Tutsak yakınları: Cezaevleri vahşet bodrumları gibi olmasın!

Perşembe, 9 Haziran, 2016

İZMİR - Aliağa Şakran Cezaevi T-4 bölümünde tutulan ve gardiyanlar tarafından ağır şekilde darp edilen 13 siyasi tutsak, 3 Haziran'dan itibaren süresiz dönüşümsüz açlık grevi başlattı. Tutsakların can güvenliklerinin olmadığını belirten yakınları, "Bu cezaevi yarın Cizre bodrumlarına da dönüşebilir. Yaralı insanları yakan kendisine karşı gelen tutsakları da yakabilecek bir zihniyettedir. Bundan dolayı tüm kamuoyunu tutsaklarla ilgili duyarlı olmaya çağırıyoruz" dedi.

İzmir Aliağa Şakran Cezaevi T-4 bölümünde tutulan siyasi tutsakların 30 Mayıs tarihinde gardiyanların saldırısına uğradığı ortaya çıkmıştı. Ailesiyle yaptığı haftalık telefon görüşmesinde tutsaklardan Erkan Tamir, sabah sayımında gardiyanların odaların havalandırma bölümünde oturan tutsaklardan Osman Furuncu'nun kalkmasını istediği ve bunun üzerine çıkan tartışma sonucunda 15 gardiyanın tutsaklara saldırdığını aktarmıştı. Yaşanan saldırılarının ardından tutsaklardan Müslüm Şahin, Ferhat Demirbaş, Selim Eklik, Fahrizat Tutan, Abdulcelil Erinfik, Erkan Tamir, Abbas Kaya, Hüseyin Tunç ve Delil Tekin adlı tutsakların ağır şekilde darp edildikten sonra tek kişilik hücrelere konulduğu öğrenildi.

Tutsaklar baskılara karşı açlık grevinde

Hücrede bir süre tutulan tutsaklar daha sonra hücreden çıkartılırken, iki gün önce B-13, B-14 ve B-15 koğuşlarında tutulan 19 tutsağın B-4 koğuşuna alındığı aktarıldı. Koğuşları değiştirilen tutsaklardan 13'ünün 3 Haziran'dan itibaren süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olduğu bildirilirken, tutsakların sağlık kontrolünden geçirilmediği ve ayakta sayım uygulamasının dayatıldığı kaydedildi. Öte yandan insan hakları savunucuları ile avukatlardan oluşan heyetin, cezaevinde yaptığı incelemeleri raporlaştırarak kamuoyuyla paylaşması beklenirken, cezaevindeki tutsakların yakınları açık görüş sonrası açıklamada bulundu.

Aileler endişeli

Tutsaklardan Müslüm Şahin'in eşi Ülker Şahin, tutsakların kötü muameleye maruz kaldıklarını belirterek, "Sayımda yoklama yapmak istemişler ve yakınlarımız da çıkmak istememiş. Darp etmeye başlamışlar. 9 kişiyi süngerli odaya almışlar ve diğer arkadaşları da tencere, tava vurarak eylem yapmışlar. Eylem sonrasında tutsakları süngerli odadan çıkarmışlar ama daha sonra yine aynı olay yaşanmış. Yine arkadaşları eylem yapmışlar ama bu sefer darp ederek çıkarmışlar. Boynunda, kollarında, sırtında ve ameliyatlı olduğu bölgede darp izleri var. Doktor raporu da verildiği söyleniyor. Son 4 gündür de süresiz, dönüşümsüz açlık grevine girmişler. Yakınımı gördüğümde de darp izleri vardı. Eşim 4-5 arkadaşın da durumunun ağır olduğunu söyledi ve ciddi bir şekilde tedavi görmüyorlarmış" dedi.

Tutsaklara 'sizi infaz ederiz' tehdidi!

