İlhan Çomak için AİHM kararı uygulanmadı

1994 yılında çok işkenceli, çok acılı 16 günlük bir gözaltı süresinden sonra tutuklanarak İstanbul’daki Bayrampaşa Cezaevi'ne konan Çomak’ın yargılanması, polisin işkenceyle düzenlediği ifade tutanakları esas alınarak, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde gerçekleşti. 
En nihayetinde bu işkenceli sorgularla düzenlenmiş yalan yanlış tutanaklara dayanılarak, ve buna rağmen somut hiç bir delil olmadan, 2000 yılında müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay cezayı onayınca AİHM'e başvurdu. AİHM 2007 yılında aldığı kararla Çomak’ın adil yargılanmadığına ve yargılanmasının yenilenmesine hükmetti. Bu arada 2005 yılında çıkan yeni Ceza Kanununa dayanarak avukatının kanunen lehine olan hükümlerinin uygulanması gerektiğinden hareketle yaptığı başvuru yerel mahkemede reddedilse de Yargıtay dosyasını usülden bozdu, 2007 yılında. Bu yüzden İstanbul’a, duruşmalara gidip gelmeye başlayan Çomak’ın duruşmalarda kendisi ve avukatının, AİHM’in tespit ettiği ihlal kararı gereği ''yargılanmasının'' yenilenmesini içeren talepleri her seferinde mevzuatta yeri olmadığından hareketle reddedildi. 2013 Ocak ayında mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararından sonra tekrar eski cezaya hükmetti. Dosyası Yargıtay’a gitti.
 
Tutuksuz yargılanmanın önü açılmadı 
Bu arada 2013 yılının Nisan ayında çıkan 4. Yargı Paketi’nde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin önünde bulunan 220 dosya için yeniden yargılamanın yolu açıldı. Çomak’ın avukatı Fırat Aydınkaya’nın yaptığı başvuru, yasaya rağmen mahkemece reddedildi. Neyse ki bir üst mahkeme başvuruyu kabul etti. 19 Aralık’ta ilk duruşmaya çıkan Çomak’ı duruşması 11 Mart tarihine ertelendi.
Gazetemize bilgi veren ve  İzmir - Kırıklar 1 No’lu F Tipi Cezaevi’nde tutsak olan İlhan Çomak "Ben 19 yıl 6 aydır cezaevindeyim. Yatacağım cezanın 2/3’lik bölümü bitti. Yaklaşık 20 yıldır hep yargılanıyorum. Yeniden yargılanmama başlandı ama talep etmeme rağmen tutuksuz yargılanmamın önü açılmadı. Esas olan tutuksuz yargılanmamdı. Belki bunca yıldan sonra delil karartacağımı düşündüler, kim bilir? Hem, şu an tutuklu mu hükümlü mü olduğum, hangi sıfatla yargılandığımı bilmiyorum. Eğer hükümlü olarak ''yargılanıyorsam'', hüküm daha yargılanma başlanmadan verilmiş oluyor ki, bu durumda ''yargılanmış'' olsam da aslında yargılanmamış oluyorum. Kılıfına uydurmak için yapılıyor her şey. Yok, gerçekten yargılanıyorsam, 20 yıllık bir tutukluluk akla ziyandır, bırakılmam, tutuksuz yargılanmam gerekiyordu. Tek gerçek, bu kadar karışıklığa ve bitmeyen ''yargılanmama'' rağmen hala cezaevindeyim.
Avukatım Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu, yargılanmanın tutuksuz yapılması için. Belki Yüksek Mahkeme bu karışık hale son verir ve tutuksuz yargılamanın yolunu açar umudundayım. Yoksa bu mahkemeler, bu yargı anlayışı bir on yıl daha beni ''yargılar'', en nihayetinde yargılana yargılana 30 yılımı tamamlar çıkarım belki ama ''yargılanmam'' devam eder korkarım ki, yine de… Başa dönersem; yeniden yargılama tartışmaları, yasa çıkarılsa bile yargının eski alışkanlıklarla hareket edeceği ve de yargılamayı sanıkların tutuklu olacağı şekilde yapmak isteyeceği hesaba katılarak yapılmalı kanımca. Hakeza sadece Balyoz ve Ergenekon davaları üzerinden, soyut bir olasılık olarak değil, ben ve benim durumumda bulunan 220 kişinin yargılanmaları, yeniden görülen somut davaları üzerinden de ele alınmalı.''
 
