ÖYM İmzalı Hukuksuzluk Örnekleri 6 - Sabire Demir

Sabire Demir ve bölge illerinde benzer dosyalardan verilen hapis cezaları Türkiye’de hukukun Kürt illerinde uygulanışındaki çifte standardın tipik bir örneği.

ÖYM imzalı hukuksuzluk örnekleri sadece Kürt öğrencilerin yargılandıkları dava dosyalarıyla sınırlı değil.

Kürt illerinde her hangi bir eyleme protesto gösterisine ya da cenaze törenine katılmak gözaltına alınmanın, tutuklanmanın ve yıllarca hapis cezasına çarptırılmanın da gerekçesi oluyor.

Ranza komşum Sabire’de Bingöl’de bir çatışmada hayatını kaybeden komşularının kızı Halime Baş’ın 22 Mart 2011 günü yapılan cenaze törenine katıldığı için gözaltına alınmış.

Savcılıktan bırakılmış, ancak hakkında:

“Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek, görevi yaptırmamak için direnmek ve 2911 sayılı Yasaya muhalefet etmek”ten dava açılmış.

1984 doğumlu Sabire Mardin Nusaybinli. Babası 24 Eylül 1996 tarihinde Diyarbakır E Tipi Hapishane’de gerçekleşen katliamda hayatını kaybetmiş. PKK’ye yardım yataklık etmekten tutukluymuş. Babasının katledilmesinin ardından Demir ailesinin hayatı pek kolay olmamış! Annesi 6 çocukla baş başa kalmış. Yoksulluk bir yandan, devletin baskıları öbür yandan…

Sabire hiç okula gitmemiş. Yazları Adana’ya Karadeniz’e ailece mevsimlik işçi olarak gitmişler. Konfeksiyonda, otellerde temizlik işlerinde çalışmış.

Gözaltına alınıp, bırakıldığına nişanlıymış; bir süre sonra da evlenmiş. Ancak istediği bir ilişki olmamış. Kısa sürede eşinin şiddetinden bulanıp, annesinin yanına döndüğünde hamileymiş. Altı günlükken elinden alınan ve bir daha göremediği kızını 21 Mart 2012’de sezaryenle dünyaya getirmiş. Sabire kızını nikâhsız eşinin ellerinden almanın yollarını ararken 3 Nisan 2012 günü bir arkadaşına giderken bindiği otobüsten indirilerek gözaltına alınmış. Yargılandığı dava dosyasının görüldüğü 5. ACM’nin hakkında tutuklama kararı çıkardığında haberi bile yokmuş.

Aynı gün mahkemeye çıkarılmış ve bildik şablon cümleyle tutuklanma kararı verilerek Diyarbakır E Tipi hapishane’ye gönderilmiş.

Yargı süresi kısa sürmüş.

28 Kasım 2012 tarihinde hüküm verilmiş.

Örgüte üye olmakla birlikte örgüt adına suç işlemekten 7 yıl 6 ay,

- 2911 Sayılı Yasa’ya muhalefetten 6 ay;

- Görevi yaptırmamak için direnmekten 6ay;

- Dağılın çağrısına uymayıp dağılmadıkları içinde 6 ay ağır hapis cezası verilmiş Sabire’ye.

Dosya da tek kişi Sabire…

Ve komşularının kızı cenazesine katılmak, polisin gazlı ve tazyikli su saldırısına direnmek Sabire’ye 9 yıl ağır hapis cezasına mal olmuş.

Üstelik 5. ACM heyeti verilen cezaların hiç birine indirim uygulamadığı gibi, insanı isyan ettirecek bir gerekçe yazmış!

“4-) sanığın mevcut dosya kapsamında anlaşılan kişiliği, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki gözlemlenen davranışı, cezanın sanığı üzerindeki olası etkileri ve yargılama aşamasında yapmış olduğu eylemlere ilişkin herhangi bir pişmanlık duyması nazara alınarak hakkında 5237 Sayılı TCk’nun 62/1. maddesinde yer alan genel takdiri indirim sebeplerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına.”

Bu gerekçedeki “Sanığın mevcut dosya kapsamında anlaşılan kişiliği” saptaması hakikaten çok ilginç ve 5. ACM heyetince açıklanması gereken bir saptama!

Sabire cenaze törenine katıldığını savunmasında kabul etmiş.

Gözaltına alınırken polislerin yüzüne gaz sıkması ve fiziki şiddetine küfürüne maruz kaldığını ifadesinde dile getirmiş.

Ancak bir suç duyurusu niteliğinde olan bu ifadeyi mahkeme heyeti dikkate almamış.

İyi hal indirimi bir yana, normal olarak dağılın çağrısına uymamama, 2911 Sayılı Yasaya muhalefet ve görev yaptırmamaktan verdikleri 6’şar aylık cezaların ertelenmesi gerekirdi.

Sabire ve bölge illerinde benzer dosyalardan verilen hapis cezaları Türkiye’de hukukun Kürt illerinde uygulanışındaki çifte standardın tipik bir örneği.

2013’de Yargıtay dosyayı bozdu: ancak Sabire’ye yazılı bir evrak gelmediği için ayrıntıyı öğrenemedik

12 Aralık 2013 günü telekonferans yöntemiyle Diyarbakır 5. ACM’de yeniden görülen davaya katıldı.

Arıza çıktığı için gidişatla ilgili bir şey öğrenemedi.

Biz de o tarihten beri davanın ne olduğuna dair hiçbir bilgi edinemedik.

Diyarbakır 5. ACM’ye Ocak ayında gönderdiğimiz dilekçeye de yanıt verilmedi.

Hapishanede insanın kendi durumuyla ilgili bir bilgiye sahip olmadan beklemek zorunda bırakılması gerçekten sünür bozucu bir durum.

Ve biz dosyanın ne durumda olduğuna dair bilgi almaya çalışırken Sabire’ye beklemek düşüyor.

* Füsun Erdoğan, Gebze Kadın Kapalı Hapishane, 15 Mart 2014,

Kaynak: bianet.org

İlişkili İçerik