Müebbetlik Tutsaklar Resmiye Vatansever ve Deniz Tepeli Yasakları Yazdı

Tarih: 
Çarşamba, 31 Ağustos, 2016

 

"Görülmüştür’ün etkinliklerini takibediyoruz. Wernicke Korsakoff hastalarının kampına katılımı da duyduk. Bu türden çalışmalar çok önemli. Bizde tahliye olan tutsaklara yaklaşımlarda ciddi duyarsızlıklar var. Bu duyarlılığın az da olsa sürdürülmesi bile sevindirici.

15 Temmuz’dan sonra dışarıyla iletişimimiz daha da zayıflayınca yazacağımız mektupların yerine ulaşıp ulaşmayacağından da kaygılı hale geldik.

...gerçekten de kafaca pes etmiyoruz. Hatta idareyle vb. ilişkilerde psikolojik üstünlüğün daha ziyade bizde olduğunu görüyoruz, gösteriyoruz da... OHAL saldırıları bizden çok fazla da birşey alamadı ağırlaştırılmışlar olarak. Çünkü zaten elde avuçta bir resim kursu ve varlığıyla yokluğu bir olan spor-kütüphane etkinliği vardı. Hiç bitmeyen disiplin “cezaları”nın çoğunluğu mektup ve telefon “cezası” olduğu için bu olanakların da hayatımızdaki varlığı pek fonksiyonel olmuyordu."

Deniz Tepeli-Resmiye Vatansever

9 No'lu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

Silivri-İSTANBUL

***

 

Hepinize Merhaba,

15 Temmuz’dan sonra dışarıyla iletişimimiz daha da zayıflayınca yazacağımız mektupların yerine ulaşıp ulaşmayacağından da kaygılı hale geldik.

15 Temmuz, biz buradaki ağırlaştırılmış müebbet tutsağı kadınlar olarak; bir taraftan tv.den haberleri alıyor ve hemen yorumluyoruz. Diğer taraftan üstümüzden geçen skorski hekikopterler ve F 16’ları izliyoruz. Ankara’da olduğumuzdan ve Akıncılar Ana Jet üssü buraya yakın olduğundan bazı kısımlarını bizzat yaşadık desek yeridir. Tam üstümüzden 4 tane Skorsky helikopter, ardından jetler geçti. Muhabbet 19 Aralık’la benzeştirdi bu sahneleri, o anki gürültüleri, matkaplarla tavanların delinme seslerini, gazları... ciddi ciddi operasyon olacak diye hazırlanmaya başladık. Biz sürekli tv izleyip balkondan yorumlar yapıyorduk, olası bir operasyona hazırlanmaya başladık.

Televizyondaki görüntüler vahşetti. İnsanları donlarla yüzüstü yatırmalarını, ahırda toplamalarını, ters kelepçe bağlamalarını izlerken inanılmaz rahatsız olduk. Düşmanlığın bile bir ahlakı, ilkesi vardır, ama sistem bildiğimiz gibi sistem!

İlk günlerden bu sürecin hapishanelere yansımaları oldu zaten. Ertesi gün tv yayınlarını kestiler ve 30 saate yakın tv izleyemedik. Su kesintisi vb. şeyler de oldu.

Nurhan arkadaş da burada P/C davasından; 20 günlük hücre cezası için geldi.

Sonraki günlerde bazı hapishanelerde görüş ve telefon engellemeleri yapıldığını öğrendik. Sohbet, kurslar, kütüphane, spor, sinema vb. etkinlikler tümden kaldırıldı. Elbette bunu sadece siyasilere uyguluyorlar... Yani tüm tutsakların bu konudaki statüsü ağırlaştırılmışlarınkiyle eşitlendi.

Bunları yazarken büyük bir tecrit tanımlaması yaptığımı farkediyorum. Fakat yaşarken inanınki hiç böyle hissetmiyoruz. Bunun iki nedeni var. İlki gerçekten de kafaca pes etmiyoruz. Hatta idareyle vb. ilişkilerde psikolojik üstünlüğün daha ziyade bizde olduğunu görüyoruz, gösteriyoruz da. İkincisi ise bu OHAL saldırıları bizden çok fazla da birşey alamadı ağırlaştırılmışlar olarak. Çünkü zaten elde avuçta bir resim kursu ve varlığıyla yokluğu bir olan spor-kütüphane etkinliği vardı. Hiç bitmeyen disiplin “cezaları”nın çoğunluğu mektup ve telefon “cezası” olduğu için bu olanakların da hayatımızdaki varlığı pek fonksiyonel olmuyordu.

Son süreçte gündemimize giren diğer bir konuysa sürgün-sevkler oldu. Bunların bile eğlenceli taraflarını bulduk. Yolculuğun nasıl geçeceğinin hayallerini kurduk. Benim hayalim yarım otobüs şeklindeki ringlerle bizi sürgün etmeleriydi. Hep beraber cümbür cemaat yola çıkıyorduk. Kuşlarımız da yanımızda elbette. Bir de bolca yiyecek-içecek. Oradan Ruken Heval de kendi hayalini anlattı. Yanımıza yol harcamaları için kişi başına 100 TL alabiliyormuşuz. Bu hapishanede bunu hiç uygulamadılar ama biz yine de hayalini kurmayı sürdürdük. Yol boyunca her geçtiğimiz şehirde oranın nesi meşhursa yiyorduk. Bileşenimizin en iştahlısı olarak ben, bu konunun hayalini epey renklendirdim. Sonra vardığımız yerde neler yapabileceğimizi düşündük. Oradaki yaşamı nasıl düzenleyeceğimizi filan da tabi. Hayallerimizin arasına kah dışarıdan kah geçmiş hapishane deneyimlerini ekledik.

Görülmüştür’ün etkinliklerini takibediyoruz. W.Korsakoff hastalarının kampına katılımı da duyduk. Bu türden çalışmalar çok önemli. Bizde tahliye olan tutsaklara yaklaşımlarda ciddi duyarsızlıklar var. Bu duyarlılığın az da olsa sürdürülmesi bile sevindirici.

Hepinizi ayrı ayrı kucaklıyoruz.

Tüm çalışmalarınızda başarılar diliyoruz. Kendinize çok iyi bakın...

 

Resmiye Vatansever-Deniz Tepeli

1 Ağustos 2016

Not: Fotoğraf, 15 Temmuz öncesi hapishanelerde sınırlı da olsa kullanabilen bir Resim Atölyesi'nden.. Soldan sağa: Muhabbet Kurt, Deniz Tepeli, Resmiye Vatansever, Zeynep Avcı, öndeki Zerrin Yılmaz.

Mektup, Görülmüştür Ekibi'ne Sincan'dan Silivri'ye sürgün öncesi yazılıp yollanmış.