İHD’den Çukurova cezaevleri raporu: Ceza içinde ceza

Cumartesi, 27 Ekim, 2018
ADANA / MERSİN - İHD, Çukurova’daki cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini raporlaştırdı. İhlallerin OHAL dönemiyle aynı olduğu belirtilen raporda, yaşananların hukuka aykırı, suç sayılan ve insani olmayan uygulamalar olduğuna dikkat çekildi.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana ve Mersin şubeleri, Tarsus T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi, Tarsus 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi, Tarsus 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi, Tarsus 3 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi, Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi, Osmaniye 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi, Osmaniye 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi ve İskenderun T Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklularla yaptıkları görüşmelerde tespit ettikleri hak ihlallerini raporlaştırdı. Rapor, İHD Adana ve Mersin şube binalarında eş zamanlı yapılan basın toplantıyla kamuoyuyla paylaşıldı. Mersin'de yapılan toplantıya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Rıdvan Turan; Adana'daki basın toplantısına ise HDP milletvekilleri Tülay Hatimoğulları ve Kemal Peköz ile çok sayıda kişi katıldı.
 
İNSANİ OLMAYAN UYGULAMALAR
 
İHD Çukurova Bölge Temsilcisi Yasemin Dora Şeker, kurdukları avukat komisyonuyla Çukurova'da bulunan cezaevlerini gezdiklerini aktarıp, cezaevlerinde yapılan görüşmelerde yaşananların hukuka aykırı, suç sayılan ve insani olmayan uygulamalara olduğuna dikkat çekti. Şeker, "Çukurova Bölgemizdeki  Cezaevlerinde hak ihlallerinin yaşandığına dair çok sayıda mahpus ve aileleri İnsan Hakları Derneği şubelerimize gerek yazılı mektup göndererek, gerekse de yazılı ve sözlü başvuru yaparak hak ihlallerine dikkat çekmiş, duyarlılıkla sorunlarına yaklaşılması ve çözüm üretilmesi amacıyla yardım talep etmiştir" dedi.
 
Şeker, cezaevinde yaşanan sorunların Olağanüstü Hal (OHAL) sürecinde yaşanan sorunlarla aynı olduğuna vurgu yaptı. Şeker, "Bölgemizdeki cezaevlerinde yaşanan mahpusların belirttiğimiz temel insani talep ve haklarının tanınması ve hak ihlallerinin önlenmesi bakımından önerilerimizin dikkate alınması gerekmektedir. Bunun için TBMM İnsan Hakları Komisyonuna, Adalet Bakanlığı’na, cezaevlerinin savcılıklarına, siyasi partilere ve çeşitli insan hakları kuruluşlarına yaptığımız başvurularımızın ivedilikle incelemeye alınarak gereğinin yapılmasını ve sonuçların açıklanmasını talep ediyoruz" şeklinde konuştu.
 
HAK İHLALLERİ 
 
Şeker, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini şöyle sıraladı:
 
* Farklı zamanlarda, farklı mahpusların anlatımları ve gözlemlerimiz dikkate alındığında, Cezaevi yönetimi tarafından sık sık aramalar yapıldığında tahrik ve hakaretler ederek, mahpusların aileleri tarafından getirilen eşyalarına el konulduğu, kitap, dergi, günlük ve defterlerine el konulduğu, kağıt, mutfak ve sair eşyalarının birbirine karıştırılmak suretiyle zarar verilerek koğuşların arandığı, mahpusların yazılarına el konulduğu, koğuştaki dergi ve kitaplara el konularak kitap sayısı kısıtlaması yapıldığı, bu şekilde mahpusların dış dünya ile ilişkilerinin kesilmeye çalışıldığı, bilgi edinme, haber alma haklarının ihlal edildiği, bu olağanüstü uygulamaların yönetmeliğe aykırı yapılarak idarece rutin hale getirildiği tespit edilmiştir.
 
