İbrahim Gökçek ve Helin Bölek bir deri bir kemiğe dönüş(türül)müşler.

 

"Gitar çalan, mikrofon tutan eller işlevlerini yitirmiş, sesleri çıkamayacak hale gelmişler. Vicdanlar susmuş, sessizlik yayılıyor her yana… Yarın geç olduğunda bu yükün altından nasıl kalkacağız?"

 

***

Şimdiye kadar Grup Yorum ve ölüm/açlık grevleriyle ilgili yazmaya bir türlü elim gitmedi. Aylardır, İbrahim’in, Helin’in eriyişlerinin, taleplerinin kabulüyle biteceği inancımı korumaya çalıştım.

12 Eylül 1980 faşizmi sonrası 1985 yılında kurulan Grup Yorum yaptıkları müzikle muhalif sanatçı kimlikleriyle binlerce kitleye hitap etmiş, müzikleriyle hayat vermişlerdir. Türkü söylemek, muhalif dahası solcu müzik yapmak suçlarından sayısız baskı ve şiddet ile karşılaştılar. Kültür merkezleri basıldı, müzik aletleri kırıldı, arşivleri talan edildi, hapislere girip çıktılar. Her seferinde küllerinden doğdular. 2010 yılında Beşiktaş’ta 25. yıl konserleriyle binlerce kişiyle tek yürek oldular…

Ülkenin kaotik siyasal ve sosyal sorunlarına karşı müzikleriyle sözlerini söylüyorlardı ki tutuklamalar, gözaltılar ve baskılarla karşılaştılar. Her geçen yıl bir öncekini aratan antidemokratik uygulamalar sonucu açlık grevi derken ölüm orucuyla yollarına devam kararı aldılar. Hallacı Mansur’un tanımlamasıyla ‘‘Cehennem acı çektiğimiz yer değil, acı çektiğimizi kimsenin duymadığı yerdir’’ sözünü hayata geçirdiler. 

 

Grup Yorum üyeleri, çalışmalarını yürüttükleri İdil Kültür Merkezine polis baskınlarının son bulması, üyelerinin İçişleri Bakanlığının arananlar listesinden çıkarılması, 3 yıldır devam eden konser yasaklarının kaldırılması ve üyelerinin serbest bırakılması taleplerinin gerçekleştirilmesini istiyorlar.  

Açık hapishaneye dönüşen ülkenin demokratik kitle örgütlerinin sesinin kısıldığı, demokratik hakların rafa kalktığı bir ülkede vicdanlarımız ağrıyor. Tabloya bakın, üyeleri ölüm orucunda, avukatları açlık grevinde. İşte Türkiye manzarası…

İbrahim Gökçek ve Helin Bölek bir deri bir kemiğe dönüş(türül)müşler. Zorla hastaneye kaldırılmışlar. Gitar çalan, mikrofon tutan eller işlevlerini yitirmiş, sesleri çıkamayacak hale gelmişler. Vicdanlar susmuş, sessizlik yayılıyor her yana… Yarın geç olduğunda bu yükün altından nasıl kalkacağız?

“Konserlerimiz yasaklanmasın, kültür merkezimiz keyfi olarak basılıp talan edilmesin, keyfi olarak tutuklanan müzisyen arkadaşlarımız serbest bırakılsın, adil yargılanma olsun…” Talepleriyle ölüm ve açlık grevine başlayan Grup Yorum’u seversiniz, sevmezsiniz. Eylem yöntemini benimsersiniz, benimsemezsiniz. Ama ölüyorlar… Görülüyor ki bu kente değil, bu ülkeye ıssızlık çökmüş…

akşam olunca  / her taşın altında sıkıyönetim / bütün sokaklar mavi bereli /
seslere sağırlaşır kulaklar / ne komşu ağıtları duyulur / ne kayıplar yargılı yargısız /
ne açlar açlık grevleri / ne de ölüm oruçları / her ev kendine konuşur /
kendini dinler gece olunca /unutup diğerlerini…” (Adil Okay)

 

Kaynak : Evrensel Gazetesi