‘LGBTİ+ mahpuslar, hapishanelerdeki hak ihlallerini aktarmakta çekimser kalıyor; kendilerini baskılıyorlar’

Pazartesi, 27 Ağustos, 2018

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği çalışanı Hilal Başak Demirbaş, "Türkiye’de LGBTİ Mahpus Olmak" kitabı hakkında açıklamalarda bulundu...

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği çalışanı Hilal Başak Demirbaş’ın imzasıyla “Türkiye’de LGBTİ Mahpus Olmak” kitabı yayımlandı. Türkiye’de LGBTİ+ tutuklu ve hükümlülerinin hapishanelerde neler yaşadıklarını anlatan kitapta LGBTİ+ tutuklu ve hükümlülerinin yaşadıkları zor koşullara vurgu yapılıyor.

‘Mektuplara el konuluyor’

Gazete Duvar’dan Hacı Bişkin’in sorularını yanıtlayan Hilal Başak Demirbaş “LGBTİ+ mahpusların af beklentilerinin olduğunu, bu nedenle de yaşadıkları ihlalleri aktarmak konusunda çekimser olduklarını, disiplin cezası almamak için daha çok dikkat etmek ve kendilerini baskılamak zorunda hissettiklerini biliyoruz” açıklamalarında bulundu. Demirbaş’ın röportajı şöyle:

Hükümlü ve tutuklular sizlere sayısız mektup göndererek sorunlarını aktardı. OHAL sürecinde size gelen mektuplarda bir azalma oldu mu?

“20 Temmuz 2016 tarihinde olağanüstü halin (OHAL) ilan edilmesi ve günümüze kadar yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnamelerin (KHK) devlet ve toplum ilişkilerinde köklü değişikliklere neden olduğu gibi hapishaneleri ve mahpusların yaşadığı koşulları da fazlasıyla etkiledi. Mektuplar üzerinden şikâyetlerin anlatılamadığını, mektuplara bu sebeple el konulduğunu ve mektupların dışarıya çıkarılmadığı gibi nedenlerle derneğe gelen mektupların sayısında azalma olduğunu söylemek mümkün.”

Peki LGBTİ+ hükümlü ve tutuklular OHAL sürecinden nasıl etkilendi?

“LGBTİ+ mahpuslar da bu süreçten fazlasıyla etkilendi. Bu mektuplarda hapishane idaresi ve infaz koruma memurlarının davranışlarının değiştiğini, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliğine yönelik saldırıların arttığını, ayrımcı tutumlar sergilediğini, parfüm, topuklu ayakkabı, takı gibi malzemelerin depolara kaldırıldığını, eşyaların hapishanelerin inisiyatifine göre verildiğini, Elazığ Hapishanesi’nde talep etmelerine rağmen trans mahpuslara erkek iç çamaşırları verildiğini, gacivari kıyafetlerin olduğu kargoların mahpuslara verilmediğini görmekteyiz. Yine bu süreç hapishanelerde artan kapasite ile birlikte LGBTİ+ mahpusların koğuş yerine tekli hücrelere alınmalarına, hapishane idaresinin mahpusların dış görünüşe göre, ihtiyaçları görmezden gelinerek düzenlemeler yapmasına neden oldu. LGBTİ+ mahpusların af beklentilerinin olduğu bu sebeple yaşadıkları ihlalleri aktarmak konusunda çekimser olduklarını, disiplin cezası almamak için daha çok dikkat etmek ve kendilerini baskılamak zorunda hissettiklerini biliyoruz. Kapasite fazlalığının yarattığı sorunlardan biri de heteroseksüel olduğu düşünülen ve akıl ve ruh sağlığı sorunu yaşayan mahpusların LGBTİ+’larla aynı koğuşlara alınmasına yönelik gelen aktarımlardı.”

