İçerden Dışarı – Dışardan İçeri Fotoğraf Köprüsü

Çarşamba, 6 Mart, 2019

KORKUT AKIN yazdı: “İki taraflı bir kitap bu… Bir yanında içerdekilerin yazdıklarını dışardakiler görselleştirmiş, diğer yanında ise dışardakilerin fotoğraflarını içerdekiler yorumlamış.”

 

Düşleri bitmez insanın. Kendince hep kurar… kimi büyür gözünde kimi uzakken yakınlaşır. Hep kurar ama… İyidir düş kurmak. İyidir düşlemek.

Hele hapisteysen, çok daha önemli, çok daha belirleyici, çok daha kapsayıcıdır. Elini uzatsan değeceğin kadar yakın, ay kadar, güneş kadar uzak ama capcanlı…

Hapishane edebiyatını tartışıyor giriş yazısında Adil Okay, “…biz zindandaki tutsaklardan hep ve sadece ‘içeriyi’ anlatmalarını bekleriz. Ya da içeriden bir gözle ‘dışarının’ anlatılmasını. Oysa politik tutsaklar anı bohçalarını asıl olarak dışarıda doldurmuşlardır. Bu anlamda ‘dışarıyı’ da ‘içeri’ gibi anlatacak birikimleri vardır” diyor…

İyi de hep unutuyoruz “içeride”kileri. Onlara söz hakkı da vermiyoruz, yaşam hakkı vermediğimiz gibi… Son yıllarda hukuksuz tutuklanmaların, mahkumiyetlerin çoğaldığını söylüyoruz da, onların düş ve düşüncelerini “tecrit” altında tutuyoruz.

‘Görülmüştür’

“Dışarıda beyni tutsak, içeride bedeni tutsak bir toplumsal yapının örüldüğünü görüyoruz” diyor redfotograf grubu adına Özcan Yaman.

Haklısınız, elim ayağım karıştı birbirine… Ne diyeyim, nereden başlayayım bilemedim. Tepeden tırnağa özlem, tepeden tırnağa düş/ünce, tepeden tırnağa özgürlük rüzgarı estiren, kitaplaştırılmış “İçerden dışarı – Dışardan İçeri Fotoğraf Köprüsü” sergisini okurken hem duygulandım hem de kızdım… Başta kendime: Neden bu kitabı (ve tabii sergiyi de) atladım, neden katılmadım aralarına da düşlerine el vermedim… Sonra başkalarına: Neden düş/ünceleri tutsak ediyorsunuz, neden insanların masmavi gökyüzüne sıçramalarına engel oluyorsunuz…

Sorular o kadar çok ki, her biri bir diğerini doğuruyor, hem de kasap çengeli misali… İçerden dışarı düş/üncelerini yollayan, dışardan içeri fotoğraflarını gönderip de yorumlarını bekleyen insanların alabildiğine yalın, alabildiğine naif, alabildiğine özgür ve duygu yüklü olduklarını görünce… bir yerlerde bir eksiklik var, bir yanlışlık yapılıyor demekten alamıyorum kendimi.

“Sevmek yaşamın yüzüne imge ışıldamaktır. Birbirimize baktığımızda dillerimiz susuyor, gözlerimiz konuşuyor. Leyla ile Mecnun, Mem û Zîn kirpiklerimizin gölgesinde sohbet ediyor…” diyor Sincan’daki tutsak Hacı Nehsan, birbirine sarılmış anne baba ve çocuk fotoğrafındaki gülümsemeye…

Tel örgü arkasında asılı nü resmi çerçeveleyen fotoğrafa, “bu hayatımı özetliyor zaten / önüm parmaklık, tel örgü, soğuk / arkam duvar, beton, yine soğuk / alınmışım çerçeveye kıpırdayamıyorum / zindana alınmamın modernitesi / maskesizim / farkımız bu” dizelerini yazmış Kocaeli’den Gülazer Akın.

Düşler tutsak edilemez!

İki taraflı bir kitap bu… Bir yanında içerdekilerin yazdıklarını dışardakiler görselleştirmiş, diğer yanında ise dışardakilerin fotoğraflarını içerdekiler yorumlamış.

“Yol, tüm insanlık için çok derin anlamlar ve gerçeklerin buluştuğu sahadır… İş olsun diye yola çıkılmaz. B(ir)u ağaç gibi yalnız, ne kadar ihtişamlı ve refahta olsanız da yürüyünüz. Yürüyün ki ufukta gökyüzüyle birleşen ormana kavuşasınız” demiş Elbistan E Tipi Kapalı’dan Felemez Erdem. Yılmaz Kilim o düş/ünceyi görselleştirmiş… Şakran’da tutsak Gönül Bulut, “Yüksek bir dağın başında güneşin doğuşunu izleyen bir ifade… çünkü o anı bir ömür göremeyen ve göremeden hayal edenleriz…” diye yazmış. Bese Balkan da bu düş çerçevesinde görüntülemiş kendince…

Düşmez kalkmaz düşlerimiz…

Biz okurlar (sergiyi gezenler için de kuşkusuz) için düşlerin bizdeki yansıması belirleyici… İçerden birinin yazdığını, ben nasıl görürdüm, dışardan çekilmiş bir fotoğraf bende neler çağrıştırırdı… Ben içerde olsaydım ne düşlerdim, düşümü kim nasıl görüntülerdi… ya da tam tersi çekilmiş bir fotoğraf bende dünyalar yaratırdı, hangi denizlere yelken açtırırdı…

Tüm bunların ışığında ilkin, görülmüştür ekibiyle iletişim kurmalı, bedeli pul olan (ve gerçekten de mektuplaşmak amacıyla pul karşılığı edinilebilen) bu katalog/kitabı edinmeli. Sonra düşlere dalıp, düşlerimizde özgür dünya gerçekleştirmeli…

www.gorulmustur.org , www.facebook.com/gorulmustur , www.twitter.com/gorulmustur

Kaynak: Siyasi Haber