Tutsakların baskı ve işkenceye maruz kaldığını söyleyen Ülker sözlerine şöyle devam etti: "İnanılmaz şekilde baskı ve işkenceye maruz kalıyorlar ve bir haftadır kimsenin haberi yok. Biz savcılığa suç duyurusunda bulunmayı düşünüyoruz. Gerekirse buradan da gitmeyeceğiz. Onları yalnız bırakmayacağız, elimizden ne gelirse yapacağız. Gardiyanlar, 'Bu yaşananları dışarı yansıtırsanız içerde sizi infaz edeceğiz' demişler. Yani içeride olan arkadaşlarımızın şartları çok kötü ve hayati riskleri bulunmakta. İnsan Hakları Derneği ve doktor geldi. Avukatlarımız da geldiler ancak görüşmeleri engellenmeye çalışılıyor. Detaylı bir rapor ne zaman çıkar bilemiyoruz. Telefon açtıklarında burada durumumuz hiç iyi değil diyorlar. Vahşet bodrumlarında yaşanan durum gibi olsun istemiyoruz."

'Can güvenlikleri yok'

Bir başka siyasi tutuklu Delil Tekin'in akrabası Saliha Eser, "Bugün Delil'i gördüğümde boynunda, kollarında darbe izi vardı. Can güvenlikleri yok ve bunlar için mutlaka destek istiyorlar. Avukatlarıyla görüşmek istiyorlar. Şu anda tek hücrelere almışlar. 'Sayım zamanı geldiğinde bizi saatlerce ayakta tutuyorlar' diyorlar. Kötü sözler ve muamele uygulandığını söylüyorlar. Açlık grevine başladılar, bunu kimse bilmiyor. Buna bir an önce bir çözüm bulmamız lazım. Fiziksel şiddetin yanında sözlü şiddete de uğruyorlar. Herkes ayaklansın, cezaevindeki insanlarımıza sahip çıkalım. Özellikle T-4 bölümünde olan insanlarımız çok zor durumdadır" diye seslendi.

'Açık görüşte gördüğümüz manzara korkunçtu'

Tutuklu Mehmet Emin Dağ'ın ablası Tayyibe Sessiz de, "Bugün açık görüşte gördüğümüz manzara korkunçtu. İşkence görmüşlerdi. Çok ciddi darbeler almışlardı. Partiden insanlarımız da bu çocukların haklarını lütfen arasınlar. Vücutlarında morluklar vardı. Şu anda açlık grevindeler. Psikolojileri de kötü etkilenmiş durumdaydı" sözleriyle gördüklerini aktardı.

'Yasal yollardan hakkımızı arayacağız'

Mazlum Selçuk'un akrabası İncil Selçuk ise, Mazlum'un arkadaşı olarak 4 yıldır görüşe geldiğini ancak bugün hiçbir gerekçe bildirilmeden görüş hakkının kaldırdığını söyledi. İncil, "Sakıncalı olduğumu Mazlum'a iletmişler. Bin 500 kilometre yol geldim ama anti-demokratik bir şekilde görüş hakkım engellendi. Benim neyim sakıncalıdır? Beyaz tülbendim mi, rengimin esmerliği mi, Kürt kadını olduğumdan mı yakınımla görüşüm engelleniyor. Bu anti-demokratik ve haksız bir uygulamadır. Coğrafyamızda yürütülen kirli savaş konseptinin bir parçası olduğunu düşünüyorum. Yasalar değişmedi, hiçbir şey değişmedi bugün niye görüş hakkım engellendi. Avukatlarımız vasıtasıyla yasal yollardan hakkımızı arayacağız" diye konutu.

Duyarlılık çağrısı

İncil, buradaki tutsakların hayatıyla ilgili endişeli duyduklarına dikkat çekerek, "Bu cezaevi yarın Cizre bodrumlarına da dönüşebilir. Yaralı insanları yakan kendisine karşı gelen tutsakları da yakabilecek bir zihniyettedir. Bundan dolayı tüm kamuoyunu tutsaklarla ilgili duyarlı olmaya çağırıyoruz. Bugün görüş hakkı engelleniyorsa yarın mektup hakkı da telefon hakkı da engellenir" diye belirtti.

Kaynak: JINHA