‘Ölüm oruçlarına başladılar’

Hükümlüler özellikle hastane sevklerinde birçok köyü uygulamaya maruz kaldıklarını anlatıyor. Özellikle hastane sevkleri konusunda LGBTİ+ hükümlüler neler yaşıyor, bu konuda somut bir örnekle karşılaştınız mı?

“Türkiye’deki diğer mahpuslar gibi LGBTİ+ mahpuslar da sevkleri yapılırken çok fazla sorunla karşılaşıyor. Bu duruma örnek olarak yaşanan güncel bir olaydan bahsetmek isterim. Tekli hücrede olan LGBTİ+ mahpusların koğuşlarına sevkinin yapılmasını isteyen bir mahpus sevk başvuruları neticesinde 4 ayrı hapishane gezdirilmiş ve her seferinde koğuşta değil tek başına kalmak zorunda bırakılmıştır. İdare sevk yazdığı her hapishaneye LGBTİ+’ların koğuşta kaldıklarını söylemiş, kendisine sürekli yanlış bilgi vermiş ve bu nedenle mahpus maddi ve manevi birçok kayıp yaşamıştır. Bir diğer durum da ring araçlarında yaşanan yoğunluk sebebiyle güvenlik gerekçesiyle erkek mahpuslarla bir araya getirilmeyen eşcinsel erkeğin “cinsel konumundan” ringe alınmamış ve sevk süresi geciktirilmiş olmasıdır. Yine bu süreçte iki trans mahpus cinsiyet uyum sürecine girebilmek, sürecini devam ettirebilmek ve ihtiyaçlarına ulaşabilmek için ölüm orucuna girmişlerdir.”

LGBTİ+ hükümlü ve tutuklularla ilgili daha önce birçok konuyu Meclis gündemine taşımayı başardınız. Bu durum LGBTİ+ hükümlüleri için bir şeyleri değiştirdi mi?

“Son dönemde Meclis İnsan Hakları Komisyonu’nun izlemeye gittiği hapishanelerde LGBTİ+ mahpuslarla görüştüğünü, mahpusların aktarımlarını raporlaştırdıklarını ve çözüme dair öneri sunduklarını görüyoruz. Adalet Bakanlığı’nın çıkarmış olduğu Ceza İnfaz Kurumlarında Ruh Sağlığı ve Bağımlılık Tedavi Hizmetlerinin İyileştirilmesi Teknik Destek Projesi kapsamında hazırlamış olduğu Yapılandırılmış Ruhsal Değerlendirme ve Müdahale (YARDM) Rehberinde LGBTİ+ Hükümlüler bölümünde LGBTİ+ mahpusların beyanın esas alınmasını ve tüm mahpuslarla verilen hakların LGBTİ+ mahpusların da eşit şekilde kullanması gerektiğinden bahsetmiştir. Bu gibi adımlar çok önemli olmakla birlikte metinlerde geçen bu bilgilendirmeler ne yazık ki uygulamalarda kendine yer bulamamakta.”

‘Can güvenlikleri ve geçim kaynaklarından mahrum bırakıldılar’

Hapishanede bulunan LGBTİ+ hükümlülerinin hapsedilme gerekçeleri daha çok hangi suçlardan oluşuyor?

“Bu soruya cevap vermeden önce hapishanelere ve mahpuslara ilişkin veriler elde edebilmenin zorluğu, söz konusu LGBTİ+’lar olduğunda artabildiğini, bilgi alabilmemizin yolunun sınırlı ve çoğu zaman da kapalı olduğunu söylemekte fayda var. LGBTİ+ mahpusların hapsedilme gerekçelerinin en güncel verisi 2013 yılında Melda Onur’un vermiş olduğu soru önergesine gelen cevapta görmek mümkün. Bu cevaba göre; LGBTİ+ mahpusların 22’si insan öldürme, 30’u yağma, 14’ü hırsızlık, 6’sı uyuşturucu, 3’ü cinsel saldırı, 2’si konut dokunulmazlığını ihlal, 2’si başkasına ait kredi kartını izinsiz kullanma, 1’i kamu malına zarar verme, 1’i de yaralama fiilleri nedeniyle hapishanede tutulmakta. Bu cevaptan anlaşılacağı üzere LGBTİ+ bireylerin hapsedilmelerine sebep olan fiillerinin başlıca nedenleri can güvenlikleri ve geçim kaynaklarından mahrum bırakılmaları.”

