Tahliye olan gazeteci Kürkçüler ve Tarsus cezaevlerindeki ihlalleri anlattı

Pazartesi, 8 Ekim, 2018

18 aylık tutukluluk sürecinde sistematik hak ihlallerine maruz kaldığını ifade eden Özgür Toplum Dergisi çalışanı Fahrettin Kılıç, "Keyfi uygulamalarla tutsaklar ceza içinde cezayı yaşadı. İnsan hayatının hiçe sayıldığı bir ortamı gördüm. Bununla ilgili de zaten savcılığa suç duyurusunda bulundum" dedi. 

Özgür Toplum Dergisi çalışanı Fahrettin Kılıç, 31 Mart 2017'de tutuklanarak önce Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi'ne ardından Tarsus 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi'ne götürüldü. 18 Eylül'de Adana 11'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen 3'üncü duruşmasında tahliye edilen Kılıç, cezaevinde ciddi hak ihlalleriyle karşılaştığını dile getirdi. Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi'nde ilk girişte çıplak aramaya maruz kaldığını anlatan Kılıç, ardından da hak ihlallerinin arttığına değindi. 

 

‘YENİ TUTUKLANANLAR BAĞIMSIZ KOĞUŞLARA ALINMAYA ÇALIŞILIYOR’

 

Kılıç, "Aramadan sonra gardiyan bana, 'aktife mi, bağımsıza mı?' deyip gelenleri bağımsıza yönlendiriyorlardı. Gelenlere, 'aktiflere giderseniz mahkemeleriniz etkilenir. Disiplin cezaları alırsınız. Ailenizle görüşemezsiniz' gibi söylemlerde bulunuyorlardı" şeklinde konuştu. 12 Eylül askeri darbe ürünü olan "Karıştır barıştır" uygulamasının Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi'nde devam ettiğini söyleyen Kılıç, "FETÖ ve İŞİD'lilerle aynı koridorda yer alıyorduk. Bizi bu kişilerle aynı salonda görüşmeye çıkarmaya çalışıyorlardı. Güvenlik gerekçesiyle bizler görüşe çıkmıyorduk" dedi. Hastane ve mahkemeye gidiş gelişte çıplak arama dayatmasına maruz kaldıklarını ifade eden Kılıç, "Bu dayatmayı kabul etmeyenler götürülmüyordu" ifadelerini kullandı.

 

‘PROVOKATİF HAREKETLERDE BULUNUYORLAR’

 

9 ay kaldığı Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi'nde cezaevi idaresinin tutuklular üzerinde sistematik bir baskı oluşturduğunu kaydeden Kılıç, "Arama adı altında koğuşlarımız basılıp, eşyalarımız dağıtılıyordu. Kitaplarımıza el konulup, keyfi olarak yasak getiriliyordu. 3 kişilik odalarda 4 kişi kalınıyordu. Tahliye olan arkadaşlarımızın eşyalarına el konulup depoya konuluyordu. Cezaevi idaresi provokatif hareketlerde bulunuyordu. Sosyal haklardan mahrum bırakılıyorduk. Bazı gardiyanlar ve askerlerce mahkeme ve hastane gidişlerinde provokatif hareketlerde bulunup, arkadaşlarımızı darp ediyorlardı. Hak ihlallerine karşı çıktığımız için yoğun disiplin soruşturmalarına maruz kalıyorduk. Cezaevinde ceza içinde bir ceza yaşadığımı ifade edebilirim" diye konuştu.

 

‘TARSUS’TA DA YOĞUN HAK İHLALLERİ VARDI’

 

26 Aralık'ta 39 tutukluyla beraber Tarsus 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi'ne sevk edildiğini aktaran Kılıç, cezaevi girişinde çıplak arama dayatmasına maruz kaldıklarını; ancak kabul etmediklerini kaydetti. Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi'nde yaşadıklarını Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi'nde yaşanan hak ihlallerinin yüksek dozajı olarak değerlendiren Kılıç, hak ihlallerini şöyle sıraladı: "Ayakta askeri nizam sayım vermemiz dayatılıyordu. Karıştır barıştır uygulaması burada da vardı. Aynı koridorda olmamız nedeniyle havalandırmamıza İŞİD'çiler tarafından yaralayıcı maddeler atılıyordu. Radyo ve iç çamaşırı gibi eşyalarımız bize verilmiyordu. Sosyal aktivitelere çıkarılmıyorduk. Kitap sınırlandırılması vardı. 

 

Açık ve kapalı görüşlerimiz 35 dakika ile sınırlandırılıyordu. Eşyalarımız bize verilmiyordu. Arama adı altında koğuşlarımız aranıp, darp edilecek noktaya geliyorlardı. Koridorda duvar dibinde tek sıra halinde yürüme dayatılıyordu. Şarkı söylediğimiz için hakkımızda disiplin soruşturması açıldı ve iki ay iletişim cezası verildi. Arkadaşlar revire geç çıkarılıyordu ve ilaçları da geç veriliyordu. Hastaneye yapılan sevkler de aylarca erteleniyordu. Sevki olan bazı arkadaşlara da kelepçeli muayene dayatması yapıldığı için tedavi olmadan geri geliyorlardı. İç posta uygulaması yoktu. Odada bulunan arkadaşlarla toplu fotoğraf çekilmeye izin verilmiyordu. Bazı odalarda kapasitenin üzerinde arkadaş kalıyordu. Spor dışında bir faaliyete çıkarılmıyorduk. Bazı gardiyanlar ve askerlerce mahkeme ve hastane gidişlerinde provokatif hareketlerde bulunup, arkadaşlarımızı darp ediyorlardı. Dilekçelerimize cevap verilmiyordu" ifadelerini kullandı.

 

‘DARP EDİLDİM’

 

Koğuş araması sırasında kendisinin de gardiyanlarca darp edildiğini anlatan Kılıç, "Bir oda aramasında darp edildim. Bir arkadaşımızın eşyasını yırtmalarına karşı çıktığım için tişörtüm yırtıldı. Daha sonrada idare ve aramaya katılan gardiyanlar beni suçlayarak disiplin soruşturması açtılar. Yine başka bir aramada Selahattin Demirtaş'ın dolaba asılı fotoğrafını yırttılar. Buna da karşı çıkınca, 'aramaya karışamazsınız' gibi söylemlerde bulunuyorlardı. Sürekli eşyalarımızı dağıtıyorlardı. Keyif uygulamalarla tutsaklar ceza içinde cezayı yaşadı. İnsan hayatının hiçe sayıldığı bir ortamı gördüm. Bununla ilgili de zaten savcılığa suç duyurusunda bulundum" dedi.

kaynak: Mezopotamya Ajansı