Tutsak Ressam MAHMUT ULUSAN yazdı: MURAT YURTGÜL Anısına

"Haziran ortasında Murat Yurtgül heval CİSST çalışmaları kapsamında bir mektup yazmıştı bana. İçeridekilere ilişkin çalışmalarına kendi cephemizden katkı sunmamızı bekliyordu. Gerçekten çok yoğun bir döneme denk gelmişti mektubu. Hele şu yoğunluk bir hafiflesin de, uzun uzun yazarım diye düşünüyorken Suruç'taki o alçakça saldırı oldu. Ve Murat arkadaşı orada kaybettik... Nasıl anlatacağız şimdi bu durumu!"

29.07.15

Çok Değerli Adil Heval;

Umarım bir kez daha mektubuna hemen cevap veremediğim için beni bağışlarsın... 'Mektuplarına' daha doğrusu!..

Kitapları falan hep aldım, haberin olsun. merak etme... Mayıs ayı başında annemi kaybettim. Bunun yarattığı bir içe kapama durumu yaşandı sanki... Sonra biz içeridekilerin kendine has bir yoğunlaşma-yoğunluk süreci falan derken böyle gecikti işte. Ama gelen mektuplara cevap olmamalı, -gerekçeli veya gerekçesiz- epey ağır bir yük bindiriyor insanın omuzlarına. İnsanın aklına düşüşte midesine bir sancı saplanıyor doğrusu. Şu son birkaç gündür biriken mektuplara peyderpey cevap veriyorum diye ruhsal bir rahatlamayı da yaşıyorum doğrusu...

Ama bazı gecikmeler asla telafi edilemiyor maalesef... Haziran ortasında Murat Yurtgül heval CİSST çalışmaları kapsamında bir mektup yazmıştı bana. İçeridekilere ilişkin çalışmalarına kendi cephemizden katkı sunmamızı bekliyordu. Gerçekten çok yoğun bir döneme denk gelmişti mektubu. Hele şu yoğunluk bir hafiflesin de, uzun uzun yazarım diye düşünüyorken Suruç'taki o alçakça saldırı oldu. Ve Murat arkadaşı orada kaybettik... Nasıl anlatacağız şimdi bu durumu! Ama yine de o gecikmiş -dünyanın en gecikmişi hem de- mektubu oturup yazdım kendisine... Buradan öğrendiğimiz, hayatın ertelenemez, bekletilemez olduğudur...

(...) Şu anda hücre kelimenin tam anlamıyla saunaya dönmüş. Mektup kağıdı ıslanmasın diye kolumun altına kalınca bir peçete yerleştirmiştim :( Pencere açık ama içeriye hava girmiyor :( Hava sirkülasyonu oluşmadığı için; içerisi ısınsa da (yazın), soğusa da (kışın) oluşan sirkülasyondan ötürü değil, molekülleri birbirine değe değe oluyor bu olay :( Artık bu durumda sabahı nasıl getiririz bilemiyorum. Zaten kafamızın içinde uykumuzu kaçıran yığınla şey varken daha da çekilmez oluyor bu sıcaklar... Zaten bu Tayyip'in yarattığı ateşten atmosferi de hiç saymıyorum. Ne var ki her tarafa sıçrattığı ateş en önce kendisini yakacak. O haramla (...) sarayını yakacak! İnş!

 Sizi de özlemle kucaklıyor ve umutla kalın diyorum...

Mahmut Ulusan

2 Nolu F Tipi Cezaevi  B2- 7 - 36

P.K 145  Kocaeli