Ölüm Orucu Gazisi OHAL'in Hapishanelere Yansımasını Değerlendiriyor

Cumartesi, 6 Ağustos, 2016

Hapishanelere yönelik saldırı emekçi sınıflara saldırının ön cephesidir

İçeriden ölüm haberleri duymamanın tek koşulu dışarıdaki emekçilerin tutsaklarla dayanışma içine girmesi. Bu dayanışma ne denli güçlü örülebilirse, içerideki saldırıların ve ardından dışarıda daha da yoğunlaşacak devlet terörünün önüne o denli geçilebilir.

Dünyada böyledir, ama Türkiye’de kesinlikle böyledir; hapishanelere yönelik artan saldırının devamında, kesinkes emekçi sınıflara da saldırılmıştır. Ulucanlar katliamı öncesi Ecevit, efendisi ABD’ye gitmeden önce, bunu özlü olarak ifade etmişti: “İçeriye hakim olmadan, dışarıya hakim olamayız.”

Darbe girişimi sonrası OHAL adıyla yapılan darbe sonrasında hapishanelerde yeni bir saldırı dalgası başladı. Sincan hapishanesini darbe girişimi sonrası tutuklananları koyacakları için boşalttıklarını ima ettiler. Tutuklanan bin, iki bin kişi olsaydı, bu söylenen ikna edici olabilirdi. Ne var ki tutuklanan şimdiden 10 bine yaklaştı. Ki gözaltılar ve tutuklamalar daha da sürüyor. Sincan hapishanesi ihtiyaca yanıt verecek durumda değil. Tabii tutukladıklarına insan muamelesi yapacaklarsa; 3 kişilik hücreye 10, 15 kişi koyarlarsa o zaman Sincan hapishanesi belki ihtiyaçlarına yanıt olur.

Sincan’dan sürülen tutsakların bir kısmı tutukluydu. Tutuklu olan, yani hala davası sürenler bile sürüldü. Kalabalık bir şekilde sürgün olduğu için, zaten eziyet olan hapishane ringi seferleri, ağır bir işkenceye dönüştürüldü. Hapishanelere girişten itibaren işkence sürdü. Şu an tutsaklar 3 kişilik hücrelerde en az 6, tek kişilik hücrelerde de en az 3 kişi kalıyor. Tutsakların hücrelerde kalabalık kalmasından rahatsızlık duyması, tecride karşı mücadeleyle çelişkili görülebilir. Ama ortada hiçbir çelişki yok. Birincisi tecrit şimdi daha da ağırlaştırılmış durumda. Her hapishanede tutsaklara keyfi gerekçelerle mektup, görüş yasağı getiriliyor. İkincisi, tutsaklar tecride karşı çıkarken insani koşullarda yaşamayı bir ön koşul olarak koyuyordu. Ama 3 kişilik hücrede 6 kişinin kalması insani koşulu ortadan kaldırır nitelikte. Bu da bir işkenceye dönüştürülmüş durumda.

Bütün bunlarla birlikte fiziki saldırılar da yoğunlaştı. Her yeni haberde, tutsaklara yönelik saldırılarda artış olduğunu duyuyoruz. Elbette bu saldırılar OHAL’den ayrı düşünülemez. OHAL’in ilk yoğun saldırısı tutsaklara oluyor. Dışarıya yönelik saldırı zaten bugünden var ama çok daha yoğunlaşacağının en net habercisi, hapishanelere yönelik saldırılar.

Tutsaklar bu saldırılara karşı, her zaman olduğu gibi can bedeli direniş gösteriyor. Tutsaklardan ölümü kucaklayanlar da olabilir, ama kesinlikle bu saldırılar karşısında tutsaklar kazanacak, devrim kazanacak. İçeriden ölüm haberleri duymamanın tek koşulu dışarıdaki emekçilerin tutsaklarla dayanışma içine girmesi. Bu dayanışma ne denli güçlü örülebilirse, içerideki saldırıların ve ardından dışarıda daha da yoğunlaşacak devlet terörünün önüne o denli geçilebilir.

Ölüm Orucu gazisi Muharrem Kurşun

Kaynak: Kızıl Bayrak, www.kizilbayrak1.net