Hasta Tutsaklardan Ergül Çiçekler'in Yeni Mektubu

“Ardından Devlet hastanesine götürdüler. Üstün körü bile olmayan muayenelerden geçtik.. Sonunda heyete çıkardılar heyette karar vermeyip tıp fakültesine sevk etti. Anlamıyorum nedir konu benim zaten Adlı Tıptan alınan korsakof raporlarım var… ilk hastaneden döndüğümde ring öyle sarstı ki FMF nöbeti geçirmeme neden oldu. (Bende ayrıca FMF, Akdeniz Anemisi var.) bu atak 4 gün sürdü ilaçlar fayda etmedi”

Sevgili Adil, Merhaba

Yolladığın kart ve dört sayfalık yazıyı aldım. Evet nihayet, erken sevinmek istemem ama umarım artık postalarımız yollarda kaybolmaz.

Daha önce yolladığın şiir akımları üstüne yazıda olan mektubun bana ulaşmadı ama üzülme muhtemelen önceden okuduğum konulardan bahsedilmiştir. Tabi yeni yayınlanan bir eser değilse. Ben düzenli olarak sanat-edebiyat üzerine yazılan kitapları okuyorum. Birkaç yıl önce ise salt bu konu üzerine 100-150 kitap getirtip iyi çalışmıştım. Çocukluğumdan beri okumayı çok seven biri olduğum için bunun çok faydasını görüyorum. Ve tabi gene de bahsettiğin yazıyı görmek fena olmazdı. Konu açılmışken eline konuyla ilişkin yeni basılmış ya da dipte köşede kalmış bir şeyler geçerse bana yollar mısın, okur geri yollarım. Özellikle farklı görüşler varsa. (…)

Belki Ayşe söylemiştir. Ben yinede kampanyaların zaten içinde olduğun için anlatmak isterim. Hasta Tutsaklar listesinde olduğumdan dolayı savcılık bir iki ay önce benden hastalığım nedeniyle cezamın ertelenmesini istiyorum diye bir dilekçe istedi. Bizde sorduk nerden çıktı bu, on senedir bir kere sormayanlar neden hasta olduğumuzu hatırlamıştı. Cevap siz AİHM de konuyla ilgili dava açmışsınızla başlayan uzun bir cümleydi. Cümlenin devamını unuttum gerekte yok hatırlamaya zira açtığımız böyle bir dava da yok zaten. Neyse istenilen dilekçeyi verdik. Ardından Devlet hastanesine götürdüler. Üstün körü bile olmayan muayenelerden geçtik. Zaten adli tıptan raporlarım olduğu için raporları gören doktorlar bir şey sormuyordu. Sonunda heyete çıkardılar heyette karar vermeyip tıp fakültesine sevk etti. Anlamıyorum nedir konu benim zaten Adlı Tıptan alınan korsakof raporlarım var. İyileşmeyen bir rahatsızlık diye de belirtilmiş. Açıkçası doktorların tavrı bir garip açıktan bir şeyler söylemiyorlar ama dedim ya bir garip. Tıp fakültesine ise geçen götürdüler bir çeşit test yaptılar ve başka bir test daha istediler. Şimdi de ona götürecekler sonra ne olacak bilmiyorum. Bu hastane fakülte yolculuklarından sonra sağlık durumum epey olumsuz etkileniyor. Mesela ilk hastaneden döndüğümde ring öyle sarstı ki FMF nöbeti geçirmeme neden oldu. (Bende FMF, Akdeniz Anemisi var.) bu atak 4 gün sürdü ilaçlar fayda etmedi iğneyle serumla biraz rahatladım sonra tam düzeldim derken Üniversite yolculuğu… sonrası önce mide bulantısı başladı sonra çarpıntı, 112 acili aradı revir görevlileri, geldiler bu defada tansiyonum çok ama çok düşmüştü serum verildi hemen iğneler vb. ama hala tansiyonum çok düşük ve yoğurt, salata dışında her şey midemi bulandırıyor. Yani devlet gene bildiğini okuyor. Evet adli-tıp raporlarının verilmesi 7-8 yıl oluyor ama ne önemi var Wernike-korsakof hastalığı iyileşmez bir meret ne diye aynı testler yapılıyor. Bu hastalık uzaktan anlaşılmıyor ama işte 20 dakikalık sarsıntılı bir yolculuk bile çok ciddi şeylere neden oluyor. Özetle ben bu yolculuklardan sağ çıkarsam bile durumdan, neticeden emin değilim. Testlerde bana kaç kardeşim olduğunu vb. vb. soruyorlar ben korsakofum aptal değilim ya da zekasız. Kibarca anlatıyoruz ama boş. Eğer sizlerin bu kampanyalarda bu kadar emeği olmasa ben bunlara hiç katlanmazdım.

Yolladığın zindanlar konulu yazıyı okudum. İyi bir çalışma özellikle şu ajitasyon temelli konuşmalar bazen birilerini de rahatsız ediyor. Sloganlar meydanlarda atılır birebir ilişkilerde konu olduğu gibi en kısa ve en yeterli kelimelerle anlatılmalı oysa çoğu kez bunu ajite, sloganlar ya da karşısındakinin zekasına adeta hakaret ederek uzun uzun anlatma yöntemi deneniyor. Özetle evet zindanlar daima ve her koşulda devrimci bir üretim oldu hemde çok yoğun olarak. Fakat biz gene de dışarıda olsaydık (olsalardı bizden öncekiler) çok daha fazlasını üretirdik (üretirlerdi). Ne Goethe Faust zindanda yazdı nede Marx kapitali. Ya da şöyle mi desek Zindanlarda olsalardı gene de yazabilirler miydi? Ayrıca bu tek yönlü bakışın ürünü. Gezi süreci bu büyük isyan bize çok yönlü bakmamızın ve ezberlerimizi değiştirmemizi çok açık söyledi zaten. Ayrıca tamam biz bu zulme boyun eğmiyoruz ve üretiyoruz ama sonuçta insanız hewal Adil her iyi günde her kötü günde sevinçte ve acıda hiç fark etmiyor şu duvarlar var ya her gün ısırıp duruyor bizi hem de yırtıcı bir hayvan gibi. Birde burada üretmek bir tercih olduğu kadar zorunluluk olduğunu da hepimiz biliyoruz.

Sahi Hasan Gülbahar nasıl? Görüşüyorsan selamlarımı söyler misin. Tabi eşine ve Öyküye de selamlar.

Bu defa benden bu kadarlık olsun gündemdeki konulara değinmedim kusuruma bakma. Ama bu twitter’ın kapatılması bence bizim açımızdan çok hayırlı oldu Face de kapatsınlar nasıl olsa gerçekte kapatılamıyor ve bu dengesizlik daha çok insanı Gezi saflarına katıyor. Hatta umarım interneti hepten kapatırlar.

Kendine çok iyi bak. Ben kaçayım artık. Zira gelip yarın Tıp fakültesine götürüleceğimi söylediler. Tam düzelmiştim bilerek mi yapıyorlar nedir.

Sevgiler   23.03.2014

ERGÜL ÇİÇEKLER 

C-8-90   1 NOLU F TİP CEZAEVİ

PTT  CEZAEVİ ŞUBESİ  İZMİT/KOCAELİ