Çomak’ın avukatı Fırat Aydınkaya müvekkili ile ilgili tutuksuz yargılanması amacıyla İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yaptıkları başvurunun "İnfazın durdurulması talebi AİHM kararının niteliği de dikkate alınarak reddine" şeklinde tek bir cümle reddedildiğine ve tutukluluğun devamına hükmettiğine vurgu yaptı. 
Avukat Aydınkaya devamla ''Oysa AİHM kararı niteliğini baz alın demiştik zaten. Bunu baz aldığımızda AİHM, buradaki mahkemeye dönük, sen adil bir yargılama yapmadın. Senin kararın hukuka aykırı, yeniden yargılama yapmalısın demekteydi. Bu durumda AİHM kararını baz aldığımızda adil olmayan bir yargılama neticesinde verilen bir karara dayanarak şu an müvekkilim içerde tutulmakta. Bu durum, Özel Yetkili Mahkemelerin, özel işlerinden bir örnek. Bu mahkemeler zaten mahkumiyeti "kural", özgürlüğü ise "istisna" gören rejim mahkemeleri. Bu mahkemelerin en mükemmel yaptıkları şey tutuklama ve tutuklamaya uydurdukları parıltılı gerekçeler. Mahkeme İlhan'ın son duruşmasında gerekçe göstermeye dahi zahmet göstermediği için ben şahsen 19 yıl 6 aydan bu yana yargılanan İlhan'ın şu an neden hala içerde olduğunu bilmiyorum. Ve daha trajiği ise  biz Türkiye'de buna "hukuk" diyoruz" dedi.
 
Tuncel uzun tutukluluk süresini sordu

Öte yandan HDP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, uzun tutukluluk sürelerine ilişkin verdiği soru Adalet Bakanı Bozdağ'a, "Uygulamada meydana gelen sorunlar uygulayıcıların keyfi tutumu nedeni ile mi yoksa yasal düzenlemelerin yetersizliğinden mi kaynaklanmaktadır" diye sordu.
19 yıldır hapis yatan ve şimdi İzmir 1 Nolu F Tipi Hapishanesi'nde bulunan İlhan Çomak'ın AİHM kararı ve yeniden yargılanmalara ilişkin çıkarılan 4. Yargı Paketine rağmen serbest bırakılmadığını belirten Tuncel, İlhan'ın, 1994 yılında gözaltına alındığı ve yalan beyan içeren tutanakların imzalanması üzerine tutuklandığını kaydetti.
Çomak'ın avukatının 4. Yargı paketinin ardından yeniden yargılanma talebiyle yaptığı başvurunu reddedildiğini, üst mahkemenin kabul etmesi üzerine ise 19 Aralık'ta yeniden yapılan duruşmada tahliye kararı çıkmadığını kaydetti. "Dolayısıyla yeniden yargılanmaların önünü açtığına dair bir değişiklik yapılmış gözükse de yargılanmalar olmamaktadır" diyen Tuncel, mahkemenin, son duruşmada İlhan Çomak’ın tutuklu yargılanmasına dair gerekçe dahi göstermediğini söyledi. Tuncel, "Bu durum da yargıya olan güvenin azalmasına ve adalet duygusunun zedelenmesine neden olmaktadır" dedi.
4.Yargı paketinin yürürlüğe girmesinin ardından kaç kişi yeniden yargılanma talebiyle başvuru yaptığını soran Tuncel, şu soruların yanıtlanmasını istedi: "Bu başvurulardan kaçı olumlu sonuçlanmıştır ve yeniden yargılanma süreci başlatılmıştır? 4. Yargı Paketi ile gündeme gelen bu düzenleme kapsamında kaç kişinin başvurusu olumsuz sonuçlanmıştır? Yasal bir düzenlemenin güvencesinde olan yeniden yargılanma hakkının bazı kişiler için uygulanmamasının nedeni nedir? Yeniden yargılanmaya dair yasal süreç nasıl işlemektedir? Yapılan başvurular hangi süreler içerisinde neticelenmektedir? Yapılan başvuruların geciktirilmesinin yasa hükmünün amacına aykırılık teşkil ettiğini düşünüyor musunuz?"
Tuncel, 4. Yargı paketi ile getirilen bu düzenlemenin amacı ve uygulanma esaslarını sordu ve ve ekledi: Yargı birimlerinin bu amaca aykırı bir biçimde bazı kişilere yasa hükümlerini uygulamamasını nasıl açıklarsınız? Mevcut yasal düzenlemelerin her yurttaşa eşit bir biçimde uygulanmamasının nedeni nedir? Uygulamada meydana gelen sorunlar uygulayıcıların keyfi tutumu nedeni ile mi yoksa yasal düzenlemelerin yetersizliğinden mi kaynaklanmaktadır? Uygulamada meydana gelen ve yargı birimlerinin keyfiyetinin yarattığı hak kayıplarının telafisi için gündeminizde yapılacak bir çalışma var mıdır? Yargı birimlerinin açık keyfi tutumlarının nedeni nedir?"

SUNA ALAN/LONDRA

Kaynak: yeniozgurpolitika.org