SEYİT OKTAY'dan deneme tadında bir mektup

SEYİT OKTAY     E Tipi Cezaevi D-3  Ümraniye/İstanbul

Sevgili Kekê ADİL,  Değerli OKAY Ailesi  Ve tabi ki Tatlı ÖYKÜ CAN!

Sizleri Mayıs’ın Kürdi gülleri tadında selamlıyorum, baharınız “Gülan” tadında geçsin diyorum. En son göndermiş olduğunuz kartı aldım ekte bir boş kartla birlikte teşekkür ediyor, dost sıcaklığıyla kucaklıyorum.

Yine ülke baştan sona karalar bağlamış, bu kez sol yanımız Soma’nın kara elmas diyarından yükselen aç çığlıklarla zifire kesmiş, Baharı zehir eylemiş, yeşili kara eylemiş. Muktedirlerin “kader-kaza” dedikleri bir katliamda, “bir avuç kömür, bir ekmek” uğruna canlar can vermiş! Ağıtlar ses ses, dalga dalga ülkeyi tepeden tırnağa, baştan ayağa sarmış. Televizyonlar yine asla hatırlanmayacak, birkaç gün sonra unutturulacak o hayatları sırf “malzeme” diye melodram müzikleri çıkarmış, ölüm olmuş her yerden yağıyor “Soma”…

O eski şarkılardaki gibi “İndim maden ocağına/Kara elmas diyarına/Yeryüzün sıcak olsun diye dost/Yıllar boyu kazma salladım suskunca bu zindanda/Çocuklarım gülsün diye dost/Oysa benim elde gülen yok” bu kadar mı güzel anlatır bir şarkı Madenin “yüz karası” yazgısını, “Kurtuluş, çare kesinlikle ellerimizde, yüreğimizde, Roboski’den Soma’ya Ali İsmail’den Medeni’ye, Ceylan’dan, Berkin’e bütün canlar yıldız olmuş gökyüzünde bizi seyretmekte, “bir avuç özgürlük uğruna” hadi omuz omuza… Onlar “Gülan” ayının gülleridir her sabah aynı tazeliğiyle yüreğimizde açan.

Umudumuz yinede diridir yediverenler adına, asla yılmadık “direnmek yaşamaktır” diyenlerin çığlıkları kulaklarımızda. Zindanda olsa ölümde olsa yırtıp atacağız bu “yazgı” diye belletilen mecburiyeti. Biz ki tarihin aynalı kapılardan rüzgar kanatlı atlarıyla coşarak gelen Spartaküs’lerin, Bedrettin canlarını, Hallac’ların, Pir Sultan’ların, Kemal, Hayrilerin, 4 Ateş Gülünün, 3 Fidan’ın hepsinin ardıllarıyız. Yenilmedik tarihte hiçbir kavgada! Sadece bizimkisi zaman meselesi. Yüreğimiz yangın yeri. Canımız yansa da devam edeceğiz özgürlük ve emek için nefes almaya. Hepsini saygıyla anıyor, bizi gökyüzünde seyreden yıldızlara “müsterih olun, bu canda nefes oldukça yüzünüz ak parıldayacaksınız orada”  diyeceğiz. Kara elmas diyarını vatan belleyip yiten canları saygıyla anıyorum.

Kekê ADİL

Bir de gazetede senin ile ilgili haberi okudum. Meğer sen muktedirleri ne çok korkutmuşsun. Öykü’nün balonundan, ipekli mendilinden, salyangozundan korkanlar, şimdide senin içerdekilere “selamından” korkar olmuşlar. Artık “trajik” demiyor “komik” demiyor, “traji-komik” hiç demiyor, “saçmalık” diyorum. Yıllardır içerdeki canlara ulaşıp, dost sıcaklığını bütün “OKAY” Ailesi olarak ulaştırmaya çalıştınız. Kâh birlikte ağladığınız bizimle, kâh birlikte güldünüz. Zemheride bir “öykü” gülümsemesi yollayıp içimizi ısıttınız. Demek ki bir “selam” bile “sakıncalı” olabiliyormuş bu memlekette! Daha neler göreceğiz bu ömrümüzde! Bilmenizi isterim ki tüm yüreğimle sizinleyim, yanınızdayız Kekê, biliyoruz sen çok badireler atlattın, bu da bir yeldir geçer. Ama bu nasıl bir zihniyet ve kafadır bilinmez!

İnsan ne diyeceğini şaşırıyor bazen. Biz ailemiz kadar yakın güzel “OKAY” Ailesi, içerdekiler için bütün dost ve sevgi dolu emek ve çabalarınız için sonsuz teşekkürler. Gün geldi “görülmüştür” sitesinden sesimizi duyurdunuz, gün geldi kitaplarımızı tanıttınız, gün geldi canımıza can katan sevdanızı saldınız yüreklerimize. Sizleri sevgiyle özlemle hasretle kucaklıyorum diyoruz ki “Dokunmayan Dostlarımıza” Canlarımıza, Kekê kendine çok iyi bak, Seni Tülin’i Öykü Can’ı sevgiyle selamlıyorum. Her zaman yanındayız.

Saygılarımla

Seyİt OKTAY   20.05.2014

E Tipi Cezaevi D-3

Ümraniye/İstanbul

İlişkili İçerik