Muş hapishanesinden mektup var: "can güvenliğimiz yok"

Muş’ta yaşayan ailesine yazdığı mektupla cezaevindeki sorunları anlatan Van F Tipi Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne tutuklu Mehmet Sayılğan, can güvenliklerinin olmadığını kaydetti. 

Van F Tipi Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ne tutuklu Mehmet Sayılğan, Muş’ta yaşayan ailesine yazdığı mektupla yaşadıkları sorunları anlattı. Sayılğan, ailesine yazdığı mektupta; Yeni Yaşam gazetesinin verilmediğini, tedavilerinin düzgün yapılmadığını, görüş sırasında yaşadıkları sıkıntıları, havalandırmaların üstü tel kafeslerle kapatıldığını, arama adı altında koğuşların arandığını, kantinde satılan eşyalar fahiş fiyatlarla satıldığını, iaşelerin çok az verildiğini ve can güvenliklerinin olmadığını dile getirdi.

 

Sayılğan, ailesine yazdığı mektupla yaşanan hak ihlallerini şöyle sıraladı:

 

"* Dışarıda üzerinde herhangi bir yasak hükmü olmamasına rağmen Yeni Yaşam gazetesi verilmemektedir. 

 

* X-Ray cihazından geçerken pantolonlarımızda ‘demirden düğme’ olduğu gerekçesiyle bizlere tulum giydirilmeye çalışılıyor. Bu durum görüşlere gelen ailelere de dayatılmaktadır. ‘Ya bu tulumları giyersiniz ya da sizi görüşe çıkarmayız’ deniliyor. Böyle zorlamalarla hükümlü ve tutuklular ve aileleri bu tulumları giymeye zorlanıyor. 

 

* Havalandırmaların üstü tel kafeslerle kapatılıp, gökyüzünü bile görmemiz engellenmeye çalışılmaktadır. 

 

* Mevzuata göre her hükümlü-tutuklunun haftada 10 saat spor –sohbet etkinliklerine çıkarılması gerekiyor. Bizim buradaki toplam spor- sohbet etkinliğimiz ise 4-5 saat olarak gerçekleşmektedir.

 

* Açık görüş günlerinde önce tutuklu-hükümlüler görüş salonuna alınıp görüş süresi başlatılıyor. Bu süre görüş süresi başlatılmış olmasına rağmen aileler koridorlarda aramalardan geçiriliyor ve bun neticesinde birçok zaman aileler görüş salonuna ulaştıklarında görüş bitmiş oluyor. Bu uygulama nedeniyle görüş süreleri bazen 5 dakikaya kadar düşebiliyor. Bazen de aramalardan geçirilen ailelerin salona girişiyle görüşün son bulması gibi durumlar ortaya çıkıyor. Tutuklu- hükümlülerin görüş salonuna önce aileler sonra kendilerinin alınması böylece bu haksızlığın son bulması yönündeki talepleri ise dikkate alınmıyor. 

 

* OHAL döneminde el konulan radyolarımızı bir daha iade etmediler. Bununla beraber kantinden kendi paramızla almak istediğimiz kısa dalga radyolar da bize satılmıyor. Bunun yerine işe yaramaz radyoları bize satarak rant elde etmeye çalışıyorlar. 

 

* OHAL resmi olarak bitmesine rağmen kitap kısıtlaması devam ediyor. 

 

* Cezaevi idaresi oda değiştirme taleplerini elinde bir mağduriyet aracı olarak kullanıyor. Tutuklu-hükümlülerin oda değiştirme talepleri aylarca ertelenip, değişim yapılmıyor. 

 

* Sayım adı altında günde 2 defa aramaya maruz kalıyoruz.

 

* Bu cezaevinde provokasyon amaçlı saldırılara maruz kalıyoruz. Medet Oruç isimli tutukluya işkence yapıldı. Halde koridorlarda tehditlerini sürdürmektedirler. Açıkçası bu cezaevinde can güvenliğimiz bulunmamaktadır. 

 

* Bilge Kitapevi’nin bize gönderdiği kitap katalogu, içinde bazı yasaklı kitapların isimleri geçiyor diye bize veriliyor. Sakıncalıdır denilerek kataloga el konuldu.

 

* Farklı ülkelerin büyükelçiliklerine gönderdiğimiz mektuplara el konularak, yerlerine ulaşmaları engellendi. 

 

* Revir ve hastaneye gidişlerde sorunları yaşıyoruz. Tedaviler yüzeysel bir şekilde yapılıyor ve bu durum mevcut hastalıkların büyümesine ve yeni hastalıklara davetiye çıkarıyor. 

 

* Cezaevi personelleri bize asker gibi davranmaktadır. Adın ne, Sağa dön, sola dön, konuşma, hızlı yürü gibi talimatlarla bize emir verilmek istenmektedir. Bu cezaevini askeri bir kurum gibi görüyorlar. 

 

* Kantinde satılan eşyalar fahiş fiyatlarla satılmaktadır. 

 

* İaşelerimiz çok az verilmektedir. 

 

* Berber 3 dakikada çok kötü tıraş yapılıyor ve bu nedenle tutuklu-hükümlüler  saçlarını sıfıra vurmak zorunda kalıyor.

Kaynak : Mezopotamya Ajansı