* Hastaneye, mahkemeye veya başkaca sebeplerle memurların mahpuslarla olan her türlü diyaloğunda mahpusları tahrik eden söz ve  onur kırıcı, hakaret içeren söz ve davranışlar sergilediği, çok sayıda kötü muamele, darp olaylarının yaşandığı, sık sık tartışma ortamı oluşturularak mahpusların aleyhine tutanaklar tutulduğu ve bu tutanaklara dayanarak haksız ve dayanaksız disiplin cezaları verildiği, bu şekilde mahpuslara tek başına ve fiziki koşulların çok kötü olduğu hücre cezaları, ayları bulan aile görüş yasakları, yine ayları bulan telefon veya mektup görüş yasağı gibi cezalar verilmek suretiyle  şartlı tahliye tarihinin bu cezalar gerekçe gösterilerek ötelendiği, giderek tekrarları halinde de şartlı tahliye koşullarının ortadan kaldırılmak istendiği, açıkça kanuna aykırı bu uygulama ve orantısız cezalara karşı yapılan itirazların ise hiç dikkate alınmadan İnfaz Hakimliklerince reddedildiği, bu haliyle mahpusların dış dünyadan, ailelerinden ve  birbirlerinden izole edildiği, bunun da insanlık onuru ile bağdaşmadığı ve mevzuata aykırı olduğu tespit edilmiştir.
 
* Cezaevine ilk kabulde veya sevkler sırasında mahpusların çıplak aramaya maruz kaldıkları, itiraz edenlerin tartaklanıp, darp edildiği, onur kırıcı davranışlara maruz kaldıkları ve sorumluların cezalandırılmaması sebebiyle bu uygulamanın halen devam ettiği tespit edilmiştir.
 
* Son aylarda günde 2-3 defa askeri düzende insanlık onuruyla bağdaşmayan şekilde ayakta sayım yapılmak istendiği, bu sırada mahpusların tartaklandığı, kimi zaman da kaba dayak atılarak kötü muameleye maruz kaldıkları hem vücut izlerinden hem de anlatımlardan tespit edilmiştir.
 
* Mahpusların hastane sevklerinin geç yapıldığı veya hiç yapılmadığı, acil sağlık sorunu yaşayanların haftalarca sık sık dilekçe vermelerine rağmen revire çıkarılmadıkları sevkleri yapılsa bile kelepçeli şekilde muayene edilmek istendikleri, kelepçeli muayeneye tepki verdikleri anda ise muayene edilmeden cezaevine geri getirildikleri, bunun da tedaviyi geciktirdiği ve kalıcı sakatlıklara ve hayati tehlikeye yol açacak kadar ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı bu haliyle sağlık hakkının engellendiği tespit edilmiştir.
 
* Heyetlerimizce yapılan görüşmelerde, infaz koruma memurları ve müdürlerin cezaevi içerisinde ve hastanelere sevk sırasında mahpuslara refakat eden gardiyan ve askerlerin  mahpuslara sürekli ve her fırsatta hakaretler yaparak, darp edip şiddet uygulayarak ve ölümle tehdit ederek mahpusların onurunu zedelediği, bu haliyle işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği tespit edilmiştir.
 
* Heyetlerimizce genel olarak son derece kötü olarak tarif edilebilecek olan cezaevi koşullarının düzeltilmesi ve sağlık hizmetlerinin daha iyi sağlanması konusunda cezaevi yönetimince pasif bir tutum sergilendiği bir an evvel koşulların düzeltilmesi için Adalet Bakanlığınca gerekli çalışma ve denetimlerin başlatılması gerektiği tespit edilmiştir.
 
* İşkence, darp, kötü muamele, tehdit, hakaret ve haysiyet kırıcı davranışlarda  bulunduğu tespit edilecek görevliler hakkında kanunlara ve evrensel değerlere aykırı davranışları nedeniyle  cezalandırılmaları için etkin bir şekilde adli ve idari soruşturma açılması gerektiği tespit edilmiştir.
 
* Mahpusların aileleriyle olan görüşmelerinin 30-40 dakika ile sınırlandırıldığı ve bu kısıtlamanın keyfi ve haksız bir uygulama olduğu, bunun da kanuna ve yönetmeliklere aykırı olduğu tespit edilmiştir.
 
* Havalandırmaya çıkma, spor yapma ve diğer mahpuslarla sohbet etme hakkının engellenerek tecrit ve izolasyon koşullarında bir yaşamın dayatıldığı,  zor olan cezaevi yaşamının daha da zorlaştırılarak bu sosyal haklarının ihlal edildiği, havalandırmanın küçük olmasına rağmen üstünün de tel örgü ile kapatılarak ışık ve hava almalarının engellendiği bunun bir an evvel düzeltilmesi gerektiği tespit edilmiştir. 
 
