Hastalar ve doktorlar

Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde bulunan ve şimdiye kadar 22 yıldır hapis tutulan A. Vahap Yılmaz, kalp-astım ve bel fıtığı hastası. Kendisinin talebi üzerine, çok zor olsa da cezaevi yönetimi, okurumuzu hastaneye sevk ediyor. Orada da bir doktor, “Niye buraya geliyorsunuz. Yaptığınız, sizi buraya getiren güvenlik güçlerini yormak” diyebiliyor. Kaldı ki, aynı doktor, okurumuzun kabul etmesi halinde, kendisini ameliyat edebileceğini söylemiş.

Alanya L Tipi Cezaevi’nde dışarıdan gönderilen kitaplar inceleniyor gerekçesiyle uzun süre içeriye verilmiyormuş. Dahası kontrol adına kitapların yırtılması bile söz konusu olabiliyormuş. Ancak en önemli sorun ise, sık sık yapılan oda aramalarında eşyaların yerlere atılmasıymış. Cezaevi yönetimi, böylesi tahrik edici davranışlarını, “Biz sizi biliriz. Kendi aranızdaki haberleşmelerini önlüyoruz” diye açıklıyormuş.

Aldığı 26 yıl 6 ay hapis cezası Yargıtay tarafından da onaylanan Aziz Mahmut Koç, bulunduğu Metris 1 No’lu T Tipi Cezaevi’nden Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sürgün edildi. Arkadaşlarının dikkatine!..

Kırıkkale’nin Hacılar Kasabası’nda bulunan Kırıkkale F Tipi Cezaevi’ne zaten günde 3.5 saat su veriliyordu. Bu durum, temmuz ve ağustos gibi su ihtiyacının en yüksek olduğu günlerde 2.5 saate indirilmiş. Sorunun belediyeden kaynaklandığını belirten cezaevi yetkilileri, bu yaşamsal sorunu bir şekilde çözmek zorunda.

Dört yıl önce Şırnak’ta cezaevine konulan, sonra Midyat M Tipi Cezaevi’ne sevk edilen, ardından Silivri 5 No’lu L Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen Nihat Kakız, şimdi de Silivri 6 No’lu L Tipi Cezaevi’ne sevk edilmiş. İstanbul’da herhangi bir duruşması olmayan Nihat Kakız’ın memleketine yakın bir cezaevine -nakil ücretini kendi ödeyerek- sevk isteği ise sürekli reddediliyor. Sebebi malum. Kendisi Kürt çünkü...

Şakran T Tipi Cezaevi’nde bulunan İzzettin Sevilgen ve A.Gaffar Anli, kendi istekleriyle Şırnak T Tipi Cezaevi’ne sevk oldular. Mektup arkadaşlarına duyurulur.

Çanakkale E Tipi Cezaevi’nde bulunan okurlarımızın kitap ihtiyacı var. Okunmuş kitaplarından göndermek isteyenlere adresi vereyim:

Casım Karadaş / E Tipi Cezaevi / C-3 / ÇANAKKALE

Ordu E Tipi Cezaevi’nde bulunan Asim Demir’in biri Kürtçe, diğeri Türkçe iki romanının akıbeti hakkında yazdıkları karşısında dilim tutuldu. Ancak söz konusu kurumun durumu hakkında bir şey söyleyemem.

Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde bulunan Murat Dağtekin, 9 Ağustos 1992 günü saldırıya uğrayan ve 10 Ağustos 1992 günü yaşamını yitiren gazeteci Hüseyin Deniz’i minnetle anıyor!

Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nde bulunan Müslüm Tıkız, Hasan Cabadak’ın ailesine başsağlığı diliyor.

MEKTUBU GELENLER:

Zerrin Yılmaz -Sincan Kadın Kapalı Cezaevi
Gülüzar Erman - Gebze Kadın Kapalı Cezaevi
Diyaveddin Turhan - Alanya L Tipi Cezaevi
Ahmet Boncuk - Bafra T Tipi Cezaevi
Neval Aydın - Ceyhan M Tipi Cezaevi
Casım Karadaş - Çanakkale E Tipi Cezaevi
Murat Dağtekin - Diyarbakır D Tipi Cezaevi
Selman Gülbahçe - Erzurum H Tipi Cezaevi
Aziz Mahmut Koç - Kandıra 2 No’lu F Tipi Cezaevi
Mustafa Aydın - Kırıkkale F Tipi Cezaevi
Bahoz Tanhan - Kırıklar 2 No’lu F Tipi Cezaevi
A. Kadir Ercan - Kürkçüler F Tipi Cezaevi
Asim Demir - Ordu E Tipi Cezaevi
Nihat Kakız - Silivri 6 No’lu L Tipi Cezaevi
Müslüm Tıkız - Sincan 2 No’lu F Tipi Cezaevi
İzzettin Sevilgen - Şırnak T Tipi Cezaevi
A. Vahap Yılmaz - Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi
Enver Baysal - Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi
Mustafa Doğrul Vezirköprü M Tipi Cezaevi

