Hasta Tutuklu Uğur Tekdal'ın Babası: Sessiz Kalmayın, Oğlum Ölüyor!

Kandıra 2 Nolu F Tipinde 1 seneden beri tutuklu bulunan üniversite öğrencisi, ülseratif kolit ve glokom hastası Uğur Tekdal’ın babası Ahmet Tekdal, önceki gün ziyaret ettiği oğlunun artık yürüyemediğini, tedavi edilmesine izin verilmeyerek ölüme terk edildiğini belirterek "Oğlum gün gün eriyor, adım adım ölüme gidiyor. Tahliyesini değil, sadece tedavisine izin verilmesini istiyoruz" dedi.

İstanbul Üniversitesi Adalet Yüksek Meslek Okulu 2’inci sınıf öğrencisiyken 5 Haziran 2012'de üniversitede karışmadığı kesinleşen bir olaydan dolayı gözaltına alınan Uğur Tekdal, gizli tanık ifadesi üzerine tutuklanarak Kandıra 2 Nolu F Tipi Cezaevi’ne gönderildi ve 1 yıldan beri de tutuklu. Uğur Tekdal, cezaevlerindeki yüzlerce hasta tutsaklardan sadece birisi. Tutuklanmadan önce yakalandığı ülseratif kolit hastalığı, cezaevinin zor koşulları, cezaevi yönetiminin tedavi imkanı tanımaması ve dışarıdan gönderilen ilaçların verilmemesi Uğur’u adım adım ölüme götürüyor.
 

SESSİZ KALMAYIN, OĞLUM ÖLÜYOR!

Başvurmadığı resmi makam, çalmadığı kapı bırakmayan Uğur’un babası Ahmet Tekdal ise büyük çaresizlik içinde, oğlunun bedenen erimesine tanıklık ediyor. Önceki gün oğlunu ziyaret eden Ahmet Tekdal, oğlunu son durumunu şöyle anlatıyor: "Son durumu çok kötü. Önceki gün Kandıra Cezaevi’ne gidip gördüm. Oğlum, 70 kilodan 40 kiloya düşmüş. Artık ayakta duramıyor, gün gün eriyor. Görüşmeye de tek başına yürüyerek gelemedi, arkadaşlarının yardımıyla gelebildi. Oğlum dedi ki ‘beni hastaneye götürüyorlar, doktor bana bakıp tamam götürün diyor ve bana ağrı kesici ilaç verip gönderiyor’ diyor. Bütün başvurularımıza rağmen Uğur’u tam teşeküllü bir devlet hastanesine sevk etmiyorlar. Cezaevi revirine götürüp doktor ayakta bakıyor ve ağrı kesici hap verip gönderiyor.

UĞUR’UN DA KATİLİ DEVLET OLACAK!

Uğur’la konuştum bana dedi ki; ‘ben artık burada bitmişim, benden vazgeçin, bırakın gelmeyin artık.’ Bu durumun sorumlusu Adalet Bakanlığı’dır, devlettir. Oradan oğlumun cenazesi çıkarsa sorumlusu devlettir. Oğlum ölürse katili devlet olacak. Doktorunun yazmış olduğu iki çeşit ilacı var. İki çeşit ilacı cezaevine geliyor ama cezaevi idaresi ilaçlardan birini veriyor, birini vermiyor. Sebep olarak ikincisinin yasak olduğunu söylüyor. Ama bu ilacı doktor yazıyor, biz kendi kafamıza göre yazıp göndermiyoruz ki! Bunu doktor raporunda yazıyor fakat cezaevi yönetimi keyfi davranarak bu ilacı Uğur’a vermiyor. Onun tedavisi, bu iki ilacı birlikte alırsa mümkün olabilir ama ilaçlardan birini vermiyorlar ve dolayısıyla tedavisi olamıyor.

TAHLİYE DEĞİL, SADECE TEDAVİ İSTİYORUZ

Zaten oğlumu suçsuz yere 1 yıldan beri tutuyorlar. Yaşanan olayla hiçbir ilgilisi olmamasına, olay yerinde olmamasına rağmen uydurulmuş bir gizli tanık ifadesiyle oğlumu tutukladılar. Şuan sadece düşündüğümüz onun tedavisidir. Tahliye olmasından bile vazgeçtik, sadece tedavi olmasını istiyoruz. Çünkü oğlum gün gün eriyor, ölüme gidiyor. Devlet zaten onu suçsuz yere zındana attı, tahliyesini geçtik, sadece tedavisini istiyoruz. Uğur gibi yüzlerce hasta tutuklu var. Yavaş yavaş ölüyorlar. İnsan olan buna sessiz kalmamalı. Buna sessiz kalmayın."

(etha)

Kaynak: baskahaber.org