* Bebekleriyle ve çocuklarıyla cezaevinde bulunan kadın mahpusların bebekleri için beşik, bebek bezi, ilaç, vitamin, mama, süt, cici bebe, meyve, oyuncak vs. gibi temel gıda ve ihtiyaçlarının karşılanmadığı, temiz havalandırma imkanından ve kalabalık koğuşlarda tutulan çocukların geniş yaşam alanından yoksun oldukları, çocuklara yönelik etkinlik yapılmadığı veya yapmak isteyen mahpusların engellendiği, çocukların hastalanmaları halinde acil sağlık birimlerine erişimlerinin engellendiği, bu kötü koşulların hem annenin psikolojisini buhran yaşayacak kadar bozan bir durum olduğu, hem de kanunlarla üstün menfaatleri öncelikli olarak re’sen gözetilmesi gerektiği ve bu nedenle gerekli tedbirlerin alınması gerektiği düzenlenen çocukların sağlıklı büyüyüp gelişmesini engellediği tespit edilmiştir. 
 
* Farklı örgüt suçlarından cezaevlerinde bulunanların aynı koridorlar kullandırılmak suretiyle doğabilecek kavga veya husumetlere zemin hazırlandığı bunun da çok tehlikeli olduğu tespit edilmiştir.  
 
* Hasta veya yaralı mahpusların cezaevinde tedavilerinin aksatıldığı, bu durumun da hayati risklere ve kalıcı sakatlıklara yol açtığı, acil tedavilerinin yapılması gerektiği, cezaevi idaresince gereken hassasiyetin gösterilmediği gibi yakın koğuşlardaki mahpusların da duyacağı şekilde hücrelere konulan darp ve kötü muameleye maruz kaldıkları, bu haliyle insanlık onuru ile bağdaşmayacak şekilde işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği, sağlık hakkının ihlal edildiği ve giderek yaşam hakkının ihlalinin de şartlarının oluştuğu bu nedenle de suçlular hakkında ceza ve idare hukuku kapsamında derhal soruşturma başlatılması gerektiği tespit edilmiştir.
 
* Osmaniye T2 Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan ve Nusaybin’de sokağa çıkma yasakları sırasında yaralı olarak  tutuklanan Mehmet Faruk Ergin, Abdülkadir Baybars, Siraç Yüksel, Akar İkbal isimli mahpusların yaralı oluşları sebebiyle sağlık durumlarının giderek kötüleştiği, yaralı ve tedavileri 2 yıldır yapılmadığı için sakat kalan mahpusların halen de yaralarının tazeliğini koruduğu, bunun mahpusların yaşamlarını çok zorlaştırdığı, tedavilerinin geciktirildiği, tedavinin tam ve zamanında yapılmamasından dolayı bazılarının yaralarının derinleştiği, kolunu kaybetmek iç organ, karaciğer kaybı ve benzeri kalıcı sakatlanmaların yaşandığı, sağlık yardımı alamadıkları, yapılması gereken tedavi ve ameliyatlarının aksatıldığı veya yetersiz sağlık yardımı aldıkları için bedenlerinin bazı uzuvlarını kaybettikleri, bu mahpuslara yoğun fiziki ve psikolojik baskı uygulandığı, birbirlerine bakamayacak kadar yaraları olan mahpusların hücrede tutularak diğer mahpuslardan yardım almalarının engellendiği, bu haliyle sağlık hakkı, asgari insanca yaşanabilir koşullarda barınma hakkı ve işkence yasağının ihlal edildiği, Sabri Kaya isimli mahpusun yaşlı ve bir çok hastalıkla birlikte yüzde 70 oranında kalp yetmezliğinden engelli olduğu, kalp piliyle yaşadığı ancak buna dair gerekli ve yeterli bakım ve tedavi görmediği, Adem Ama isimli mahpusun da yaralı olup tedavi edilmediği, Siraç Yüksel isimli mahpusun yaralı vaziyette tedavi edilmeden hücrede tutulduğu, Yavuz Akar'ın karın bölgesinden ağır sancılar çektiğini ve hastanede tedavi edilmeden sadece hap verildiği, Cihan Cağfun’un Afrin’den getirildiğinden beri doğuştan gelen gelişim bozukluğu  hastası olup tedavisinin yapılmadığı, Leyla Elma’nın kalp kapakçığında çökme olması sebebiyle sürekli olarak doktor kontrollüde olması gerekirken cezaevi tarafından sürekli ertelenip tedavi görmesinin engellendiği, yumurtalıklarında kist olması sebebiyle çok ağır sancılar çektiği, kadın hastalıkları doktoru tarafından en son yapılan kontrolde acil ameliyat yapılması gerektiği, Celil, Fahrettin ve Yüksel isimli yaşlı ve hasta mahpusların da tedavilerinin geciktirildiği zor durumda oldukları, acil sağlık sorunu yaşayanların haftalarca sık sık dilekçe vermelerine rağmen revire çıkarılmadıkları veya çıkarılsa dahi ciddi hastalık halinde bile Cezaevi doktoru  tarafından ağrı kesiciler verilerek geri gönderildikleri, bazılarının  ise kalıcı sakatlık ve ölüm tehlikesi altında oldukları ve cezaevi idaresince gereken hassasiyetin gösterilmediği gibi diğer mahpusların duyacağı şekilde darp ve kötü muameleye maruz kaldıkları, işkence ve kötü muamele yasağının bu haliyle ihlal edildiği tespit edilmiştir.
 