Hayati Kaytan’ın son sağlık raporu

O, 2003 yılında Suriye tarafından Türkiye’ye teslim edildi. Erzurum’da yargılandı ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Cezaevine düşmeden sağ eli yaralanmadan dolayı sakattı. Yine kar donmasından kaynaklı sol ayağının tüm parmakları kesik ve ayak tabanı sürekli yara halini korumakta. Sağ ayak parmakları ise ilk eklemden kesik...

2009 yılında beyin tümörü ameliyatı geçirdi. Beyin tümörü nedeniyle, zaman zaman epileptik nöbetler geçirmekte. Ankara Numune Hastanesi’nde beyin ameliyatı oldu. Beyin ameliyatından bir süre sonra bel ve boyun fıtığı rahatsızlıkları baş gösterdi.

Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nden, Denizli D Tipi Cezaevi’ne 19 Ocak 2012 günü, bilmediği nedenlerden dolayı sürgün edildi. 2005 yılından bu yana, ağırlaştırılmış müebbet hükümlü olsa da, sağlık sorunlarından dolayı tek başına kalamadığı için, odalara, arkadaşlarının yanına verildi. Denizli’de başlangıçta hiçbir siyasi tutsak olmadığı için hücreye konuldu. Yaptığı itirazlar sonrasında, sağlık kurulu raporu tek başına kalamayacağına dair bir karar verdi. Ve bu karar bağlamında sonradan sevk gelen bir grup arkadaşıyla bir odaya geçtiler.

Hasta tutsaklarla ilgili yasa çıktıktan sonra, 2013 yılında avukatının yaptığı başvuru sonrası, yeniden sağlık kurulu raporu için hastaneye götürüldü. Yaklaşımlarında anormallikler sezinledi. Sağlık durumunda, 2012 yılına oranla hiçbir değişim olmamasına rağmen, muhtemelen yasadan dolayı bu kez aleyhine bir rapor çıktı.

Bu yıl yine yaz ayları başlangıcında herhalde İHD ve TUHAD-FED’in ortak çalışması sonucu bakanlığa bir hasta tutsaklar listesi sunulduğunu öğrendi. Buradan kaynaklı olarak, 10 Temmuz 2014 günü hastaneye götürülüp sağlık kurulu huzuruna çıkarıldı rapor için.

Bu yıl verilen raporda, “tek başına” kalamayacağı, bir koğuşta tutulması gerektiğine dair 2012 yılı raporuna benzer bir rapor aldı. Tek başına kalamamak demek, tek başına yaşamını idame ettiremeyeceği anlamına gelir. Ancak Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı, 25 Temmuz 2014 günü aldığı kararla, O’nun “epileptik nöbet durumunda hızlı müdahale edilmesi için birden fazla kişinin bulunduğu bir koğuşta kalması uygundur” sonucuna vardı.

Oysa, cezaevinde herkes kendisinden sorumludur, kimse kimseye bakmakla mükellef değildir. Sözü edilen epileptik nöbet çok risklidir. Nöbet anında dili boğazına kaçıyor. Odadaki arkadaşlarınız uyurken, böylesi bir nöbet gelse ve onlar bu durumun farkına varmazsa, ölümünüz söz konusu olabilir. Buradaki sorun tek başına kalmamak değil, tek başına hayatını idame ettirememektir.

Hayati Kaytan’a, 2012’de tek başına kalamaz, 2013’te tek başına kalabilir ve 2014’te tek başına kalamaz ama odada arkadaşlarıyla kalabilir, şeklinde verilen raporlar, O’nu yavaş, yavaş ölüme götürüyor. Dahası, Denizli D Tipi Cezaevi’nde sadece üç siyasi tutsak var. Üçünün başka cezaevlerine sevk isteği ise ısrarla reddediliyor.

Denizli’de tutulmasından dolayı “Neyin intikamı alınıyor” diye ısrarla soran Hayati Kaytan’a, bir savcı, “özel statün var” demiş. Böylece 2,5 yıldan fazladır burada özel tutulduğunu öğrenmiş oldu. Gizli dosyalarında ne var bilmiyor. Hastalıklarıyla ilgili, tek başına kalamaz, raporuna rağmen, tedavi için tahliye edilmemesi ya da kalabalık bir cezaevine sevk isteklerinin kabul edilmemesi bir yana, bazı ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kalan arkadaşlarına sürekli yük olma hali, O’nun psikolojisini müthiş bozuyor...

Kaynak: www.ozgur-gundem.com