Size hapishanelerden gelen mektuplardan yola çıkararak birçok yetkili kurumla iletişim halindesiniz… Örneğin bir hükümlü yakını size nasıl ulaşabilir?

“Dönemsel olarak yapmış olduğumuz bilgi edinme başvurularına cevap verilmediği için bu oranların nasıl, ne şekilde değiştiğini gözlemleme, periyodik raporlama yapma şansımız azalmakta. Bu nedenle kendi verilerimizi bize gelen başvurular üzerinden değerlendirip, güncel durumu raporlarla ve basın metinleri ile aktarmaya çalışmaktayız.”

‘LGBTİ+ mahpuslara özgü ihtiyaçların belirlenmesi’

LGBTİ+ hükümlüler ve tutuklularla ilgili hapishanelerde iyileştirmeye dair hiçbir güncel örnek yok mu?

“Yaşanan sorunlara ek olarak iyi gelişmeler olduğundan da bahsedebiliriz. Bunlardan biri çalışma esasına dayalı açık hapishanelere güvenlik gerekçesi sebebiyle LGBTİ+ mahpuslar diğer mahpuslarla bir araya getirilmemekte ve bu nedenle açık hapishanelere gidememekteydiler. Maltepe Hapishanesi’nde bu durumun değiştiğini LGBTİ+’ların da çalışabildiğini izne gelen mahpuslardan öğrendik. Cinsiyet uyum süreci ile ilgili de yakın zamanda çok önemli bir gelişme oldu. Hapishanede ilk cinsiyet uyum ameliyatı olan trans kadın göğüs büyütme için başvuru yaptığını ve yapmış olduğu başvuru sonucunda kendisine adli tıp anabilim dalından ‘ameliyatın estetik amaçlı olmadığı kişinin ruh ve beden sağlığı açısından gerekli olduğu tıbbi kanaatine varılmıştır’ dendiğini bizlere iletti. Sonuç alındığında bu bilgiyi cinsiyet uyum sürecinde olan diğer trans kadınlarla da paylaşacağız.”

Peki LGBTİ+ hükümlülerinin sorunlarının çözümü için sizin önerileriniz nedir?

“Türkiye’de LGBTİ+ Mahpus Olmak kitabında yer alan anlatımlara baktığımızda, LGBTİ+ mahpusları diğer mahpuslardan ayıran en temel taleplerin yaşamsal ihtiyaçları olduğunu görmekteyiz. Bu ihtiyaçlar çeşitli ülkelerde benzerlik gösterse dahi, onları karşılamak adına ülkelerin geliştirdiği yöntem ve stratejiler farklılaşmaktadır. Bu stratejilerin başında da karar verici mekanizmaların LGBTİ+ mahpusları sürece dahil ederek sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapması gelir. Bu işbirliği içerisinde LGBTİ+ mahpuslara özgü ihtiyaçların belirlenmesi, yapılacak tüm düzenlemelerde bu ihtiyaçların göz önünde bulundurulması elzemdir.”

“Dernek olarak uzun zamandır özel ihtiyaçları olan mahpus gruplarına ilişkin farkındalığın arttırılması bu grupların ihtiyaçlarının karşılanması için özel çalışmalar yürütülmesi gerektiğini savunduk. Kasım ayında gerçekleştireceğimiz Hapsetmenin Alternatifleri Konferansı ile hapsetmenin alternatiflerini tartışmaya, alternatiflere ilişkin diyaloglar oluşturmaya, bu alanda çalışan herkesi bu ortaklığın bir parçası olmaya çağırıyoruz.”