* Tarsus Cezaevinde kalmakta olan Sise Bingöl isimli mahpusun nüfus kaydında 1942 doğumlu görünmesine rağmen çok yaşlı ve kendisinin 85 yaşlarında olduğunu belirttiği gözlemimizde de görünen yaşıyla söylediği yaşın uyumlu olduğu, sağlık durumun gözle görülür bir şekilde bozulduğu hafıza ve işitme kaybı yaşadığından dolayı pek çok şeyi hatırlamakta güçlük çektiği, halen de cezaevindeki koğuştaki diğer mahpusların yardımıyla günlük ihtiyaçlarını karşılayabildiği, kızının ve oğlunun adını hatırlayamadığı, kızının adını sorduğumuzda köyünün adını söyleyebildiği, duymakta çok zorlandığı, sürekli olarak köyde başına gelen olayı tekrarlayarak aralıksız konuştuğu, bir süre sonra nefes almakta zorlanmaya başlayarak fenalık geçirdiği, içecek su bulunup rahatlatılmaya çalışıldıktan sonra bu kez ağlayarak başından geçenleri yine tekrarlamaya başladığı, bu haliyle kocama sebebiyle algılama yeteneğinin çok zayıfladığı ve artık ailesiyle birlikte çocuklarının bakım ve gözetiminde son zamanlarını geçirmesi gereken bu yaşlı kadının  kamu düzeni açısından cezaevinde tutulmasını gerektiren tehlike ve zorunlu koşullar bulunmadığı için tahliyesinin elzem olduğu tarafımızdan gözlem ve tespit edilmiştir.
 
* Tarsus Cezaevinde bulunan Cemil İvrendi isimli mahpus ağır derecede böbrek rahatsızlığı olduğu, Azat Taş isimli mahpusta yüzde 60 zeka geriliği olduğu, Rojhat Bilgili isimli mahpusta yüzde 40 zeka geriliği olduğu, ağır ve ileri derecede konuşma engeli olan hasta mahpus Emanet Eneş isimli hasta mahpuslarının sağlık müdahalesine ihtiyaç duyduğu, sağlık sebepleriyle cezalarının ertelenmesi gerektiği tespit edilmiştir.
 
* Adana F Tipi Cezaevinde bulunan ve yaklaşık 37 yıldır mahpus olan Wernicke Korsakoff hastası Kemal Özelamlı, ciddi derecede kilo kaybına uğramış olan ağır kanser hastası İsmail Tanboğa’nın acil sağlık müdahalesine ihtiyaç duyduğu, sağlık sebepleriyle cezalarının ertelenmesi gerektiği tespit edilmiştir.
 
* Tarsus Kadın Cezaevinde bulunan ve Suriye’nin Afrin kentinden yakalanarak Türkiye’ye getirilen Nigar Bekir, Şamiran Nohsen, Yıldız Muhammed isimli mahpusların dil bilmedikleri için dertlerini anlatmakta savunmalarını yapmakta zorlandıkları, hasta ve bebekli olanların tedavilerinin aksatıldığı, köylerinde kendi halinde yaşadıkları halde evlerinden ÖSO elemanlarınca yakalanıp Türkiye’ye getirildiklerini, ailelerinin kendilerinden haberdar olmadıklarını, kendi aileleriyle iletişim kuramadıklarını ve haklarında açılan davalarda haksız suçlamalara maruz kaldıklarını, avukatları olmadığı için kendilerini savunamadıklarını belirttikleri dikkate alındığında bu tutukluların sorunlarına acil çözüm üretilmesi gerektiği tespit edilmiştir. 
 
* Mahpusların cezaevi idarelerinin tutum ve davranışlarından vazgeçmemesi ve idarecilerin sorunların çözümü için diyalog geliştirmemesi sebebiyle çözümsüz kalan mahpusların açlık grevi, slogan atma gibi tepkilerle sorunlarına çözüm arayışına girdikleri, psikolojilerinin çok olumsuz etkilendiği ve hatta bazı mahpusların kendi canlarına kıyabilme tehlikesinin mevcut olduğu tespit edilmiştir.
 
