları ve ben kaybolmasın diye onları saklayan heriflere gerçekten ayrıca ve ısrarla teşekkür edeceğim... Yani alışmam lazımdı fakat işin şaşırtıcı yanı var. Politik değerlendirmelerin olduğu mektupları kaybediyorlardı da edebiyatla ilgili olanları niye kayıp ettiler, sırf alışkanlıktan veya görev aşkından olsa gerek.

            Arkası Yarın'a döneyim; Heval Adil öncelikle ben iyi bir edebiyat eleştirmeni olmayabilirim. Bazı dostlar bana kitaplarını yolladı ben de nezaketi elden bırakmadan ne anladıysam onu yazdım, ne abarttım ne pohpohladım ne de haksızlık ettim. Bunların hiç birine cevap gelmeyince ben de artık gelen kitapları okuyor ve yollayan dostlara kibarca teşekkür etmekten ötesine geçmiyordum. Tabi senin durumun farklı. Onlar galiba biraz pohpohlanmak istiyorlardı?

            Öncelikle kitabını beğendim. Güzel, yalın ama basit değil, gerçekçi anlamda yalın yoksa derinliği var. Bence okuyanlar seni, bu kitaptaki cümlelerindeki canlılığa bakarak genç sanırlar. Nasıl desem yılların, sürgünün, mahpusun acılar tattırdığı biri değil de henüz gencecik bir yüreğin satırları gibi canlı. Bu iyi bir şey. Yılların deneyimini böyle canlı cümlelere dökmek önemli. Yıllar geçtikçe yazarların dili genelde ağırlaşıyor ve kasvetli bir hal alıyor. Sen "rutini" bozdun üstelik bunu “bir ayrılığı” anlatırken yaptın.

            Zaten en sevimsiz konudur ayrılık. Kitabını alır almaz içimden Adil Okay; kavuşmayı yazsaydın ya diye düşünmüştüm. Malum daha önce bu konu çok işlendi, hem de birbirinden dramatik ve kasvetli şeklinde.

            Söylemeden edemeyeceğim cinselliği cesurca işlemek biraz da gözü karalık istiyor. Ancak ben de bunun zamanının çoktan geldiğine inananlardanım. Tabular ayağımıza vurulmuş prangalardır. Gerçi bazıları bunu cesurca işlemek adına seviyesizliğe sağlanıyor, metalaştırıyor zaten bu topraklarda cinsellik ya tabu ya meta. Öyle olmazsa herhalde meydanlarda birbirlerini vuranlar aşıklarıyla karanlık köşelerde buluşmazdı. Bu konuyu seviyeyi düşürmeden işlemiş olduğunu çekinmeden söyleyebilirim. Evet çekinmeden çünkü muhtemelen bazı "sol"cular mırın kırın edebilir.

            Gerçi bence senin kahramanlar birbirine aşık iki kafası karışık insan. Onların ayrıldığı yok kavuşup duruyorlar. Onlara söylemek lazım ayrılık iyi bir şey değil diye. Gerçi biliyorlardır. Çok farklı bir “ayrılamama” hikayesi olmuş, iyi de olmuş.

            Bence edebiyat emekçilerinin görevi sadece önemli şeyleri anlatmak değil aynı zamanda bunları güzel de anlatmaktır. Ve Edebiyat insana dair olan ne varsa önemli sayar. Kitabında bu özeni gördüm okurken, zevk aldım, yüreğine sağlık. Tabi devamını bekliyoruz.

            Kendine çok iyi bak. Barış'ın çok çok selamlarını yolluyoruz.                     

Sevgilerle.

 

ERGÜL ÇİÇEKLER

1 NO’LU F TİPİ CEZA İNFAZ KURUMU   PTT CEZAEVİ ŞUBESİ

KOCAELİ