* Açlık grevcisi olan mahpuslara hassas davranılmadığı, sayımlar sırasında açlık grevcisi olduklarına bakılmaksızın tartaklanarak, darp edilerek ayakta askeri düzende onur kırıcı şekilde sayımın dayatıldığı, açlık grevcilerine hayatta kalmak için tüketmeleri gereken şeker,tuz,meyve suyu gibi içecekler ile vitamin ihtiyaçlarının idare tarafından karşılanmadığı tespit edilmiştir.
 
 
* Yemeklerin kalitesinin kötü olduğu, besin değeri ve miktar yönünden de yetersiz olduğu belirtildiğinden bu hususta gerekli incelemelerin bağımsız uzmanlarınca incelenmesi gerektiği tespit edilmiştir.
 
* Uzak yerlerde yargılamaları devam eden mahpusların yargılama yerinden uzakta olmaları ve mesafenin uzaklığı sebebiyle aylar veya yıllarca devam eden tutukluluk süresince dava avukatlarıyla iletişimlerinin kısıtlandığı, bu durumun hukuksal yardım alma ve savunma hakkının ihlaline yol açan bir duruma dönüştüğü tespit edilmiştir.
 
* İdari personellerin mahpuslara yönelik davranışlarının saygı çerçevesinde ve yasalara uygun bir şekilde olması için gerekli denetim ve uyarıların yapılması gerekmektedir.
 
* İnsanlık onuru ile bağdaşmayan, hakkaniyete ve hukuka aykırı hak ihlalleri ve ciddi işkence iddiaları karşısında Adalet Bakanlığı ve cezaevi savcıları tarafından kötü muamelelerin sonlandırılması için gereken hassasiyetin gösterilmesi,  iradi veya ihmali davranışlarıyla kusur veya kastları tespit edilen kamu görevlileri hakkında ivedilikle adli ve idari soruşturmaların başlatılarak, raporda darp edildiğini kötü muamele gördüğünü belirten mahpusların beyanlarının tanık/mağdur/şikayetçi sıfatıyla alınarak can güvenlikleri sağlanmak koşuluyla sağlık raporlarının aldırılması, yaşanan darp, işkence ve hakaret suçlarının ve sorumluların cezaevi kamera kayıtları da incelenmek suretiyle tespit edilmesi ve soruşturmaların hukuka uygun ve adil şekilde sonuçlandırılması gerekmektedir.
 
* Cezaevlerindeki arama, sayım, disiplin hücre ve görüş cezaları ve sair hak ihlalleriyle ilgili acil çözümlerin üretilmesi, mahpusların daha fazla mağdur edilmelerinin önlenmesi için bu disiplin cezaların infazının durdurularak Adalet bakanlığı yetkililerinin denetim ve inceleme başlatması gerekmektedir.
 
* Kötü olarak tarif edilen cezaevi koşullarının ivedilikle düzeltilmesi, sohbet, spor yapma, havalandırmadan kaliteli ve uzun süreli yararlanma, aile görüşlerinin uzatılması gibi tüm sosyal hakların tanınması ve uygulanması gerekmektedir.
 
* Çok yaşlı veya ağır hastaların serbest bırakılması taleplerine ilişkin yasal mevzuat gereği tam teşekküllü devlet hastanelerinin düzenlediği “cezaevinde kalmaları hayatları için tehlike arz ettiği” tespitlerini içeren raporların Adli Tıp Kurumu onaylarından vazgeçilerek bu durumdaki hastaların serbest bırakılması ve buna dair mevzuat değişikliğinin de acil yapılması gerekmektedir.
 
* Cezaevlerinde anneleriyle birlikte kalan çocukların eğitim ve psiko-sosyal gelişimleri için gerekli ihtiyaçların karşılanması gerekmektedir. 
 
* Hak ihlallerine yol açan,  mahpusların yaşamlarını çekilmez hale getiren cezaevi koşullarının düzeltilmesine yönelik idari çalışmaların yapılması,  cezaevlerinin iç ve dış güvenliğinden sorumlu tüm personellere insan hakları eğitimi verilmesi ve uygulama takibi gerekmektedir.
 
* Cezaevlerinin bağımsız uzmanlardan oluşan sivil toplum heyetlerinin ve kamu yönetiminin ortak denetimine açılarak, sorunların tespiti ve çözüm yollarının birlikte üretilmesi gerekmektedir.